Nüve Forum


Siyaset ve fikir ayrılıkları hakkinda kuzey ırakta yaşam ile ilgili bilgiler


Kuzey Irak'taki dönüşüm fazla global ve sahte! ŞİRİN SEVER Bir süre önce Kuzey Irak'a giden ve bir yazı dizisi kaleme alan Kürt şair ve Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur: "Büyük

Like Tree1Likes
  • 1 Post By nuvekolik

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.06.07, 23:28
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart kuzey ırakta yaşam



Kuzey Irak'taki dönüşüm fazla global ve sahte!


ŞİRİN SEVER



Bir süre önce Kuzey Irak'a giden ve bir yazı dizisi kaleme alan Kürt şair ve Zaman gazetesi yazarı Bejan Matur: "Büyük ve pozitif bir merakla gittim ancak gidip geldikten sonra o duygusallığım azaldı. Dönüşüm çok sahte, keskin ve global karakterliydi çünkü..."..



Maraşlı, Kürt... Şiirleri İngiltere ve Lüksemburg'ta yayınlanmış, başarılı bir şair o... Ancak Kürtler için politik bir kimlik değil kesinlikle... Hatta Kürt milliyetçiliğini de, Türk milliyetçiliğini de eleştirecek kadar sağduyulu bir aydın... İki sene önce tanıştık Bejan Matur'la... Zaman gazetesinde Kürt meselesi üzerine ara ara yazdığı yazılar dikkat çekince çalmıştım kapısını ilk kez... Kürtlüğünü söyleyen ama bunu politik şekilde kullanmayan bir dili vardı. O gün de yazdığım gibi; bir sanatçının diliydi onunki... Kısa süre önce Kuzey Irak'taydı. Oradaki havayı, sokakları kokladı, insanlarla konuştu, oradaki yaşama kültürünü izledi, gündelik hayatın ritmini tuttu. İzlenimlerini de Zaman gazetesinde dört günlük bir yazı dizisiyle yayımladı. "Kuzey Irak'taki gelişmeler ve en son sınır ötesi operasyon ihtimali, Kürt siyaseti konusunda bildiğimiz her şeyi yeniden değerlendirme ihtiyacını dayatıyor," diyen Matur çarpıcı tespitlerde bulunuyor; her iki 'taraf'taki Kürt politikacıların kulağına küpe olacak cinsten sağduyulu çağrılar yapıyordu. "Türkiye'nin Irak Kürtleri ile ilişkileri kendi Kürtleri ile olan ilişkisinin de geleceğini belirleyecek," diyor.

- Bölgede tansiyon yine yükseliyor, her gün şehit cenazesi geliyor, operasyon ihtimali artıyor. Kuzey Irak'tan bakınca, buradaki fotoğraf nasıl görünüyor?
- Başbakan önceki gün Barzani'yi kastederek "Ben bir kabile reisiyle görüşmem," diyordu. Oradaki yönetimle sorununuz olabilir ama bu rahatsızlığı dile getirirken kullandığınız üslubun K. Irak Kürtlerini rencide ettiğinin farkında değiliz pek. Üstelik buradaki Kürtler de rencide oluyor bu dilden. Siyasilerimiz seçim öncesinde iç kamuoyuna mesaj vermek amacıyla bu üsluba sığınıyorlar ama bu dilin uzun vadede sorunları derinleştirdiğini görmek zorundayız. Kuzey Irak Kürtlerinin temel düşmanlık duygularının yöneldiği millet eskiden Araplar yani Baas rejimiydi. Korkarım bu üslup devam ederse Türkler ikinci sırayı alacak! Ayrıca bu tür açıklamalar oradaki uluslaşma sürecini de hızlandırıyor.

- Olası bir çatışma, toplumsal ve siyasal açıdan neler doğurur?
- K. Irak'ta tarihsel olarak çatışmadan beslenen bir yönetim var, peşmergeler artık sadece güvenliği sağlamıyor, ülkeyi de yönetiyorlar. Türkiye'nin durduk yerde ülkelerine saldırmasını dört gözle bekleyen bir kesim var. Çatışmadan beslenen bir kesim bu. O yüzden bölgede ihtiyaç duyulan makul siyaset; Kürt yönetimi ile Türkiye arasındaki olası çatışmanın hesabını yapan çevrelerin eline koz vermemeli. Karşılıklı duygusallığa neden olan bu tarz açıklamalar sadece husumeti derinleştiriyor.

BARZANİ'YE 'HAYAT SU'

- Peki bu husumetin derinleşmesi ve operasyon kararı iki toplumdan da çok şey götürmez mi?
- Bir şoför şunu söylemişti orada bana; "Türk ordusunun gücünden söz ediyorlar. Siyaset güçle değil akılla yapılır. Saddam güçlüydü ne yaptı? Hiç! Amerika 350 bin askerle geldi. Şimdi yenildiler ve gitmek zorunda kalacaklar." Yani güç tek başına bir şey ifade etmez! Orada ciddi bir ulusallaşma süreci var; o kimliğe canla başla sarılıyorlar, "Yediden 70'e savaşırız," diyorlar. Türkiye'den yapılan bu tür açıklamaları kendilerine saldırı gibi görüyorlar.

- Irak Kürtlerini kazanmak Türkiye'nin kendi sorununun çözümünde nasıl bir katkı sağlar peki?
- K. Irak'taki Kürtler zaten Türkiye'ye mahkum. "Tüm komşularınızı düşündüğünüz zaman kimden vazgeçemezsiniz?" diye sormuştum; "Tabii ki Türkiye," demişti oradaki bir yetkili. Bunu gündelik hayatta görüyorsunuz; ciddi bir iş ilişkisi var. Elektriği, suyu buradan gidiyor; Barzani 'Hayat Su' içiyor mesela... İstikbal Mobilya'dan Bellona'ya tüm markalar orada. Her evde Beko çamaşır makinesi yok (gülüyor) ama Beko'nun tabelaları her yerde. Ticari açıdan herhangi bir sorun yok, karşılıklı demeçlerle süren, tıkalı bir siyaset var.



En çok ilginizi çeken ne oldu Kuzey Irak'ta, ne şaşırttı sizi?
- Gitmeden önce, Türkiye'deki Kürtler'le Kuzey Irak'taki Kürtler arasında bu kadar derin bir kültürel fark olduğunu bilmiyordum doğrusu. 30 yıl gerideler demokratik deneyim olarak. Bir kere sosyal hayat diye bir şey yok. İnanılmaz içe dönük, kapalı bir toplum. Son derece geleneksel, son derece tutucu... Başkent Erbil'de hayat otel lobilerinde sürüyor, sadece oralarda yeme içme kültürü oluşmuş. Birkaç iyi restoranı da Türkler kurmuş. Ancak önümüzdeki yıllarda Dubai olmayı hedefleyen bir yapılanmanın içinde bir Kabil manzarası var! Elektrik olmadığı için jenarötörlerin harıl harıl çalıştığı, tüm yolların kazıldığı bir şehir... Biraz can sıkıcı bir manzaraydı benim açımdan...

- Neden can sıkıcı?
- Bir toplumun dönüşmesi bugünden yarına olabilecek bir şey değil çünkü. Sağlıklı dönüşümün de kendi iç yasası olmalı. Ona uyulmadığında mutlaka bir yerinden maraz çıkar. Onca geleneksel bir yapıya, global aktörlerle müdahale edip, onu hızla dönüştürmeye çalıştığında, netice demokratik bir rejim değil diktatörlük olur! Ancak bir diktatörlük onu ayakta tutar.

- Yani bölgede bir diktatörlük mü hüküm sürüyor? - Barzani ve onun temsil ettiği her şey ona denk düşüyor. Tüm ulusal projelerde rastlanan lider ve onun temsili, o kimliğin inşasında kullanılan her şey pek de demokratik bir manzara oluşturmuyor.

- Kuzey Irak'ın bu devletleşme sürecinde, kimliğini oturtma ve dönüşüm sürecinde, modernleşme sürecinde, Türkiye'yle yakın ilişkiler kurma sürecinde Barzani'den başka bir aktöre mi ihtiyaç var sizce?
- Fena olmazdı! Yani Barzani'den sonra gelen yeni kuşak KDP'lilere çok ihtiyacımız var. Çünkü onlar daha açıklar, dünyayı tanıyorlar, öfkeleri yok, hırsları yok, hırçın değiller.

- Toplumsal hayat sizi şaşırtmış tamam; peki siyasal sistem nasıl? İddia edildiği gibi bir aşiret sistemi mi hâlâ siyasete yön veriyor?
- KDP'de görev alanların çoğu kendi ülkeleri için savaşmış peşmergeler aslında. Valilerin hiçbir yetkisi yok, tüm yetki politbüroda toplanmış, bir üst yapı var ve tüm kararları onlar veriyor. "Bu ülke için savaştık, gücü paylaşmayız," diyen bir yönetici elit bu. Bürokraside temel görevlerdeler. Yani görünen bir meclis var, Talabani'yle koalisyon halindeler ama asıl yetki politbüroda.



'İnce siyaset yapılması' gerektiğini düşünüyorsunuz yine yazınızda. Neyi kastediyorsunuz tam olarak?
- Tüm ulusal mücadelelerde görülen heyecan, şevk, romantizm onlarda da var. Bu biraz başlarını da döndürmüş halkın; çok hevesliler, çok heyecanlılar. O yüzden Türkiye abilik yapmalı, yani bu heyecanı biraz tolere edebilmeli. Barzani'nin kişiliğinden kaynaklanan hırslı ve öfkeli bir tavrı var, evet ama bu uzun vadede Barzani'yi bağlar. Yeni kuşak KDP'liler Barzani'den farklı ve daha açık bir vizyonla hareket ediyorlar. Mesela Neçirvan Barzani Batı'da eğitim görmüş, çok daha liberal, bu 'ince' dediğimiz siyaseti yapabilecek biri. Tarihi zorlamanın anlamsız olduğunu öğrenmiş bu genç kuşak.

- Tarihi zorlamamak derken, sakin olmaktan mı söz ediyorsunuz?
- Yani reel siyaset ne gerektiriyorsa ona göre oyununu kurmalısın. Türkiye'ye rağmen bir şey yapamazlar orada, Türkiye tüm ilişkilerini, sınırlarını kapattığında onların sonu olur, bunu biliyorlar.


'Erbil, İkinci Dünya Savaşı'nın İstanbul'u gibi!'

-Peki bir Kürt olarak geleceği nasıl görüyorsunuz? Olumlu adımlar atılabilir diye ümit besliyor musunuz, karamsar mısınız?
- Umutluydum ama son dönemde biraz kaybediyorum ümidimi...

- Kuzey Irak ziyaretinden sonra mı değişti düşünceleriniz?
- Hem ziyaretten sonra, hem de bizdeki siyasi krizden sonra biraz karamsarım doğrusu. Biraz ironik olacak ama söyleyeyim; orada bir Kürt turizmi var, ne olduğunu merak eden, hevesli, romantik, anlamaya çalışan insanlarla karşılaşıyorsunuz. Entelektüeller, solcular, Kürt öğrenciler, Kürt olduğu için orada okumak isteyenler, casuslar... Erbil İkinci Dünya Savaşı'nın İstanbul'u gibi! İnanılmaz bir meraklı sirkülasyonu var. Ben de öyle bir merakla gittim aslında. Gitmeden önce merakıma pozitif bir şey etki ediyordu, sanki bizim için de çok anlamlı bir şey var gibi... Duygusaldım ama gidip geldikten sonra bendeki o duygusallığın azaldığını fark ettim.

- Neydi hayal kırıklığı yaratan tam olarak?
- O dönüşümün o kadar keskin, global karakterli ve sahte olması belki...



Matur, "Erbil’de her yer inşaat!.. Durmadan büyüyen binalar var, kent şantiye havasında," diyor.



Dört şiir kitabı olan Matur'un yeni kitabı sonbaharda çıkacak. Ancak adı henüz yok! "Geçenlerde Garaj İstanbul'da okudum yeni şiirlerimi, orada izleyiciler ilk defa duydular ne yazdığımı, benim için de ilginç oldu tabii okuyarak duyurmak," diyor ve kitabının konusunu şu sözlerle anlatıyor: "Girişi, gelişmesi ve sonucu olan bir metin, bir iç konuşma gibi, felsefi... Varlık, aşk, ölüm, şehirler, yolculuk, hayatta ne varsa yeni kitapta da o olacak."





Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
kuzey, yaşam, ırakta

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:33 .