|
#1
|
|
03.02.08, 14:51
Ortaoyununun ne zaman ortaya çıktığı kesin olarak bilinmemektedir, ancak XIX. yy'ın ikinci yarısıyla XX. yy'ın ilk yirmi beş yılında klasik biçimini aldığı söylenebilir. Ama klasik bir aşamaya ulaşmak için bir sanat dalının uzun bir süre evrim geçirmesi gerektiğini düşünerek, ortaoyununun ortaya çıkışını XIX. yy'dan öncesine götürmek olasıdır. Bir görüşe göre ortaoyunu, karagöz kadar eski bir gösteri sanatıdır. Türklerde, XIX. yy'daki anlamda olmasa bile, insanların oyuncu olarak oynadığı gösteri sanatlarının varlığı bilinmektedir. Cevdet Kudret'in belirttiğine göre, Selçuklu hükümdarı Kılıç Arslan Fin sarayında, Bizans imparatoru Aleksios Fin hazırlıklarını tamamlamasına karşın hastalandığı için Türklere karşı sefere çıkamayışmı korkaklığına bağlayan bir taklitli oyunun oynandığı, imparatorun kızının Aleksios adlı yapıtında söz konusu edilmektedir. Yıldırım Bayezid'in sarayında çalgıcı, dansçı ve şarkıcüarın yam sıra taklit sanatçılarının da bulunduğu, bir başka Bizans belgesinden anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi de Seyahatname'de birçok taklit "kol''undan (taklite dayanan, müzikli, danslı oyunlar oynayan topluluk) söz etmektedir. Vehbi' nin Surname 'sinde de birçok kolun adı verilmiştir. Bunun dışında köçeklik (kadın küığında erkek dansçı), çengilik, soytarılık, hokkabazlık, curcuna-bazlık gibi seyredenleri eğlendirmeye yönelik işler de yaygındı. Bütün bu taklide, müziğe, dansa, muhavereye (konuşmaya) ve harekete dayanan oyunlar, XIX. yy'da birleşerek ortaoyununu oluşturmuşlardır. Batılı araştırmacılar ortaoyununda Eski Yunan ve Bizans "mim"i ile İtalyan halk komedisi commedia delFarte'nin etkisini, hem ortaoyunu hem de karagözde görme eğilimindedirler. Gerçekten de ortaoyununun en önemli yanlarından biri olan taklit ve tiplerin özellikleriyle bunların oyundaki dinamiği doğuran ilişkileri, commedia dell'arte geleneğini anımsatmaktadır. Birçok araştırmacıysa, gerek kimi oyunların ortak olması, tiplerin benzerlikleri, gerekse oyunun geliştirimindeki söz ve hareket benzerliklerine bakarak, ortaoyununun karagözle olan benzerliğine dikkati çekmişler, ortaoyununu karagözün perdeden yere inerek canlı sanatçılarca oynanan biçimi olarak görmüşlerdir. Bunlara göre ortaoyunu, karagözden doğmuştur. Bütün bu farklı açıklamalara karşın kesin olan bir şey vardır: Ortaoyunu, altığı etkiler ne olursa olsun, Türklerin yarattığı ve geliştirdiği bir gösteri sanatıdır. Ortaoyunu, kendi içinde de gelişim göstermiştir; "Tarz-ı kadim" (eski biçim) ortaoyunundaki oyun başlamadan önce dans eden köçekler ve curcunabazlar (gürültülü patırtılı, kaba bir biçimde dans edenler) ile çengiler, son dönemlerde kaldırılmıştır. Gene son dönemlerde fotoğrafçılık, tramvay, vb. olgular da oyunlara girmiştir. Ortaoyununun en parlak dönemi, Osmanlıların Batı kültürü ve özellikle Batı tiyatrosuyla üişküerinin başladığı XIX. yy'm ikinci yansıdır. Bu dönemde, belki Batı biçimi tiyatronun da etkisiyle, kimi oyunlar "piyes" haline getirilerek sahnede oynanmış, bunlara da "perdeli ortaoyunu", "perdeli zuhuri kolu" adı verümiştir. Bu tutum da, tuluat tiyatrosunu doğurmuştur. Ortaoyunu, Batili tiyatronun Türkiye' ye yerleşmesinden sonra, özellikle cumhuriyet döneminin ilk yıllarında müstehcen olduğu, saçma sapan sözlere dayandığı, bütün hareketinin teneke yuvarlamak, kaba itiş kakışlardan oluştuğu gibi gerekçelerle saldırılara uğramış, I. Kunos, Ahmet Rasim, Selim Nüzhet Gerçek gibi yazarlarsa ortaoyununu savunarak, onun yeni Türk tiyatrosuna birçok bakımdan kaynaklık edebileceği üstünde durmuşlardır. İlk Türk tiyatro oyunu sayılan, Şinasi'nin Şair Evlenmesi (1859) adlı oyunu, ortaoyunu tekniğinden çokça yararlanır. Ortaoyununun konuşturma, hareket, söz oyunları gibi özellikleri. Şair Evlenmesi'nin de özellikleridir. Ortaoyununu savunmak, yeni Türk tiyatrosu için örnek göstermek üzere Teodor Kasap da Moliere'in bir oyununu, işkilli Memo adıyla uyarlamış ve Ortaoyunu, 1 Fasıl diye nitelemiştir. Ahmet Vefik Paşa da, Moliere'den yaptığı birçok uyarlamada, ortaoyunu kalıplarını ve özelliklerini kullanmıştır. Ortaoyunu, Türkiye'de sinemanın yaygınlaşması sonucu ortadan kalkmıştır. Günümüzün birçok güldürü sanatçısı (Zeki Alasya-Metin Akpınar, Müjdat Gezen-Perran Kutman, Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü, vb.) özellikle söze dayanan güldürülerinde ortaoyunu kalıplarından yararlanmaktadırlar. Konu başlıkları Ortaoyunu Teriminin Ortaya Çıkışı Ortaoyununun özellikleri Orta oyununun bölümleri - Giriş, muhavere, (karşılıklı konuşma) fasıl ve bitiş Orta oyununda oyun kaynakları Orta oyununun tipleri - Pişekâr ve Kavuklu - Cüce ya da Kambur -Zenne Ortaoyununun tekniği - karagözün tekniğine benzer kaynak 3 8.cilt / s.3207-3208 Konu lolipop tarafından (03.02.08 saat 15:40 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| zeki alasya, teodor kasap, perran kutman, mujdat gezen, moliere, metin akpinar, iskilli memo, gonul ulku, gazanfer ozcan |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|