Birinci bölümde “ideoloji” kavramının tarihsel süreç içinde geçirdiği evreleri ve buna bağlı olarak yapılan çeşitli tanımları açıkladık. Bu açıklamalar ideoloji kavramının birbirine zıt iki anlamdan birini içerebileceğini göstermiştir. Bu anlamlardan birincisine göre ideoloji, basitleştirilmiş ve seçilmiş fikir ve düşüncelerden oluşmakta ve bu nedenle de gerçekleri belli ölçüde
|
Atatürkçü düşünce, yani Bağımsızlık Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a ayak bastığı günden, ebediyete göçüp gittiği güne kadar Atatürk’ün, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilke, amaç ve kurumları ile ilgili bütün düşünsel ve eylemsel faaliyeti; bu ikinci anlamda bir ideolojidir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının temel değer yargıları ile bu yargılara uygun kurumsal yapı arasındaki bağ “Atatürkçü ideoloji” sayesinde kurulduğu gibi, yeni toplumun değer yargılarını da Atatürkçü ideoloji şekillendirmiştir. Osmanlılıktan “Türk Milliyetçiliğine”, ümmetten “millete”, şeriattan “laik devlet” e, tebalıktan “vatandaşlık”a geçiş ve bâtıl inançlar yerine bilimsel gerçeklerin kabulü; Atatürk ideolojisinin Türk ulusuna kazandırdığı yeni değer yargılarının sonuçlarıdır. Bu değer yargılarına paralel olarak, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısı da “tam bağımısız”, “Cumhuriyetçi”, “laik” ve “akılcı” niteliklere sahip olmuştur.
Yıkılmaya yüz tutan Osmanlı idaresine karşı bir “muhalefet ideolojisi” olarak ortaya çıkan Atatürk ideolojisi; daha Kurtuluş Savaşı’nın ilk gününden itibaren Türk Ulusu tarafından benimsenmiş ve yeni Cumhuriyet’in “İktidar ideolojisi” olmuştur.
Milli mücadelenin başlamasından Atatürk’ün ölümüne kadar bilinçle kurulan ve geliştirilen28 bu ideoloji Türkiye’nin ekonomik kalkınmasını sağlamak, sanayileşmesini tamamlamak ve bütün ulusun refahını yükseltmek yolunda güvenilecek tek ideolojidir. Yukarıda ideolojilerin toplum yaşamındaki önemine değinirken;
“... Bir toplum; bütün fertleri toplumun nasıl işlemesi gerektiği ile ilgili ortak bir duyguya sahip olmadıkça varlığını sürdüremez. Bu ortak duygu ise ideoloji içinde ifade edilir.” demiştik. Atatürkçülük; “Misak-ı Milli” ile Türkiye’nin sınırlarını çizip, bu sınırlar içinde “mutlak bağımsızlık” a kavuşabilmek için “ya istiklal, ya ölüm” diye ulusumuzu şahlandırdığı günden beri ulusun bütün fertlerini, yeni Türk toplumunun nasıl olması ve nasıl işlemesi gerektiği konusunda ortak bir ideale kavuşturmuştur. Türk toplumu Atatürk’ün, önderliğinde kıyafetinden alfabesine, tarlasından fabrikasına, üniversitesinden parlamentosuna bütün kurum ve davranışlarında ortak idealleri paylaşmıştır. Hiçbir ulusun tarihinde, kendisini böylesine hızla ve coşkuyla yenilediği görülmemiştir.
II. Atatürkçü ideolojinin Özelliklen
Atatürkçü ideolojinin sahip olduğu temel özellikleri şu şekilde belirleyebiliriz. 29
Atatürkçü İdeoloji Millidir
Atatürkçü ideoloji, çoğu defa yanlış biçimde ifade edildiği üzere, sadece Atatürk’ün kafasında şekillenmiş ve onun tarafından düşünülmüş değildir. Aksine bugün “Atatürk İnkılapları” dediğimiz toplumsal çağdaşlaşma hareketinin, bir tanesi dışında hemen hepsi; 1836 Tanzimat Fermanı’ndan beri Osmanlı Türk aydınlarının özlemi halindedir. Latin alfabesi, batılı insanların kılık kıyafeti, Gregoryen takvimin kabulü, ulusal sanayiin kurulması, parlamenter demokrasi, tarımın modernizasyonu, şeriat yerine modern kanunların konulması, yurtdışına öğrenci ve işçi gönderilmesi gibi Atatürkçü ideolojinin gerçekleştirdiği pek çok inkılap, uzun yıllardan beri memleket aydınlarının özlemini çektiği, zaman zaman gerçekleştirmeğe çalıştıkları inkılaplardır.30 Bu nedenle Atatürkçü ideoloji, Türk ulusunun yüzyılları aşıp gelen özlem ve ideallerini yansıtan, tarih boyunca sahip olduğu hasletlerine ve değer yargılarına uygun düşen milli bir ideolojidir.
Atatürkçü ideoloji Bilimsel ve Gerçekçidir
Atatürkçü ideoloji hayallere (ütopya) yervermeyen gerçekçi bir ideolojidir. Milli nitelikte olmasının doğal bir sonucu olan bu özellik Atatürkçülük ideolojisini hem Liberalizmin ve hem de Marksizmin ütopik (hayalci) zaaflarından korumuştur. Öte yandan Atatürkçü ideoloji, çağdaş bilimlerin, toplum yaşamını daha demokratik kılacak ve refah seviyesini yükseltecek temel kurallarına dayandığı gibi bu kurallarda zaman içinde meydana gelecek değişmelere de açıktır. Dogmatik bir özelliği ve saplantısı yoktur. Bu nedenle Atatürkçü ideoloji, diğer ideolojilerle kıyaslanmayacak ölçüde bilimseldir. Atatürkçü ideolojide “basitleştirilmiş” ve “çarptırılmış” düşünceler yeralmaz. Bunun içindir ki Atatürkçü ideoloji, değişen koşullara rağmen “değişmez gerçekleri” göstermekte, benimsediği değer yargıları, amaçları ve kurumları “çağdaş” kalmağa devam etmektedir bilimsel düşünceye çok daha yakındır.
Atatürkçü ideoloji Demokratiktir
Yukarıda Atatürk inkılaplarından biri hariç,diğer hepsinin uzun yıllardan beri Türk aydınlarının özlem ve düşüncelerinde yer ettiğini belirtmiştim. Diğer aydınların aklına gelmeyen veya gelip de çok “ütopik” buldukları için açıklayamadıkları bir inkılap saltanat ve hilafetin kaldırılıp “Cumhuriyetin Kurulması” dır. Hem bir Osmanlı aydını sayabileceğimiz hem de Atatürk’ün en yakın arkadaşı olduğunu bildiğimiz İsmet İnönü bu konuda şöyle diyor:
“... Arkadaşlarımızla en mahrem konuşmalarımızda bir defa Cumhuriyet’ten bahsolunduğunu bilmem. Onun daha çok müşkülatı olacağı zanniyle yetişmiştik. Böyle bir mülahaza düşünmedik. Cumhuriyet fikri milli mücadelenin adım adım her safhasında Büyük Millet Meclisi Hükümetiyle adım adım kanaatlerimize ve milletin kanaatlerine çakıla çakıla perçinlenmiş olan esaslı bir kanaat halinde yerleşmiştir. Çok esaslı bir kanaat halindedir bu bizim için. Böyle geldik biz Cumhuriyete.31”
Atatürk hilafeti ve saltanatı kaldırarak “egemenliğin kayıtsız ve şartsız millete ait” olmasını sağlamıştır. Bu gün yerleştirmeye ve devamlı kılmaya çalıştığımız çok partili demokratik sistem, Atatürk ideolojisinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Atatürkçü ideoloji Uzlaştırıcı ve Toplayıcıdır
Atatürk ideolojisinde “sınıf ayrılığı” ve “sınıf kavgası” kavramına yer yoktur. Bütün üretim faktörleri birbirini destekleyen ve tamamlayan varlıklardır. Atatürk İzmir İktisat Kongresi’ni açış konuşmasında şöyle demektedir:
“... Bizim halkımızın menfaatleri yekdiğerinden ayrılır sınıf halinde değil, bilâkis mevcudiyetleri ve muhassala-i mesaisi yekdiğerine lâzım olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada samilerim çiftçilerdir, sanatkârlardır, tüccarlardır ve ameledir. Bunların hangisi yekdiğerinin muarızı olabilir. Çiftçinin sanatkâra, sanatkârın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsine, yekdiğerine ve ameleye muhtaç olduğunu kim inkâr edebilir.
Bu gün mevcut olan fabrikalarımızda kendi amelemiz çalışmalıdır. Müreffeh ve memnun olarak çalışmalıdır. Ve bütün bu saydığımız sınıflar ayni zamanda zengin olmalıdır.32
Bu sözlerden açıkça anlaşılacağı üzere Atatürkçülük ideolojisinde “sınıf bilinci” ve “sınıf kavgası” gibi toplumu bölen, ve demokratik sistemin işlemesine engel olan kargaşa kaynaklarına yer yoktur.
Atatürkçü ideoloji Lâiktir
Liberalizm ideolojisi, katoliklik ile protestanlık arasındaki çatışmadan etkilenmiştir. Reform döneminden sonra güçlenen protestanlık sayesinde kapitalist ülkeler ekonomik kalkınmalarını hızlandırmış, sanayileşmelerini başarabilmiştir. Marksist ideoloji ise dine yer vermez. Marks’ın deyimiyle “din toplumu uyuşturan bir uyuşturucudur”.
Atatürkçü ideoloji, dini inanç ve ibadeti, günlük yaşamı düzenleyen yasal ve kurumsal düzenlemelerin dışında tutarak olur olmaz nedenlerle dini inanç ve kurumların tartışılmasını ve zedelenmesini önlemiştir. Din, Allah ile kul arasında bir ilişkidir ve dini kural ve geleneklere göre düzenlenir. Dinin; kanun yapma ve uygulama sistemi, eğitim ve yargı sistemi, giyim kuşam tarzı gibi konularda doğrudan düzenleme fonksiyonu yoktur. Böyle bir fonksiyonu ancak dolaylı yoldan, iyi huylu ve ahlaklı insanlar yetiştirmek yoluyla gerçekleştirebilir. Yoksa din ve dünya işleri birbirinden tamamen ayrıdır.
Atatürkçü ideoloji Dinamiktir
Milli, gerçekçi ve bilimsel olmasının doğal bir sonucu olarak Atatürkçü ideoloji dinamiktir. Yani değişen şartlara uygun çözümleri kendi temel ilkeleri etrafında oluşturabilme gücüne sahiptir. Bu nedenle Atatürkçü ideolojinin eskimesi, değişen şartlara uymaması gibi bir sorunu yoktur. Temel özelliklerini korumak şartıyla, Atatürkçü ideoloji içinde, değişen bütün şartlara uygun çözümler bulmak mümkündür.
Atatürkçü ideoloji Bir Bütündür
İnsanlığı etkilemiş temel ideolojiler gibi, Atatürkçü ideoloji de bir bütündür. Bir başka deyişle, insan yaşamının bütün yönlerini kapsayan ilke ve düzenlemelere sahiptir. Bu ilke ve düzenlemeler birbirlerini destekler ve tamamlar. Bu nedenle Atatürkçü idelolojinin bir bütün olarak korunması ve geliştirilmesi gerekir. Bu ideolojinin bir yerinde meydana gelecek bir zaaf sistemi zedeler ve yıkar.
kaynak












Normal



