Nüve Forum


Fizik Mühendisliği hakkinda Zamanda Yolculuk ile ilgili bilgiler


Parçacıklar Telepati Yaparlar mı? [coverattach=1]Bir telepati gösterisine tanık ol*duğunuzu düşünün. İki kişi birbirle*rini göremeyecek şekilde bir perde*nin farklı yanlarında oturuyor. Adamlardan biri elindeki iskambil destesinden düzenli olarak kağıtlar çekiyor ve

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 27.05.08, 01:34
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Zamanda Yolculuk

Parçacıklar Telepati Yaparlar mı?

[coverattach=1]Bir telepati gösterisine tanık ol*duğunuzu düşünün. İki kişi birbirle*rini göremeyecek şekilde bir perde*nin farklı yanlarında oturuyor. Adamlardan biri elindeki iskambil destesinden düzenli olarak kağıtlar çekiyor ve seyircilere gösteriyor. Bundan sonra da perdenin diğer ya*nındaki adam kağıtları doğru olarak tahmin ediyor. Bu tip bir gösteri gör*düğünüzde genellikle ne yaparsınız? Olanlara fazla kafa yormayıp eğlen*meye bakmak sıkça izlenen bir yol. Bunun dışında insanlar genellikle iki değişik tepki gösterirler. Ya, bu adamların gerçekten telepatiyle ha*berleştiklerini ve ortada yeni bir olay olduğunu kabul edersiniz, ya da işin içinde bir hile olduğunu düşünürsü*nüz. Eğer bu son görüşteyseniz, bu kez hilenin nasıl yapıldığı ve nasıl gizlendiği konusunda kafa yormaya başlarsınız. Olası bir açıklama şekli olarak şöyle bir senaryo düşünülebi*lir: Gösteriden önce kağıtlar dizilir ve hafızası en kuvvetli olan adam ka*ğıtları doğru sırasıyla ezberler. Gös*teri başlarken de eli çabuk olan diğer adam sahnede karıştırdığı başka bir desteyi seyircilere hissettirmeden özel olarak dizilmiş desteyle değişti*rir. Gösterinin devamıysa olaysız ola*rak (ve seyircilerin şaşkın bakışları altında) geçer. Eğer gösteriden önce bir telepati denemesi yapacaklarını söylememişlerse hileyi gizlemeleri daha kolay olur. Bu olası açıklama şekillerinden sadece bir tanesi. Aynı gösteriyi değişik hilelerle yapmak mümkün. Sihirbazların hüneri hileyi başarılı bir şekilde gizlemelerinde yatar.
Bilimsel düşünceden nasibini al*mış olanlar genellikle hile alternati*fine yönelirler. Bunun asıl nedeni te*lepati gibi bir olayın mümkün olma*dığına inanılması değil, aksine bi*limde sıkça uygulanan, problemlere yaklaşım şekli. Yeni bir gözlemi yeni kuramlarla açıklamaya girişmeden önce, eski kuramların o gözlemi açıklamakta tamamen başarısız kal*dığından emin olmak gerekir. Eğer eski kuramlar o gözlemi de açıklaya-biliyorlarsa yeni bir kurama gerek yoktur. Örneğin kuantum kuramı, eski kuramlar atomların varlığını (ve diğer birkaç olayı) açıklamakta ta*mamen başarısız kaldığı için gelişti*rildi. Bu nedenle telepati gösterileri*ni önce olası bütün hile açıklamala*rıyla sınamak en doğal ve en bilimsel yaklaşım şeklidir.
Peki, yukarıda anlatılan senaryo*ya benzer bir şekilde parçacıkların telepati yaptıklarını iddia etsek ve bunu kanıtlamaya yönelik bir deney yapsak acaba fizikçiler hangi açıkla*ma şekline yönelirlerdi? Şaşırtıcı ama gerçek; buna çok benzer bir olay kuantum kuramının doğumu sırasında yaşandı ve adı kitaplara geçmiş pek çok ünlü fizikçi, NielsBohr ve Albert Einstein dahil, tartış manın karşı taraflarında yer aldılar. Bu öykünün belki de en ilginç yö*nü, deneylerin "hile" açıklamasını değil de "telepati" açıklamasını des*teklemesi.

Kuantum Yumurta mı, Gizli Civciv mi?[coverattach=2]
Bir yumurtanın beklenme*dik hareketler yaptığını gören birisi yumurtanın içinde bir civciv olabileceğini düşünme-mişse, yumurtanın olağandışı hareketinin yeni bir kuramla açıklanması gerektiğini düşünebilir. Böylece "kuantum yumurtalar kuramı" gibi karmaşık kuramlar icat etme yoluna gidebilir. Halbuki aynı gözlem yumurta içinde gizli bir civciv ile daha basitçe açıklanabilir. Acaba parçacıkların hareketini açıklamak için kuantum kuramı*nı mı yoksa alternatif bir gizli değişkenler ku*ramını mı kullanmak daha doğrudur? EPR deneyinin sonuçları tercihin kuantum kura*mından yana olması gerektiğini söylüyor.




kaynakpdf
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg kuantum1.JPG (22,1 KB (Kilobyte), 54x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg kuantum-civciv.JPG (58,2 KB (Kilobyte), 56x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf telepati.pdf (1,91 MB (Megabyte), 87x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27.05.08, 01:44
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Zamanda Yolculuk

Yerellik ilkesi fiziksel olayların önce yakın çevresini etkilediğini söyler. Ancak zaman geçtikçe daha uzaklardaki etkilenimler oluşur. Örnek olarak bir orman yangınını düşünelim. Yangın bir noktada başlar ve giderek yayılır. Ateş sadece hemen yanıbaşındaki ağaçlara sıçrayarak dağılır ve büyür. Bir yerde başla*yan bir yangının birden daha uzak mesafeler-deki bir başka yere sıçraması mümkün değil*dir.
Eğer bir çok noktada birden başlayan bir orman yangını varsa, olayı inceleyen bir polis, yangının bu şekilde değişik yerlere sıçraya-mayacağını düşünerek başka bir alternatife yönelecektir. Örneğin bir kundakçı çok daha önce yangın çıkarmaya karar vermiş, daha sonra ormanın değişik noktalarına teker teker giderek oralarda yeni yangınlar başlatmış ola*bilir. Bu mantıksal çıkarımında polis, aslında yerellik ilkesini kullanıyor. Temel bir olay, kun*dakçının plan yapması, hemen yanıbaşındaki diğer olaylara neden oluyor (kundakçının or*man içinde dolaşması).
Fizikte karşılaşılan hemen bütün kanunlar yerellik ilkesine uygundur. Newton***8217;un ünlü yerçekimi kanunu uzun yıllar boyunca insan*ların aklını karıştırmış, bir cismin uzaklardaki
vabı bu sayıdaki başka bir yazının konusu. Buradaysa Einstein***8217;ın Boris Podolsky ve Nathan Rosen ile 1935 yılında yayınlanan makalelerinde in*celedikleri bir düşünce deneyini ve onun günümüze kadar uzanan öykü*sünü anlatacağız.


Dolanık Parçacıklar
Kısaca EPR deneyi olarak adlan*dırılan bu düşünce deneyinde, bir*birleriyle etkileşen iki parçacığın hareketlerinin bağımlı olduğu ana temasından yola çıkılır. Bazı özel durumlarda parçacıklardan biri üze*rinde yapılan bir gözlem ikinci par*çacığın ne yaptığı konusunda bilgi verir. Örneğin herhangi iki parçacık kütle merkezleri sabit duracak şe*kilde etkileşiyorlarsa, ikisinin mo-mentumları (momentum = kütle x hız) eşit ve zıt yöndedir. Böylece parçacıkların birinin momentumu ölçüldüğünde diğerinin momentu-mu da belli olacaktır. Bu özellikte olan parçacıklara dolanık (entang-led, korelasyonlu) parçacıklar diyo*ruz. Dolayısıyla dolanık iki parça*cıktan birinin üzerinde hiç ölçüm yapmadan ölçüm sonucunu almak için elimizde bir yöntem var.
Birden fazla parçacığın sözkonu-su olduğu bir çok fiziksel sistemde başka bir cisme kuvvet uygulayabilmesi bir çok kişiye anlaşılması zor bir olay olarak gö*rülmüştü. Problemi Albert Einstein genel gö*relilik kuramıyla çözdü ve bu kuvvete yerel bir açıklama getirdi. Herhangi bir kütle, içinde bulunduğu uzayın eğrilmesine neden olur, ve bu eğrilme de zamanla kütlenin çevresine ya*yılır. Uzaydaki bu eğrilmeyi hisseden diğer ci*simler de sanki kendilerine bir kuvvet uygu*lanmış gibi hareket ederler. Fizikte karşılaşılan benzer kanunların da yerel mekanizmalarla açıklanabileceğini biliyoruz.
Nedensellik ilkesi ise neden-sonuç ilişki*siyle bağlı iki olaydan nedenin sonuçtan önce meydana gelmesi gerektiğini söyler. Günlük yaşamımız nedensellik ilkesine aykırı olması olanaksız olaylarla dolu olduğu için bu ilke ye-rellik ilkesinden daha önemli. Özel görelilik kuramı ve nedensellik ilkesi hiç bir parçacığın ya da mesajın ışığın boşluktaki hızından daha hızlı yayılamıyacağını söyler. Bu nedenle ye-rellik ilkesine aykırı olan bir çok durum aynı zamanda nedensellik ilkesine de aykırıdır.
Kuantum telepatisi bu anlamda fiziksel olaylar arasında tektir. Yani yerellik ilkesine aykırı ama nedensellik ilkesiyle uyumlu tek olay budur.
dolanık parçacıklara rastlamak mümkün. Yukarıda verdiğimiz ör*nek Einstein, Podolsky ve Rosen***8217;in tercih ettikleri deney şekli. Fakat, genellikle deney dolanık elektron spinleri ile anlatılır.



Telepati mi?
Kuantum kuramının bakış açısıy*la olaylar şöyle gelişiyor: Ölçümden önce her iki parçacık bir çok farklı momentumda birden bulunur. Bu anlamda momentum belirsizdir. Bi*rinci parçacığın momentumu ölçül*düğünde olası sonuçlardan birisi rastgele seçilir (Tanrı zarını atar), çökme dediğimiz olay gerçekleşir ve belirsizlik ortadan kalkar. Artık her iki parçacığın momentumu bellidir. Bundan sonra ikinci parçacığın mo-mentumu ölçüldüğünde birinci öl*çümle uyumlu bir sonuç verecektir.
Ölçümün sonucu ilk ölçüm yapıl*dığı anda belli olduğu için (daha ön*ce değil), ve ikinci parçacık bunu o anda öğrendiği için iki parçacık ara*sında sonsuz hızla bir mesaj gidiyor olmalı. Bu olaya kuantum telepatisi deniyor. Parçacıklarımızı kişileştirir-sek, birinci parçacık ikincisine "beni şimdi ölçtüler ve momentumumu şu şu buldular, aman senin de üzerinde bir ölçüm yaparlarsa sen de benim kine uyumlu bir sonuç ver, olmaz mı?" diyor gibi görünüyor.
Bu telepatinin özelliği parçacık*lar arasındaki uzaklıktan bağımsız olarak sonsuz hızla iletiliyor olması. Biz parçacıklarımızı galaksimizin karşı uçlarına göndersek de, dolanık-lık sürdüğü sürece, telepati sonsuz hızla gerçekleşiyor.
Acaba, bu olayı sonsuz hızla ha*berleşmek için kullanabilir miyiz? Örneğin iki dolanık parçacıktan biri*ni kendimiz alalım, diğerini de ha*berleşmek istediğimiz bir arkadaşı*mıza verelim. Kendi parçacığımız üzerinde yapılan bir ölçümün anında arkadaşımızın parçacığına iletilece*ğini biliyoruz. Bu doğru, ama ne ya*zık ki yaptığımız ölçümün sonucunu seçemiyoruz. Kuantum kuramına göre ölçüm sonucu, kontrol edileme*yen bir süreç sonunda rastgele olu*şur. Dolayısıyla arkadaşımıza ancak rastgele bir değer iletebiliriz. Gön*dermek istediğimiz mesajı kodlama-mız imkansız! Doğa bu en hızlı ileti*şim aracını bizim kullanmamızı en*gelliyor.
Bu anlamda kuantum telepatisi, ışık hızının aşılamayacağını söyleyen nedensellik ilkesine aykırı değil. Garip ama gerçek.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27.05.08, 01:47
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Zamanda Yolculuk

Yoksa Hile mi?
Yine de telepati açıklaması son*suz hızla yayılan bir etki öngördüğü için rahatsız edicidir. Bu rahatsızlığı*mıza bir ad vermek gerekirse buna yerellik ilkesi (locality) diyoruz. Ye-rellik ilkesine göre her fiziksel olay önce olduğu yeri ve yakın çevresini etkiler. Bir yangının yavaş yavaş ya*yılması gibi bir olayın etkileri za*manla uzak yerlere ulaşır. Nasıl bir yangın bir anda kilometrelerce uzak*ta bir yere sıçrayamıyorsa, herhangi bir olay da anında uzak bir yerdeki başka bir olayı etkileyemez.
Einstein***8217;a göre, EPR deneyinde parçacıklar hile yapıyor olmalıydılar. Nasıl sihirbazlarımız hangi kağıdın hangi sırada çıkacağını önceden be-lirlemişlerse, parçacıklarımız üzerin*de yapılacak ölçümün sonucu da ön*ceden bellidir. Birinci parçacık üze*rinde yapılan ölçümde Tanrı zar at*maz, bu olayda rastlantısal herhangi bir şey yoktur. İkinci parçacık için de aynı şey geçerli. Böylece parça*cıklar rastgele belirlenen bir sonucu haberleşmek yerine, daha önceden karar verilen bir sonucu deneyciye verirler. Deneycinin problemi, ölçü*mü yapmadan önce hangi sonucun geleceğini bilmemesindedir. Kısaca belirsizliğin suçu deneycidedir. Böy*lece, Einstein***8217;ın karşı olduğu, kuan-tum kuramındaki belirlenimciliğe aykırılık da ortadan kalkar.
Gizli Değişken Kuramları
Eğer hile açıklaması geçerliyse, parçacıkların bilinmeyen bir "özelli*ği" yapılacak her türlü gözlemde hangi sonucun çıkması gerektiğini söylüyor olmalı. Deneyci, bu özel*likten habersiz olduğu için, deneyin sonuçları ona rastlantısal gelebilir. Öyleyse, bir şekilde bu yeni "özel*lik" ve kuantum kuramının kullandı*ğı dalga fonksiyonu birleştirilmeli ve yeni bir kuram oluşturulmalıdır. Einstein bu nedenle kuantum kura*mının "tam" olmadığını, bu yeni "özelliği" de içerecek şekilde geniş*letilmesi gerektiğini ve EPR dene*yinin bunu göz önüne serdiğini söy*lüyordu. Bu tip yeni kuramlara "gizli değişken kuramları" deniyor. Tıpkı gizli hileler gibi, gizli değişkenler gösteriyi başarıyla götürüyor, varlık*larını da başarıyla gizleyerek bizleri şaşırtıyor olmalıydı.
Eğer 30***8217;lu yıllarda bu açıklamayı tercih ediyor olsaydınız, çözmeniz gereken bir kaç önemli pürüz vardı. Gizli değişkenler kuramı yeni bir düşünce değildi, fakat o zamana ka*dar kimse somut bir kuram ortaya atamamıştı. İkinci bir pürüz olarak, kuantum kuramı yapılan bütün de*neysel testleri başarıyla geçiyor, ön*görüleri bir bir doğrulanıyordu. Bu nedenle bir gizli değişkenler kuramı kurmak isteyen birisi, yeni kuramın kuantum kuramıyla aynı sonuçları vermesine özen göstermeliydi.
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg kuantum3.JPG (136,4 KB (Kilobyte), 51x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg kuantum-civciv.JPG (58,2 KB (Kilobyte), 49x kez indirilmiştir)
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27.05.08, 01:48
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Zamanda Yolculuk

Elektron Spinleriyle EPR Deneyi
Bu da bir başka problem yaratı*yordu. Böyle bir kuram oluşturabil-seniz bile, her iki kuram aynı deney*sel sonuçları verdiği için hangisinin doğru olduğunu anlamak mümkün değil. Yani telepati mi yoksa gizli hi*le mi sorusuna cevap bulunamaz. Fakat en azından rahatsızlığımızı gi*dermek için bu yeni kuramlarla ilgi*leniliyordu.
Gizli değişkenler kuramının önündeki en önemli pürüzse, John von Neumann adındaki ünlü mate-matikçi-fizikçinin ispatladığı küçük bir teoremdi. Kuantum kuramının matematiksel temellerini kuran von Neumann***8217;ın küçük teoremi "her*hangi bir gizli değişken kuramı ku-antum kuramıyla aynı deney sonuç*larını veremez" diyordu. Bir başka deyişle bir gizli değişkenler kuramı oluşturulamazdı. Büyük ölçüde von Neumann***8217;ın ispatı nedeniyle gizli değişken kuramları bir süre rafa kal*dırıldı. Parçacıkların telepati yaptığı düşüncesi, ne kadar rahatsızlık verse de, yerleşmeye başladı.
İmkansızı başarmak David Bohm gibi inatçı bir fizikçiye düştü. 1952 yılında yazdığı makalede, şimdilerde Bohm***8217;un kuramı olarak adlandırılan bir gizli değişkenler kuramını açıklı*yor ve kuantum kuramıyla aynı so*nuçları verdiğini söylüyordu. Yukarı*da bahsettiğimiz pürüzler bir anda ortadan kalkmıştı artık. Bohm***8217;un böyle bir kuramı nasıl oluşturabildi-ğini inceleyen John Bell, von Ne-umann***8217;ın ispatındaki hatayı, 20 yıl*dır gözden kaçan yanlış bir varsayı*mı, yakaladı.
"Hile mi Telepati mi?" Sorusu Yanıtlanabilir mi?
Artık hile alternatifi matematik*sel olarak mümkün olduğu için ku-antum kuramının garip kavramları*nın terkedilip, gizli değişkenler gibi daha mantıklı kuramlarının tercih edilmeye başlanması beklenebilirdi. Örneğin Bohm***8217;un kuramı kuantum kuramının yerine geçebilirdi. John Bell bundan emin olmak için Bohm***8217;un kuramını matematiksel EPR deneyi anlaşılması daha kolay oldu*ğu için elektronların spinleriyle anlatılır. Elekt*ronları küçük ama sonlu kürecikler olarak düşünürseniz bu kürelerin kendi çevrelerin*de dönme hareketine spin deniyor. Aslında kuantum kuramı elektronlar gibi bazı parça*cıkların spinlerinin bildiğimiz anlamda bir dönme hareketinden kaynaklanmadığını söylüyor. Ama bu küçük detay dışında elekt*ron spinlerini bu şekilde algılamakta büyük bir sakınca yok. Eğer bir cismin dönme yö*nü sağ elin başparmak dışındaki dört par*mağın gösterdiği yönde ise spinin yönü baş*parmak yönünde olarak tanımlanır.
Elektron spinlerinin ölçümleri sonucunda, spinin kuantumlaştığı ve sadece iki değer alabildiği biliniyor. Bir eksen doğrultusunda spin ölçülürse sonuç ya o eksen yönünde (yukarı spin) ya da tam ters yönde (aşağı spin) bulunuyor. Kuantum kuramına göre, bir elektron sadece yukarı spinde, ya da sa*dece aşağı spinde bulunmaz, bu iki spin de*ğerinin üstüste geldiği durumlarda da bulu*nabilir. Tabi her ölçüm sonucunda spinin de*ğeri uygun olasılıklarla ya yukarı ya da aşağı çıkar.
İki elektronun spinlerinin dolanık olduğu şöyle bir durum düşünelim: Hem iki elektro*nun spinleri zıt yönde olsun, hem de her iki elektron her iki spin değerini de alabilsin. Böyle bir sistemin şekilde gösterildiği gibi iki farklı durumun üstüste gelmesiyle oluşturu*labilir. Ya, birinci elektron yukarı spinde ve ikinci elektron aşağı spindedir; ya da birinci elektron aşağı spinde ve ikincisi yukarı spin-dedir. Bu iki durum özellikle eşit olasılıkla ge*lecek şekilde hazırlanır.
Yukarıdaki ifadeye bakarak, "peki spinle-ri bu şekilde hazırlamak zor değil mi?" diye sormanız mümkün. İşin doğrusu, bir çok atomda elektronlar kendiliğinden bu durum*da bulunurlar. Örneğin helyum atomundaki spinler bu şekilde dolanıktır. Bu nedenle de*neycilerin spinleri yukarıdaki şekilde ayarla*maları zor değil. Deneycilerin yapmaları ge*reken spinleri etkilemeden bu elektronları birbirlerinden yeteri kadar ayırmak.
İki dolanık elektrona sahip olduğumuz zaman, sonuçları daha çarpıcı yapmak için
olarak incelemeye başladı. Gerçek*ten de Bohm***8217;un kuramı EPR dene*yini hile açıklamasıyla başarıyla be*timleyebiliyordu.
Fakat küçük bir problem Bell***8217;in gözünden kaçmadı. Bohm***8217;un kura*mı yerel değildi! Dolanık parçacık*larda, her parçacığın hareketi diğer parçacığın o anda ne yaptığına bağlı olarak belirleniyordu. Bir başka de*yişle, Bohm***8217;un kuramına göre EPR deneyindeki parçacıklar gerçekten hile yapıyorlar, ama bunu telepati ile yapıyorlardı! Belki bu durumu başta anlattığımız sihirbazlık gösterisine uyarlamak isteyebilirsiniz. Sihirbaz iki elektronun birbirlerinden mümkün olduğu kadar uzaklaştırıyoruz. Örneğin elektronlar*dan biri Dünya***8217;da, Ali***8217;nin laboratuvarında kalabilir, diğeri de bize en yakın yıldız sistemi olan 4 ışıkyılı uzaklıktaki Alfa Centauri***8217;de ya*şayan uzaylı dostumuz Borg***8217;a gönderilebilir. Bu yolculuk elektron spinlerini etkilemediği için dolanıklık devam edecektir.
Eğer Ali ya da Borg kendi elektronlarının spinini ölçmek isterlerse %50-%50 olasılıkla yukarı ya da aşağı bulurlar. Her iki olasılık mümkündür. Kuantum kuramının Kopenhag yorumuna göre hangi sonucun çıkacağı öl*çüm yapıldığı anda belirlenir (Tanrı zarını atar). Eğer ilk ölçmeyi Ali yaparsa ve (diyelim ki) kendi elektronunun spinini yukarı bulursa, elektronların durumu bir çökme yaşar.
Bundan sonra Borg kendi elektronunun spinini ölçmeye kalktığında %100 olasılıkla aşağı bulacaktır. Burada özellikle önemli olan nokta Ali ölçümünü yapmadan önce Borg***8217;un her iki durumu da eşit olasılıkla göz-lemleyebilme olasılığının olması. Ali***8217;nin ölçü*mü Borg***8217;un olası deney sonuçlarını etkile*miştir.
Öyleyse kuantum kuramına göre Ali***8217;nin elektronu bir çeşit kuantum telepatisiyle Borg***8217;un elektronuna hangi spinde olması gerektiğini bildiriyorolmalı . Sonsuz hızla gi*den bu mesaj sizleri de rahatsız ettiyse bu deneyin tek açıklaması bu değil.
Gizli değişken kuramları bu olaya başka bir açıklama getiriyor. Buna göre bir ölçü*mün sonucunun kestirilememesi sadece deneyi yapanın bilgisizliğinden doğuyor. Ali ve Borg ölçümü yapmadan önce spinlerin ne geleceği belli. Elektronlar ayrılmadan ön*ce de bu böyleydi. Öyleyse elektronlar ara*sında telepatiyle haberleşme yok, sadece önceden belirlenmiş ve iyi gizlenmiş bir de*ney sonucu var.
1964 yılında John Bell, bu iki alternatiften hangisinin doğru olduğunun bulunabileceği*ni gösterdi.
Eğer Borg kendi elektronunun başka özelliklerini ölçerse (değişik eksenlerde spin gibi) ve sonuçlarını Ali***8217;ninkilerle karşılaştırırsa bu iki alternatiften hangisinin doğru olduğu anlaşılabilir.
lar telepati gösterilerinde hile yapı*yorlar ama aslında hilesiz gerçek te*lepati de yapabiliyorlar! Einstein***8217;ın istediği olmuştu, ama nefret edeceği bir şekilde.
Bell bu aşamada EPR deneyini Einstein***8217;ın istediği gibi telepatisiz hileyle açıklayabilecek yerel gizli değişken kuramlarının var olup ol*madığını incelemeye başladı. Özel*likle EPR deneyindeki iki parçacık üzerinde farklı özelliklerin ölçüldü*ğü durumları inceledi. Sonunda bu tip gözlemlerde yerel kuramların, kuantum kuramlarından farklı de*neysel sonuçlar öngördüğünü buldu.
1964 yılında yapılan bu matema*tiksel buluş, o zamana kadar çoğun*lukla felsefi düzeyde kalan bir tartış*mayı laboratuvarlara taşıdı. Bir an*lamda Bell aslında von Neumann***8217;ın yaptığının bir benzerini yapmış, ku-antum kuramı ile aynı deneysel so*nuçları öngören yerel gizli değişken*ler kuramlarının bulunmadığını gös*termişti. Ama bu her deney için ge*çerli olmayabilirdi. Yani bazı yerel kuramlar bir çok deney için kuan-tum kuramı ile aynı sonuçları öngö*rebilir, sadece EPR deneyi gibi o za*man henüz yapılmamış deneylerde farklı sonuçlar çıkarabilirdi. Bell***8217;in gösterdiği, en azından EPR dene*yinde iki kuramın farklı sonuçlar verdiğiydi.
Böylece laboratuvara gidilir ve yeteri kadar kesinlikte ölçüm yapı*lırsa hangi kuramın yanlış olduğu bulunabilirdi. Hile mi, yoksa telepa*ti mi; ya da yerel gizli değişkenler kuramları mı, yoksa yerel olmayan kuramlar mı tartışmasına son nokta*yı koymak artık mümkündü.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27.05.08, 01:49
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Zamanda Yolculuk

Ve Kuantum Kuramının Zaferi
Hangi kuramın doğru olduğu ko*nusunda deneysel testler 1970***8217;ler-den itibaren yapılmaya başlandı. İlk deneysel test, elektron-pozitron yo-kolması sonucu açığa çıkan iki foto*nun polarizasyonlarının (yani foton-ları oluşturan elektrik alanlarının yö nünün) dolanık olduğu bilgisinden hareketle Kasday tarafından yapıldı. Kısa bir süre sonra, daha düşük enerjili fotonlarla, optik düzenekle*rin kesinliği kullanılarak daha iyi so*nuçlar elde edilmeye başlandı. Ör*neğin S.J. Freedman ve J.F. Clauser tek değil de iki fotonun birden ya-
EPR Deneyi ve Belirsizlik İlkesi
Einstein***8217;a göre EPR deneyi ile belirsizlik ilkesini altetmek mümkündür. Örneğin kütle merkezleri hareket etmeyen etkileşen iki parçacığınız var. Bunları kısaca A ve B diye adlandıralım. Diyelim ki siz A***8217;nın hem konu*munu hem de momentumunu kesin olarak ölçmek istiyorsunuz. Kuantum kuramına göre bunun imkansız olması lazım. Yapma*nız gereken ilk şey B***8217;nin momentumunu kesin olarak ölçmek. Böylece A***8217;nın mo-mentumunu da bulmuş olursunuz (B***8217;ninkiy-le aynı ama zıt yönde), hem de A***8217;ya dokun*madan. Şimdi de A***8217;nın konumunu kesin olarak ölçersiniz. Böylece elinizde A***8217;nın hem momentumunun hem de konumunun kesin değerleri olur.
Einstein bu olayda aslında B***8217;nin mo-mentumunun ölçümü esnasında A***8217;nın etki*lenmediğini varsayıyor. Böylece A üzerinde iki farklı ölçüm yaparak hakkında daha faz*la bilgi edinmemiz mümkün diyor. Bohr***8217;un tercih ettiği kuantum yorumuna göreyse, B üzerinde yapılan momentum ölçümü hem B***8217;nin hem de A***8217;nın durumunu değiştirir. A***8217;nın konumunu ölçmeye çalıştığınız sırada, A artık en başta bulunduğu durumda değil*dir. Elde edilen sonuçlar aslında, A başka bir parçacıkla dolanık olsun ya da olmasın, A***8217;nın önce momentumunu sonra da konu*munu ölçtüğümüzde elde ettiğimizden fark*sızdır.
yıldığı atomik ışımalarda yine foton-ların kutuplaşmalarını inceleyerek Bell***8217;in sonuçlarını test ettiler. Bu gün bu testler, daha değişik koşullar altında daha kesin rakamsal sonuç*larla yapılmaya devam ediyor. De*neylerin gösterdiği sonuç kuantum kuramının zaferi anlamına geliyor. Yani parçacıklar hile değil telepati yapıyorlar!


Sonuç
Kuantum kuramı, en ciddi raki*bini yenmiş durumda. İçerdiği bir çok kavramı, üstüste gelme ya da ye-relliğe aykırı telepati gibi, anlamakta zorlanabiliriz. Ama bunlarla beraber yaşamak zorundayız. Gizli değişken kuramları hala bir alternatif olmayı sürdürüyorlar ama deneylerin gös*terdiği gibi bunların kullanılan ku*ram üzerine büyük bir üstünlükleri kalmadı. Zira her ikisi de kuantum telepatisi düşüncesini destekliyorlar.
Teknolojik uygulama olarak do-lanık parçacıklar önemli bir işlev üstlenebilirler. Eğer uzakta olan bir arkadaşınıza herkesten gizli olarak rastgele sayılar iletmek istiyorsanız, ikinizin birden dolanık iki parçacık üzerinde aynı ölçümü yapmanız ye*terli. Bu problem uzun zamandan beri şifreleme sistemleri kullananla*rı meşgul etmişti. Sağlam bir şifrele*me sistemi kullanıyorsunuz ama bir şekilde bu şifreyi oluşturmak ve aç*mak için kullandığınız anahtarın düşmanın eline geçmiş olabileceğin*den şüpheleniyorsunuz. Eskiden bu problemi çözmek için, güvendiğiniz bir adamı yeni bir anahtar ile haber*leştiğiniz yere göndermeniz gereki*yordu. 1970***8217;lerde bu sorun bazı ma*tematiksel problemlerin çözümünün zor olduğu varsayımından hareketle çözüldü. Ancak, bilgisayar teknoloji*sindeki hızlı değişim, böylece önce*leri uzun zaman alan problem çö*zümlerinin yeni teknolojiyle daha çabuk yapılabilmesi, bu yöntemlerin beklendiği gibi güvenilir olamıyabi-leceği anlamına geliyor. Kuantum telepatisi bu probleme kesin cevabı bulmuş gibi görünüyor.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.07.13, 10:15
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Jul 2013
İletiler: 49
Mehmet3567 doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Zamanda Yolculuk

Üzerinde çok araştırma yaptım bende bir çok kaynağı okudum ilginç bir konu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
yolculuk, zamanda

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:46 .