Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Toplum ve Yaşam > Hukuk > Hukuk taslakları > insan hakları ve hasta hakları bağlamında ötenazi

Hukuk taslakları hakkinda insan hakları ve hasta hakları bağlamında ötenazi ile ilgili bilgiler


Genel anlamda ötenazi Ötenazi kavramı tarihsel süreç içerisinde tıp ve hukuk alanına özgü olarak kullanılagelmiştir. Ötenazi (Euthanasia, Yun; Easy Death, İng.) anlam olarak kolay ölüm, acısız ölüm, tatlı ölüm, iyi

Like Tree2Likes
  • 1 Post By pandekt
  • 1 Post By pandekt

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 19.07.07, 00:52
pandekt - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nereden: ankara
İletiler: 329
pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.
Standart insan hakları ve hasta hakları bağlamında ötenazi

Genel anlamda ötenazi

Ötenazi kavramı tarihsel süreç içerisinde tıp ve hukuk alanına özgü olarak kullanılagelmiştir. Ötenazi (Euthanasia, Yun; Easy Death, İng.) anlam olarak kolay ölüm, acısız ölüm, tatlı ölüm, iyi ölüm deyimlerinin karşılığı olmaktadır. Ötenazi, iyileşmesi kabil olmayan ve ileri derecede ızdırap verici ölümcül bir hastalığın yarattığı acılara son vermek için uygulanan yöntemlerin tümünü kapsayan bir kavramdır.

Tarihsel süreç

Ötenazi ile ilgili ilk ciddi girişimler 19.uncu yüzyıla rastlar. Mary Aikenheod adlı İrlanda’lı bir kadın, Hospice adını verdiği ötenazi evlerini kurmuştur. 1947-1948’lerde bu kuruluşlar biraz daha tıbbi niteliğe bürünmüştür. Bu kuruluşların felsefesi, ölümü hızlandırmaktan çok, hastaya elden geldiği kadar, terk etmekte olduğu dünyaya ait son güzellikleri tattırmaktı. Amacın hastanın ölümünü –ötenaziyi- sağlamak değil, aşağıda belirtilecek olan saygın bir şekilde ölme hakkının gerçekleştirilmesine yönelik olduğu görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü de (WHO) son yıllarda ölüme hazırlık hastahanelerinden söz etmektedir.

Ötenazinin türleri

Ötenazi, etkin (aktif) ve edilgen (pasif) ötenazi olmak üzere iki grupta sınıflandırılmaktadır.
Etkin ötenazi, bilinci açık, kendisi hakkındaki düşüncelerini söyleyebilecek durumda olan ölümcül hastaları kapsar. Bu gruptaki hastalar, kendi yaşamları hakkında kararı kendileri vermektedir.
Edilgen ötenazi ise, bilinci kapalı olup, dönüşü olmayan bir yola girmiş, kendisi hakkındaki kararı çevresindekilerin vereceği hastaları kapsar.

Ötenazi konusunda dünyadaki eğilimler

Bir anlamda ölümü isteme hakkı olan ve bu yönüyle de intiharla benzeşen ötenazi yıllardır tartışılmaktadır. Bir çok ülkede yasal olmamasına karşın uygulanmakta veya kamuoyu araştırmaları ile ötenaziye destek bulunmaya çalışılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri
Ölüm meleği olarak adlandırılan Amerika’lı doktor Jack Kevorkian’ın 1998 yılında Amerikan CBS televizyonunda yayınlattığı, bir hastaya ötenazi yaparken çekilen video görüntüleri ile yakın zamanda yeniden gündeme gelmiştir.
Doktor Kevorkian, Lougehring adlı öldürücü bir kas hastalığına yakalanan hastasının zehirli iğne ile ölümünü sağlaması nedeniyle açılan dava sonucunda, halk jürisi tarafından gerçekleştirdiği olayın ötenazi kapsamına girmediği sonucuna varılarak ikinci derecede adam öldürmekten suçlu bulunmuştur.
Bunun yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri Oregon eyaletinde 1994 yılından itiba-ren tartışılan ötenaziye izin veren yasanın 1997 yılı son aylarında kabul edilmesinden yak-laşık beş ay sonra ilk resmi ötenazi yapılmıştır. Göğüs kanserinin verdiği acılardan yakınan ve doktorların iki ay yaşayabileceğini söyledikleri bir kadın yaşamına son vermiştir.

Arjantin
Bir Güney Amerika ülkesi olan Arjantin’de, ötenazi konusunda ayrı bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu ülkede ötenazi yoluyla meydana getirilen ölümler cinayet olarak kabul edilmekte ve belirlenen sorumlular (sanık veya sanıklar) adam öldürme suçuna ilişkin genel hükümlere göre yargılanmaktadırlar.

Avustralya
Ötenazi (ölüm hakkı) yasasına sahip olan Avustralya’da ise, bu yasanın kaldırılmak istenmesi umutsuz hastaların tepkisine neden olmuştur. Avustralya’da kuzey bölgesi hariç, ülkenin diğer bölümlerinde ötenazi yasa dışı kabul edilmektedir.
Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ülkenin kuzeyinde dört kişinin ötenazi uygu-lanmak suretiyle doktor gözetiminde yaşamına son verildiği, ötenazi karşıtı yasa çıkmadan ölmek isteyen iki kişinin de beklediği belirtilmiştir. Yeni bir yasa çıkartılarak ülkede öte-nazi uygulamasına tamamen son verilmesi amaçlanmasına karşın, yapılan kamuoyu yokla-maları halkın % 75’inin ölüm hakkını desteklediğini ortaya çıkartmıştır.

Avrupa Birliği ülkeleri

Genel
Avrupa Birliği ülkelerinde gerçekleştirilen bir araştırma sonuçlarına göre, bu ülke-lerdeki doktorların ortalama % 40’ının ötenazi yöntemiyle ağır hastaların yaşamına son verdiklerini ortaya çıkarmıştır.
Belçika Erasme Üniversite Hastahanesi’nden Prof. Jean Louis Vincent yönetiminde gerçekleştirilen araştırmada, ötenazi yöntemine başvuran doktor sayısının Yunanistan, İtalya ve Portekiz’de % 20’yi geçmediği, kuzey ülkelerinde ise % 60’ı aştığı belirlenmiştir.

Belçika
Aynı araştırmaya göre Belçika’daki doktorların % 80’inin ötenazi yaptığı, bu kararı verirken hastalara değil, aile fertlerine danıştıkları belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ötenazinin yasal olduğu Hollanda’da, doktorlar bu yönteme başvurmadan önce hasta-larla konuşuyorlar ve düşüncelerini alıyorlar.
Açıklamasında “Doktorların hastaların acısını hafifletmek ve bu acılara son vermek hak ve görevine sahip olduklarını” savunan Prof. Vincent “ölümün kolaylaştırılmasının insani bir girişim olduğunu” ileri sürmüştür.

İngiltere
İngiltere’de Glasgow Üniversitesi Hukuk ve Tıp Ahlakı Enstitüsünün halktan 986 kişiyle ve tam 1000 doktor üzerinde yaptığı araştırmaya göre, yetişkinlerin kendi istedikleri zaman ölüm kararını vermekten yana olduklarını ortaya koymuştur.
İstatistiksel olarak İngiliz halkının % 80’inin “ne zaman öleceğini seçme hakkını” savundukları, araştırmaya katılan doktorların % 43’ünün de intiharı gönüllü ötenaziye tercih ettikleri belirlenmiştir. Aynı araştırmada, eczacı ve anestezi uzmanlarının da % 72 ve % 36 oranlarında ölüm hakkını destekledikleri, bu oranın jinekolog, cerrah ve psikiyatrist-lere göre daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.
İngiliz Tıp Birliği’de yapmış olduğu bir açıklamada, ülkede yasalarca yasaklan-masına karşın doktorlara iyileşme umudunu tamamen yitirmiş hastalarını, tedavilerine son vererek ölüme terk etme hakkı tanınması gerektiğini savunarak ötenaziye yeşil ışık yakmıştır.
Birlik başkanı Dr. Michael Wilks, tedavinin işe yaramadığı noktada, doktorun hastasına ve onun ailesine danışarak tedaviden vazgeçme hakkının bulunması gerektiğini ve son kararın bir heyet tarafından verilecek raporla belirlenebileceğini savunmuştur.
Ötenazi karşıtı gruplar ise bazı doktorların ötenaziyi ahlaki olmayan noktalarda, örneğin doktor hatası yüzünden meydana gelen ölümlere kılıf hazırlamakta kullanabilecek-lerine işaret etmişlerdir.

Hollanda
Tedavisi olmayan ağır hastaların yada hayatlarından umut kesilenlerin, kendi yada yakın çevrelerinin isteği üzerine ötenazi –ölüm hakkı- verilmesini öngören yasanın 1990’da kabul edildiği Hollanda’da yapılan bir kamuoyu araştırmasında; araştırmaya katılanların % 84’ü ötenaziyi desteklediklerini ve ötenazi yapan doktorların cezalandırıl-mamasını istemişlerdir. Ayrıca ötenazi uygulayan doktorlara, yasada değişiklik yapılarak daha fazla yetki tanınmasını savunmuşlardır.
Katılanların sadece % 13’ü ötenazinin ceza yasası kapsamında bir suç olması gerektiğini belirtmişlerdir.
Hollanda’da eyalet yönetiminin belirlediği tüzüğe uygun olduğu takdirde ötenazi uygulanmaktadır ve her yıl 5.000 – 10.000 kişinin ötenazi yoluyla öldüğü tahmin edilmek-tedir.

Fransa
Fransa’da, tıp ve biyoloji dalında en yüksek karar organı olan Bilim Yaşam ve Sağ-lık Ulusal Etik Komitesi, tedavisi mümkün olmayan hastaların kendi arzularıyla ölmelerine (ötenazi) izin veren bir tavsiye kararı almıştır.
Kırk kişilik Komite’de oy birliği ile alınan karara göre, “çok olağandışı ve özel hal-lerde, sıkı kontrollü ve adli yolu açık kalmak” koşuluyla ötenaziye yeşil ışık yakılmıştır. Komitenin bu kararı almasına, her yıl iki bini aşkın hastanın, doktor veya başka bir kişinin aracılığıyla, kendi arzularıyla yaşamına gizlice son verilmesi etkili olmuştur.
Karara göre, Fransa’da yasalara göre tüm hallerde insan öldürme yasağının devam ettiği ve ötenazinin bir insan öldürme eylemi olduğu unutulmadan, çok ender vakalarda ve özel durumlarda ötenaziye başvurulabilecektir ve her uygulama, adli makamların kontro-lünde yapılacaktır..
Komite üyesi yargıç Jean Michaud, “bu konuda bir yasa değişikliği gerektiğini, hastanın yaşamına son verilmesini arzu etmesi halinde, bunun yargıç ve doktorlardan olu- şan Karma Komisyon’da tüm ayrıntılarıyla incelenmesi ve ondan sonra ötenazi uygulan-ması yönünde karar alınması gerektiğini” belirtmiştir.

Almanya
Bir doktora; kurtarılamayacak ve muhtemelen ağır ağrıları bulunan bir hastanın yaşamını devam ettiren önlemlerden vazgeçmesine ne zaman izin verilebileceği hususu Almanya’da gerek yargıda, gerekse hukuk biliminde yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Ancak burada hastanın daha fazla acı çekmemeyi özellikle istemesi veya bu konuda olası isteğinin bulunması gerektiği düşünülmektedir.
Alman Ceza Yasasında ötenazi ile ilgili özel hüküm bulunmaması nedeniyle, genel adam öldürme suçuna ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Öldürmenin, ölen kişinin ciddi isteği üzerine gerçekleşmiş olması Alman Ceza Yasasına göre, cezayı hafifletici unsur ola-rak değerlendirilmektedir.

İsviçre
İsviçre’de ölüme yardımla ilgili olarak 1994 yılında Mecliste verilen bir önergenin 1996 yılında hükümet tarafından postülaya (Postulare: Görüş belirten bir metne karşı oluş-turulan ve o metinle ilgili düşünceleri belirten metin –cevaba cevap gibi-) dönüştürülme-sinden sonra “ölüme yardım” konusunda incelemeler yapmak üzere bir çalışma grubu oluş-turulmuştur.

İnsan hakları ve hasta hakları açısından ötenazi

Genel olarak

Ötenazi, insanın doğaya hakim olma isteğinin paraleli olarak kendi kaderine hakim olma isteğini de içermektedir. Yaşam hakkının kutsallığına ilişkin geleneksel inancı ve bilim aracılığıyla ölümsüzlüğe ulaşmaktan umudu kesen insanın; yaşamını belirleme yönünde karar verme isteğini ifade etmektedir.
Konu insan hakları ve hasta hakları açısından da incelenmeyi gerektirmektedir.

İnsan hakları açısından ötenazi

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 17 nci maddesi “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”, 10 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 3 üncü maddesi “Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti herkesin hakkıdır.”, 04 Kasım 1950 tarihli İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Roma Sözleşmesi) 2 nci maddesi “Herkesin yaşama hakkı kanunla korunur.” hükümlerini içermektedir.
Söz konusu hükümlerin ortak istisnası, mahkemelerce verilmiş olan ölüm cezasının yerine getirilmesi, meşru müdafaa –yasal savunma- hali, yakalama ve tutuklama kararları-nın yerine getirilmesi, bir hükümlü veya tutuklunun kaçmasının önlenmesi, ayaklanma ve isyanın bastırılması gibi hallerdir. Belirtilen hallerin varlığı nedeniyle öldürme fiilinin işlenmesi halinde yaşama hakkı ihlal edilmiş sayılmayacaktır. (T.C. Anayasası md. 17/4, Roma Sözleşmesi md. 2/2)
Anayasanın 2 nci ve 11 inci maddelerine göre insan haklarına aykırı yasa ve uygu-lamalar yapılamaz. 2 nci maddede geçen “insan hakları” deyimi 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisini ve 1950 İnsan Haklarının ve Temel Hürriyetlerin Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesini kapsamaktadır.
Anayasamıza göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi genelde uluslar arası bir sözleşme olmasına ilaveten özel bir statü kazanmıştır. Sözleşme hem özel bir andlaşma, hem özel bir kanundur. Sözleşmeye aykırı kanun yapılamaz, uygulamalar olamaz. Uluslar arası hukuk bakımından da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyetini bağ-layan bir andlaşmadır. Sözleşme bu bakımdan bir kanunla da değiştirilemez.
Görüldüğü gibi yaşama hakkı, Anayasamız dışında Türkiye Cumhuriyeti olarak taraf olduğumuz ve bağlayıcılık niteliği bulunan uluslar arası sözleşmeler ile de güvence altına alınmıştır.

Hasta hakları açısından ötenazi

Genel

İnsan haklarının alt maddelerinden olan hasta hakları ise, son yıllarda daha güncel bir konumda yer almaktadır.
1981 Anayasası’nın 17/2 nci maddesinde “Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabii tutulamaz” hükmünü içermektedir. Bu hüküm temel hasta haklarından bulunan “aydınlatılmış rızanın” Anayasamızda yer almış olduğunu göstermektedir.
Amerika ve Avrupa’da sağlık kuruluşları hasta hakları beyannamesi yayınlamış-lardır (1973 Amerikan Hastaneler Birliği, 1981 Lizbon Dünya Hekimler Birliği, 1994 Amsterdam Avrupa Hasta Hakları Bildirgesi). 1998 yılında ise ülkemizde Sağlık Bakanlığınca Hasta Hakları Yönetmeliği düzenlenerek yayımlanmıştır.

Tarihsel süreç

Hasta haklarına ilişkin bildirgelerin tarihleri bu olgunun yeni ortaya çıkan bir kavram olarak algılanmasına neden olabilir. Ancak tıp tarihi incelendiğinde, bazı hasta haklarının çok önceden var olduğu görülmektedir. Milattan önce 2000’li yıllarda yazılan Hamurabi kanunlarında cerrah ücreti belirlenmektedir. Aynı kanunda, günümüz hukuk anlayışına göre ilkel de olsa hastalar, hekim hatalarına karşı korunmaya çalışılmıştır.
Hipokrat (M.Ö. 460-355) andını incelediğimizde de hasta haklarının kanun koyucu tarafından değil, hekimlerce tanındığı görülmektedir.

Hasta hakları beyannamelerine göre

Amerika Birleşik Devletleri
Amerikan Hastaneler Birliğince kabul edilen Hasta Hakları Beyannamesinde, hastanın saygılı ve onuruna yakışır bir tedavi görme (md. 1), anlayacağı şekilde hastalığı ile ilgili teşhis, tedavi ve hastalığın gidişi hakkında bilgi edinme (md. 2), kendi tıbbi bakımı ile ilgili programı ve özel yaşamını ilgilendiren her şeyi bilme (md. 5), kendi sağlığı ile ilgili olumlu bir bakımın devamını bekleme (md. 9) hakları öncelikle konu ile bağlantılı görülmektedir.
Özellikle beyannamenin 5 inci ve 9 uncu maddeleri, hasta bağlamında insanın yaşama hakkının korunması ilkesine dayanmaktadır. Dokuzuncu madde hükmünün, hasta hakkında ötenazinin uygulanması yerine acıyı dindirmeye veya azaltmaya yönelik bakım ve tedavinin yapılması suretiyle doğal ölümün gerçekleştirilmesi düşüncesini amaçladığı düşünülebilir.

Avrupa ülkeleri
Avrupa Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesinde ise, kendi yaşamını belirleme (md. 1.2), fiziksel ve mental bütünlüğe sahip olma ve kişi olarak güvenli bir yaşam sürdürme (md. 1.3), tıbbi girişimi reddetme veya durdurma (md. 3.2), son bilgilerin ışığında çektikleri acıların dindirilmesi (md. 5.10) haklarını düzenlemektedir.
Avrupa Birliği ülkeleri arasında yapılan kamuoyu araştırması sonuçlarına göre oldukça yüksek oranlara oluşan, ötenazi –ölüm hakkı- tanınması düşüncesinin bildirgede de yer almış olduğu görülmektedir.
Bildirgenin 1.2 nci maddesinde herkesin kendi yaşamını belirleme hakkından söz edilirken, bağlantılı olarak 5.10 uncu maddesinde hastaların (tedavilerinin gelişimine ilişkin) son bilgilerin ışığında çektikleri acıların dindirilmesi –ötenazi- hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.
Bildirgede yer alan bu hükümlerin yukarıda değinilen insanın kendi kaderine hakim olma, yaşamını belirleme yönünde karar verme isteğinin bir ifadesi olduğu açıktır.
Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi (Strasbourg, 1996) ise biyo-lojik ve tıbbi uygulamalarda hasta haklarıyla bağlantılı genel hükümleri içermektedir. Bu sözleşmede de diğer sözleşmelerde olduğu gibi tıbbi girişim ve kişilerin onayı (md. 2), özel yaşam ve sağlığı ile ilgili bilgilere saygı ve kendi sağlığı ile ilgili bilgileri bilme (md. 3), insan üzerinde araştırma yapma (md. 5), organ ve doku plantasyonu (md. 6) koşullarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.

Dünya Hekimler Birliğinin görüşü
Dünya Hekimler Birliğinin Hasta Hakları Bildirgesi ise hakların tanımlanması konusunda fazla ayrıntıya girmemiştir. Konuyla ilgili olarak bildirgede hastanın yeterli bilgi aldıktan sonra tedaviyi kabul veya reddetme (md. 3), ve saygın bir şekilde ölme (md. 5) haklarına değinildiğini belirtmek yeterli olacaktır.
Ancak Dünya Hekimler Birliğinin Ekim 1987’de Madrid’de yapılan 39 uncu Genel Kurulu’nda kabul edilen bildirgeye göre ötenazi etik olmayan bir eylem olarak kabul edil-miştir. Bu bildirgeye göre, bir hastanın yaşamını, kendi ya da çok yakınlarının izni ile de olsa sonlandırmak olan ötenazi etik değildir. Bu hekimi hastalığının son dönemlerinde olan bir hastanın doğal ölüm süreci ile ilgili isteğine hürmet etmekten alıkoymaz.
Bu bildirgenin temelinin, 1981’de Lizbon’da kabul edilen Hasta Hakları Bildirgesi-nin 5.inci maddesinde yer alan saygın bir şekilde ölme hakkına dayandığı görülmektedir.

__________________
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti
Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız

Konu Jeli tarafından (26.12.08 saat 23:35 ) değiştirilmiştir.. Sebep: link eklendi / yazi karakterleri duzenlendi
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19.07.07, 00:54
pandekt - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Mar 2007
Nereden: ankara
İletiler: 329
pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.pandekt gerçekten çok iyi biri.
Standart Cevap: insan hakları ve hasta hakları bağlamında ötenazi

Ülkemizde hasta hakları

Ülkemizde ise 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca hazırlanan Hasta Hakları Yönetmeliği 01.08.1998 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik dokuz bölüm ve 51 maddeden oluşmaktadır. Yönetmeliğin amacı “Herkesin insan haysiyetine yakışır bir şekilde hasta haklarından yararlanabilmesi ve hak ihlallerine karşı korunabilmesi” olarak belirtilmiştir.
Yönetmelik amaç, kapsam, dayanak, tanım ve ilkeler (1. Bölüm md. 1-5), sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı (2. Bölüm md. 6-14), sağlık durumu ile ilgili bilgi alma hakkı (3. Bölüm md. 15-20), hasta haklarının korunması (4. Bölüm md. 21-23), tıbbi müdahalede hastanın rızası (5. Bölüm md. 24-31), tıbbi araştırmalar (6. Bölüm md. 32-36), diğer haklar (7. Bölüm md. 37-41), sorumluluk ve hukuki korunma yolları (8. Bölüm md. 42-47) ve son hükümlere (9. Bölüm md. 48-51) ilişkin ana başlıklar altında düzenlen-miştir.
Yönetmeliğin 25 inci maddesinde tedaviyi reddetme ve durdurma hakkı düzenlenmiştir. Ancak bu hak sadece tıbbi tedavi ile ilgili olarak kullanılabilecektir. Ayrıca hasta tarafından bu hakkın kullanılmış olmasının, daha sonraki başvuruda hasta aleyhine değerlendirilemeyeceği de yönetmelikte özellikle belirtilmiştir. Hastaya ötenazi sonucunu doğurabilecek bir tedaviyi red veya durdurma hakkı tanınmamıştır.
Yönetmelik 28 inci maddesi 1.inci fıkrasında rızanın bir şekil şartına bağlı olmadı-ğını ve 2 nci fıkrası ile de hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rızanın hükümsüzlüğü ve bu rızaya dayanılarak müdahale yapılamayacağı belirtilmiştir. Bu hüküm aydınlatılmış rıza uygulamasının yönetmelikte yer aldığını göstermektedir.
Dünya Hekimler Birliğinin 39 uncu Genel Kurulunda alınan karar hariç, tüm diğer hasta hakları bildirge ve sözleşmelerinden farklı olarak ülkemizde yürürlükte olan yönet-melik açık olarak 13 üncü madde hükmü ile ötenaziyi yasaklamıştır. Madde hükmüne göre “Tıbbi gereklerden bahisle veya her ne suretle olursa olsun hayat hakkından vazgeçilemez. Kendisinin veya bir başkasının talebi olsa dahi, kimsenin hayatına son verilemez.”
Yönetmeliğin 12 nci maddesi “Teşhis, tedavi veya korunma maksadı olmaksızın, ölüme veya hayati tehlikeye yol açabilecek veya vücut bütünlüğünü ihlal edebilecek veya akli veya bedeni mukavemeti azaltabilecek hiçbir şey yapılamaz ve talepte edilemez.” hükmünü içermektedir. Maddede “talepte edilemez” denilmekle, teşhis, tedavi ve korunma amacı taşımayan, ölüme yol açabilecek sonucu bulunan ötenazi isteğinin yasaklandığı görülmektedir. Bu durumda 13 üncü maddedeki ötenazi yasağı, 12 nci maddenin ötenaziye yönelik belirgin bir tekrarı niteliği kazanmaktadır.

Onay
Tüm yayınlanan bildirgelerde yer almış olan ortak nokta, rıza olmadan tıbbi işleme tabii tutulmama hakkıdır. Osmanlı dönemi kadı sicillerinde önemli cerrahi müdahalelerden önce, hastaların kadı huzurunda rıza beyanında bulunduklarına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Bu beyanlarda hastanın hekimin müdahalesini kabul ettiğini göstermesinin yanında, günümüzde de uygulandığı şekilde hekimin hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldırmaya yönelik olduğu görülmektedir.
Yapılacak tıbbi girişimlerde öncelikle hastanın onayının alınması, onay veremeye-cek durumda ise yasal temsilcilerin onayının alınması aranmaktadır. Onay alınamayacak kadar acil durumlarda ise kişinin yaşamı ve sağlığı göz önüne alınarak tıbbi müdahaleye karar verilecektir.
Hatta psikotik tipte olan hastalara uygulanacak tıbbi işlemlerde “aydınlatılmış rıza” olarak nitelenen bu en temel hasta hakkının uygulanmasının büyük önem taşıdığı belirtil-mektedir.
Medeni Kanun’da akıl hastalığı ve zayıflığı vesayeti (kısıtlılığı) gerektiren hal ola-rak kabul edilse de; aydınlatılmış rıza uygulamasında hekim, bu kişinin sırf insan olması dolayısıyla psiko sosyal ve manevi değerleri açısından saygı görme hakkı bulunduğunu kabul etmelidir.

Ceza hukuku bakımından

Yapılan düzenlemeler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi hükümleri ile de para-lellik içermektedir. Bu paralellik nedeniyledir ki bazı ülkelerde kamuoyu ötenaziyi büyük oranda desteklerken, aynı ülkelerin yasalarında bu eylem suç olarak yer alabilmiştir.
Ötenazi bazı ülkelerde süre gelen tartışmalar sonucu ayrı bir suç türü olarak düzen-lenmesine karşın, bir çok ülkede belirlenen sanıklar genel hükümler uyarınca, kasten öldürme suçu ile aynı şekilde cezalandırılmaktadır.

(...)





Ötenazi mi, intihar mı?
Çünkü dayanılmaz acılar ile kıvranmakta olan veya hastalığının iyileşmesinin olası olmadığını öğrenen kişi, bu durumun verdiği umutsuzluk içinde ölüm hakkını kullanmak isteyebilecektir.
Ötenazinin belki de intiharla en çok benzeşen yönü de işte bu durumdur. Bu neden-ledir ki ötenazi bir anlamda intihar etmesi olanaksız olan veya bu işi kendi yapacak cesareti olmayan bir kimsenin, bu işi bir başkasına yaptırmasıdır.

Talep ve talebin değerlendirilmesi
Maddede belirtilen talebin ne şekilde ve kime yapılacağı da açık değildir. Tedaviyi üstlenen doktora yapılacak bir talep yeterli olacak mıdır?
Hızla ilerleyen teknik ve tıbbi gelişmeler karşısında tedavisi olanaksız görülen bir hastalığın bir süre sonra tedavi edilebilmesi de olasıdır. Bu durumda iyileşmesi kabil olmayan hastalık tanımlaması nasıl yapılacaktır ve buna kim yada kimler karar verecektir? Bugün iyileşmesi olanaksız denerek yasa hükmü gereği acıyı dindirme saiki ile yaşamına son verilen kişinin, bir süre sonra hastalığının tedavi edilebilir olması halinde ne olacaktır?
Hasta veya hasta yakınının ötenazi isteğinin yerine getirilmesi veya kabul edilebir-lik koşullarını değerlendirecek bir kurulun oluşturulmasının gerektiği açık olarak görül-mektedir.

Organ ve doku plantasyonu ile karşılaştırma
Türk hukuk sistemi organ naklinin söz konusu olduğu durumlarda beyin ölümünü kabul etmektedir. Ancak beyin ölümü, yapılan tüm müdahalelere karşın kişinin iyileşme-sinin olası olmadığı, tüm yaşam fonksiyonlarının durduğu ve yaşam destek üniteleri ile kalbin çarpmasının veya nefes almanın olası olduğu durumlarda kabul edilmektedir.
Acıyı dindirme saikinde ise kişi çoğunlukla yaşam destek üniteleri olmadan yaşaya-bilmektedir. Yaşam fonksiyonları henüz devam etmektedir. İyileşmesi imkansız bir hastalı-ğı olduğunu bilmekte veya dayanılmaz acılar çekmektedir.
Organ naklinin yapılabilmesi için parça veya doku alınmasında beyin ölümünün gerçekleşmiş olması nedeniyle kişinin kendi onayı bulunmamaktadır. Çoğunlukla birinci dereceden yakınların onayı ile beyin ölümü gerçekleşmiş kişiden organ veya doku alınmaktadır. Ki bu durumda dahi tıp dünyasında, organ veya doku alınmasına ilişkin tıbbi müdahalenin; bu müdahale sırasında kişinin acı duyup duymadığını belirlemek olanağı bulunmadığı için, hastaya saygı hakkının doğal sonucu olarak narkoz altında yapılmasının daha uygun olacağı yönünde bir eğilim oluşmaktadır.
Ancak ötenazide ise kişi doğal ölümü beklemek yerine, kendisinin yaşamına son verilmesini kabul etmektedir.

Ülkemizde ötenazi uygulanıyor mu?
İngiliz Tıp Birliği başkanı Dr. Michael Wilks’in “tedavinin işe yaramadığı noktada, doktorun hastasına ve onun ailesine danışarak tedaviden vazgeçme hakkının bulunması ge-rektiği” yönündeki açıklamalarını tekrar anımsayalım.
Bu açıklama içerik olarak ülkemizde var olan bir uygulamayı anımsatmaktadır. Hastahanelerde yatmakta olan ve ölümcül bir hastalığı olduğu belirtilen hastaların, yakın-ları tarafından “Hastahanede değil, evinde ailesinin yanında ölsün” düşüncesi ile sürmekte olan tedavilerine son verildiği ve hastanın evine gittikten bir süre sonra öldüğü görülmekte-dir.
Tedaviden vazgeçme hakkını, ötenazinin bir türü olarak değerlendirecek olursak, ülkemizde de uzunca bir süredir “insani yaklaşım” düşüncesi ile ötenazinin uygulanmakta olduğu görülmektedir.
Bu karar verilirken hastalığın ölümcül olduğu veya tedaviye son verme gerekliliği konusunda bir kurul incelemesi –konsültasyon- çoğunlukla yapılmamaktadır. Tedaviyi yürüten doktorun beyanı ve hasta yakınının isteği doğrultusunda tedaviye son verilmekte-dir. Tedaviye son verilmesi nedeniyle gerek doktor, gerekse hasta yakınları hakkında her-hangi bir ceza kovuşturması da yapılmamaktadır.
Ancak bu durumda hastanın hastahaneden çıkarılmasına karşın tedaviye son veril-mediği, sadece hastahanede bakım ve gözetim altında tutmaya son verildiği de karşı görüş olarak ileri sürülebilir. Çünkü hasta, hastahaneden çıkarıldığı zaman evde geçecek süre içe-risinde yapılacak işlem ve kullanılacak ilaçlar konusunda çoğunlukla hasta yakınları bilgi-lendirilmektedir.


(........)
Kısaltılmıştır.

Süleyman KARACA
Diyarbakır
D.G.M. Cumhuriyet Savcısı
Nüve Forum
__________________
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız
Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız
Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti
Cehennemler kudursa, ölmez nigahbanıyız

Konu Jeli tarafından (26.12.08 saat 23:36 ) değiştirilmiştir.. Sebep: link eklendi / yazi karakterleri duzenlendi
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bağlamında, hakları, hasta, insan, ötenazi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:55 .