Atatürk'ün nihai hedefi, Türkiye'nin Batı tarzı bir demokrasi olmasıydı. Böyle bir demokraside, ordunun hükümete hizmet ettiği düşünülürse, Türk ordusu AKP'ye karışmamalı 02/09/2007 (570 kişi okudu) Dindar bir Müslüman olan Abdullah Gül'ün Türk cumhurbaşkanlığına seçilmesi demokrasinin bir zaferiydi. Geçmişte Türkiye'de laikliği demokrasi pahasına bile olsa savunma alışkanlığı göstermiş ordu, baharda bu adaylığı engellemeye çalışmıştı. Hükümetse generallere boyun eğmek yerine meseleyi halka taşıdı ve halk da genel seçimlerde Gül'ün partisini iktidara getirerek, milletvekillerinin Gül'ün cumhurbaşkanlığını ezici çoğunlukla onaylamasının önünü açmış oldu.
Türkiye'nin 70 milyonluk nüfusunun neredeyse tamamı kendisini Müslüman olarak tanımlasa da, Türk anayasası kamusal alanda sıkı bir laik düzen gerektiriyor. Ülkenin 1923'te kurulmasından beri var olan laiklikte bu denli ısrar edilmesi, İslam'ın gelişmeyi önleyici modernite karşıtı özellikleriyle mücadele amacını taşıyordu. Ancak zamanla bu, laik bir yönetici seçkin tabakanın yerleşmesine ve daha açıkça dindar olan Müslümanların dışlanmasına yol açmıştı. Son yıllarda bu dindar grup (ki Türk orta sınıfının çoğu böyle) oy sandığında savaş vererek zaferler elde etti.
Laik Türkler haliyle Gül'ün partisi AKP'nin yükselişinden endişeliydi. İslamcı kökleriyle çok iyi bilinen bu parti, şu anda yönetimin tüm üst kademelerini ele geçirmiş durumda. Gül şahıs olarak da dikkatleri üzerine çekti, zira eşi, bazı laiklere hakaret gibi gelen türbanı takıyor.
Dinin sinsice yönetime ve yaşamlarına sızmasından, kadın haklarına zarar vermesinden korkuyorlar. Gül ve partisi laik yönetimi sürdürme sözü verdi ve iktidardaki beş yıllık icraatlerından göründüğü kadarıyla (bu sürede ekonomik büyüme ve Türkiye'yi AB'ye yaklaştıran reformlar yapıldı) sözlerini tutacaklar.
1960'tan bu yana dört hükümeti devirmiş ordu, Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün bayrağını, laikliği yırtıcı bir biçimde bağrına basarak dalgalandırıyor. Ancak Atatürk'ün nihai hedefi Türkiye'nin Batı tarzı bir demokrasi olmasıydı. Böyle bir demokraside de ordu hükümete hizmet eder, tersi değil.
Türkiye'nin Batı'yla NATO üyesi olarak ilişkilerine önem veren generaller bunu anlamalı. Salı günü Gül'ün yemin törenini boykot ederek bizzat demokratik gelişme kavramına saygısızlık ettiler. Diğer NATO ülkelerindeki ordular gibi onların da siyasetin dışında kalarak seçilen hükümetin başarı elde etmesine yardımcı olması gerekiyor. (Başyazı, 1 Eylül 2007)










Normal



