iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:10 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve eğlence » Yeni bir orta sınıf... Yepyeni arzular -ve endişeler...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 05.05.08, 10:24
Standart Yeni bir orta sınıf... Yepyeni arzular -ve endişeler...

05.05.08, 10:24



Avrupa Tarihi-Orta,Yeni ve Yakın Çağ | Yeni müfredat 7. sınıf zeka küpü | 6. sınıf Yeni müfredat zeka küpü | Yeni Müfredat 8. Sınıf Okyanus Yayınları | Yeni müfredat 6 ve 7. sınıf yazılı sorularım |

Altın Çağ - Altın Kafes

Zhou Jiaying, dört yaşındayken iki kursa yazılmıştı: Amerikan İngilizcesi ve İngilizce Konuşma ve ona İngilizce Bella adı verilmişti. Annesiyle babası onun üniversite için yurtdışına gideceğini umuyordu.
Bir sonraki yıl onu oyunculuk kursuna yazdırdılar. Sekizine bastığında piyanoya başladı, bu ona disiplinli olmayı öğretecek ve beynini geliştirecekti. Yaz aylarında ders almak için havuza gidiyordu; ailesi, yüzmenin boyunu uzatacağını söylüyordu. Bella avukat olmak istiyordu; avukat olmak için de uzun boylu olmanız gerekiyordu.
On yaşına geldiğinde, zengin olanaklarla dolu ve bir asker kadar disiplinli bir hayat yaşıyordu. Okuldan sonra annesiyle babası eve gelene kadar tek başına ders çalışıyordu.

Ardından akşam yemeği, banyo ve piyano çalışması geliyordu. Bazen televizyon izlemesine izin veriyorlardı, ama sadece haberleri.
Cumartesileri aldığı özel bir metin yazma dersini Matematik Olimpiyatları hazırlığı izliyor, pazar günleri piyano dersi alıyor ve ayrıca Şanghay'da bir ortaokulun giriş sınavı için kursa gidiyordu. Okulun erken tatil olduğu cumaları, onun için haftanın en güzel günüydü. Bu günlerde Bella, aynen hapishane avlusundan görünen bir avuç gökyüzünü keşfeden bir adam gibi, derin bir nefes alıp etrafına bakabiliyordu.



Çin'in gelişmekte olan orta sınıfı için bu bir hevesler çağı. Ama aynı zamanda endişeli bir süreç. Olanaklar ikiye katlandı, ama her bir olanaktan yararlanma ve hiçbirini kaçırmama arzusu baskı yaratıyor. Ve elde edilen her şey, bunun en yenisi ve en iyisi olmadığı düşüncesinin yarattığı düş kırıklığını da beraberinde getiriyor. Birkaç yıl önce yenilenen bir apartman dairesi artık eskimiş görünüyor; video kamerası ve renkli ekranı olmayan bir cep telefonu utanç kaynağı oluyor. İngilizce günlük konuşma dersleri Şanghay'lı öğrenciler arasında çok moda, ama tüm bunlar para istiyor.
Özgürlük, istikrarlı sosyalist bir toplumda yetişen insanlar için her zaman bağımsızlık anlamına gelmiyor; bazen daha çok, geri kalmamak için verilen bitmez tükenmez bir mücadele duygusu oluşturuyor. Yapılan bir çalışma, Çin'de kentte yaşayan insanların yüzde 45'inin stres kaynaklı sağlık riski taşıdığını ve en yüksek oranın da lise öğrencileri arasında görüldüğünü ortaya koyuyor.

Beşinci sınıf, Bella'nın bugüne kadarki en zor yılıydı. Yıl sonunda ortaokul giriş sınavlarına girecekti. Her öğrenci hangi seviyede olduğunu biliyordu: Öğretmenler sınav kağıtlarını geri verdiklerinde öğrencileri aldıkları notlara göre gruplara ayırdı. Bella orta sıralarda, 25 kişilik sınıfta 12. ya da 13. sırada yer alıyor, dikkati dağıldığında ise daha da alt sıralara düştüğü oluyordu.

Japonya'dan nefret ediyordu, çünkü ders kitapları ona böyle öğretiyordu: Japon ordusu 1937 Nanjing Katliamı'nda 300 bin Çinliyi öldürmüştü. Amerika'dan da nefret ediyordu, çünkü Amerika sürekli başka ülkelerin işine karışıyordu. Oldukça iyi İngilizce konuşuyordu: "Men like to smoke and drink beer, wine and whiskey." (Erkekler sigara içmeyi, birayı, şarabı ve viskiyi sever.) En beğendiği restoran Pizza Hut'tı ve Kentucky Fried Chicken'daki baharatlı tavuk kanatlarına bayılıyordu. Hulahup çevirme rekoru 2 bindi.

Ona göre dünyanın en güzel yeri Nanjing Caddesi üzerindeki büyük Baoda-xiang çocuk mağazasıydı. Bu büyük mağazanın geniş kırtasiye bölümünden silgi koleksiyonu için özenle yeni silgiler seçiyordu.
Evde, tenekeden bir kurabiye kutusunda biriktirdiği -biçimleri parmak arası terlikten hamburgere ve çizgi karakterlere kadar değişen- 30 silgisi vardı; hepsi tırnak kadardı ve orijinal plastik poşetlerinin içinde duruyordu. Bella, bu mağazaya büyükanne ve büyükbabası ile geldiğinde, dosdoğru oyuncak reyonuna giderdi, ama annesi ve babasıyla gittiğinde durum farklıydı. Onlar Bella'nın artık oyuncak yaşını geçtiğini söylüyordu.
Bella sınavlardan iyi not aldığında ailesi ona hediye alıyordu; kötü notlar ise evde yasaklar getiriyordu. En sevdiği ders, kompozisyon yazmada büyük başarı gösterdiği Çince'ydi: Bella sıradan bir ev eşyasını çok eğlenceli biçimde betimleyebiliyordu.

Geçen kış büyükanne örümcek bitkisini dışarıda bırakıp unutmuş… Bu ilkbahar bitki canlandı. Bazıları bu bitkinin adi bir bitki olduğunu söylüyor, ama örümcek bitkisi başkalarının dediğine aldırmıyor, zorluktan yılmıyor ve güçlükle karşılaşınca uğraşmaya devam ediyor. Bu ruh övgüyü hak ediyor.

Matematikte başarılı değildi. Ek matematik dersleri kaçınılmazdı ve yedi yıl sonra gireceği üniversite giriş sınavlarına kadar da bu böyle sürecekti. Ancak en kötü dersiniz kadar başarılı sayılıyordunuz. Eğer Şanghay'ın en iyi ortaokullarından birine giremezseniz, kaderinizde sıradan sınıf arkadaşları ve sadece ders kitaplarında yazılanları öğreten öğretmenler var demekti. Ve iyi bir üniversite bir yana, iyi bir liseye girme şansınız da azalacaktı.

Daima ilerlemek zorundaydınız, çünkü olduğunuz yerde durmak geri kalmak anlamına geliyordu. Ve 10 yaşında olsanız bile, dünyanın düzeni bu şekilde işliyordu.

Son on yıl, Mao'nun yok etmeye uğraştığı bir şeyin -bugün 100 ile 150 milyon kişi arasında olduğu tahmin edilen Çin orta sınıfının- canlanışına tanıklık etti. Tanımda farklılıklar olsa da -bir standarda göre aile başına yılda en az 10 bin dolarlık bir geliri olan- orta sınıf ailelerin bir dairesi, bir arabası var; dışarıda yemek yiyip tatile çıkabiliyorlar ve yabancı markalar ve fikirlerle tanışıklar. Refahlarını hükümetin ekonomi politikasına borçlular, ama özel yaşamlarında, içinde yaşadıkları topluma oldukça eleştirel yaklaşabiliyorlar.

Devletin özel hayattan elini çekmesiyle artık insanlar yaşayacakları yeri, çalışacakları işi, seyahat edecekleri bölgeyi seçmekte özgür. Maddi olanaklar da yıldan yıla artıyor. Bundan on yıl önce otomobillerin çoğu kamu kurumlarına aitti; şimdi birçok ailenin otomobili var. 1998'de, hükümet emlak piyasasını ticarileştirmeye yönelik reformları başlattığında, bir daire sahibi olanların sayısı çok azdı. Bugün ev sahibi olmak oldukça yaygın ve fiyatlar birçok genç çiftin karşılayamayacağı kadar yükseldi.
Elinize bir Çin gazetesi aldığınızda, toplumsal değişimdeki hızın yarattığı tedirginliği görebiliyorsunuz. Popüler bir Şanghay gazetesi olan Xinmin Evening News'e 2006'nın birkaç ayı boyunca konu olan eğilimlerin bazıları şöyle: Liseli kızlarda beslenme bozukluğu var; Anne ve babalar çocuklarına uygun bir İngilizce isim bulmakta zorlanıyor; Ergenlik çağındaki çocuklar homoseksüellik konulu romanlar okuyor; Üniversite öğrencileri, evlilik dışı beraberlik yaşıyor...

Ebeveynler çocuklarını eğitmeye uğraşıyor ama kendi bildiklerinin artık demode olduğunu düşünüyor; toplumdaki trendlere daha uyumlu olan çocuklar modern hayatın labirentinde anne ve babalarına rehberlik ediyor.
Subay emeklisi babası, Batılıların kravatlarını nasıl bağladıklarını sorduğunda bu olguyu ilk kez fark eden sosyolog Zhou Xiaohong, "Toplum baştan aşağı değişti," diyor. "Eskiden babalar emir verirdi, ama şimdi babalar oğullarını dinliyor."

Anne ve babaların büyük umut bağladıkları çocuklar, aynı zamanda en çok baskı altında kalanlar arasında; onlar, eski ile yeniyi bir araya getiren ve her ikisinin de en yıldırıcı unsurlarını içeren bir dünyada yaşıyor. Yüksek öğrenim için şanslı birkaç kişiyi seçen geleneksel sınav sistemi aynen duruyor: Belli bir yılda üniversiteye giren öğrenci sayısı, üniversite birinci sınıfa gidecek yaştaki nüfusun yaklaşık yüzde 11'i. Yine de çok yönlü öğrenci yetiştirme arzusu, bir etkinlik patlamasına neden oluyor -müzik dersleri, İngilizce, resim ve dövüş sanatları kursları- ve her bir öğrenciyi bir yarış alanı haline getiriyor.

Bu gibi uğraşlar bir aşamadan sonra keyif verici olmaktan çıkıyor. İngilizce yetisi, üniversiteye kadar uzanan beş aşamada değerlendiriliyor ve anne babalar çocuklarını yıllar sonrası için planlanmış sınavları geçmeye zorluyor. Kentler, çocukların piyanodaki başarılarını on kademeli bir derecelendirmeyle belirliyor. Bir araştırmaya göre, "çocuğun gelecekte rekabetçiliğini artırmak amacıyla" on üç yaşından küçük çocukların yarıdan fazlası okul dışında kurslara da gidiyor. Anne ve babalar trendleri körü körüne takip etme ve her duyduklarına inanma eğilimindeler. Geçmiş, onlar için yabancı bir ülke -ve bugün de öyle.

Kaynak:
Altın Çağ Altın Kafes@ National Geographic Türkiye
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
post modern hayatlar, zhou jiaying

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz