iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:12 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !
Sponsor Reklam

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Siyaset ve fikir ayrılıkları » toplum öcü masalını sevseydi...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.07.07, 10:28
Standart

toplum öcü masalını sevseydi...


nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

08.07.07, 10:28


Gülay Göktürk
Tüm yazıları
Yeniden yapılanma dönemi

Kurumlara güven bir günde oluşmuyor. Güvensizlik de bir günde değişmiyor doğal olarak. O yüzden de, Anayasa Mahkemesi'nin son kararını Türkiye'de hukukun işlemeye başlaması olarak yorumlamak için aşırı iyimser olmak gerekiyor.

Bu mahkeme, daha iki ay önce 367 kararını alan mahkeme. Bunu unutamayız, ardından gelen gerekçeli kararı da...

Peki o zaman değişen ne? Bence son kararın arka planında yine hukuktan çok siyaset var.
Siz de mutlaka farkındasınızdır; rüzgar bir süredir tersten esmeye başladı ve şimdi biz siyasi rüzgarlardaki bu yön değişiminin yüksek yargı üzerindeki yansımalarına tanık oluyoruz. Biraz geriye dönüp bakalım: Cumhurbaşkanlığı krizi bugün devlette varolan ikili yapıyı sürdürmek isteyen güçlerle bu yapıyı siyasetin lehine değiştirmek isteyen güçlerin çatışma noktası olarak ortaya çıktı. Her iki tarafın da bu ikili devlet yapısının bu şekilde daha fazla gidemeyeceğini gördükleri noktaydı 27 Nisan Muhtırası ve onu izleyen günler. İşte o noktada karşılıklı kılıçlar çekildi.

Bundan sonraki süreçte, ya siyaset aleyhine bir kırılmayla rejim tamamen göstermelik bir demokrasiye dönüşecekti; ya da tersi olacak; bürokratik iktidarın kendi alanına çekilmesiyle siyaset mevzi kazanacak ve demokratik bir rejimin gereğine uygun olarak devlette yeniden yapılanma süreci başlayacaktı.

Böylesi bir hayati hesaplaşma için bürokratik iktidar, elindeki bütün kozları sırayla ortaya sürdü. Cumhuriyet mitingleriyle önce "irtica kozu" kullanıldı, işlemedi; ardından terör kozu kullanıldı; iktidar Kuzey Irak operasyonu ile sıkıştırılmaya çalışıldı; görüldüğü kadarıyla o da tutmadı. Tam tersine, bu dönemde sapır sapır ortaya dökülen "ulusalcı" çetelerin ve Hudson Senaryoları'nın da etkisiyle "Ulusalcı güçler" fena halde yıprandı; o kadar yıprandı ki, İç Hizmet Yönetmeliği'nin kimi maddelerine dayanarak "vatanı kurtarmaya soyunmaları" neredeyse imkansız hale geldi.

Bugün geldiğimiz noktada görülüyor ki artık askeri bir müdahalenin toplumsal-psikolojik zeminini yaratmak; geniş kitleleri korku ve çaresizlik psikolojisiyle yıldırıp darbeden medet umar hale getirmek mümkün değil. Toplum artık ne 1960'ların 70'lerin toplumu, ne 80'lerin ve hatta ne de 1997'nin. Ordu içindeki kimi cuntacı klikler bir darbe yapacaksa eğer, bunu tek başlarına, gerekçesiz, bahanesiz bir şekilde, ordu hiyerarşisini de bozarak, bütün toplumu ve bütün dünya kamuoyunu karşılarına alarak, kısacası sadece ve sadece kendi ellerindeki silahlara güvenerek yapmak zorundalar. Ehh, en gözü dönmüş cuntacı kliklerin bile bu kadar çılgın olması beklenmeyeceğine göre, artık 27 Nisan'da tepeye vuran rejim krizinin soğumaya yüz tuttuğunu söyleyebiliriz.

İşte bu koşullar sandığı garantiye alıyor ve sivil siyasetin yolunu açıyor. Ve bana göre Anayasa Mahkemesi'nin son kararı da bu atmosferin izlerini taşıyor. Başta da söylediğim gibi kriz, devletin ikili yapısının bu şekliyle daha fazla sürdürülemeyeceği noktada patlak verdi ve oldukça tehlikeli bir sürecin ardından, seçilmişlerin iktidarının güçlenmesiyle sonuçlanacağı anlaşılıyor. Dolayısıyla, seçimi izleyen süreçte devletin ikili yapısının giderilmesine yönelik bir dizi değişikliğin gündeme gelmesini; başta sivil bir anayasa hazırlanması olmak üzere köklü yapısal reformlara gidilmesini bekleyebiliriz.

* * *

İtiraf edeyim, hesaplaşmanın en kızıştığı, karşılıklı kılıçları çekildiği o günlerde karamsarlığa kapılmadım desem yalan olur. Ama şimdi daha iyi görüyorum ki, yaşanan hiçbir tecrübe boşa gitmiyor. Bu halk 28 Şubat'ta çok şey öğrenmiş. Toplum bu defa öcü masallarına inanmadı, felaket senaryolarına kanmadı. Provokasyonlar ters tepti, bürokratik iktidar toplumu yanına alamadı; müdahale için uygun atmosferi yaratamadı. Şimdi Türkiye'nin ufkunu 27 Nisan öncesinden çok daha aydınlık görüyorum.


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla