iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:16 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !
Sponsor Reklam

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Tartışma Platformu » Siyaset ve fikir ayrılıkları » İŞTE GİRMEK İSTEDİĞİMİZ AVRUPA BİRLİĞİ 2

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.01.07, 13:00
Standart

İŞTE GİRMEK İSTEDİĞİMİZ AVRUPA BİRLİĞİ 2


Acemi
Üyelik tarihi: Jan 2007
İletiler: 13
Send PM

14.01.07, 13:00


Pislik Sıradan Bir Şeydi,
Yıkanma Nedir Bilmezlerdi:

"Fischart (1545-1590) bir eserinde duvar bitlerinin Fransa'da ürediklerini yazar. Yine H. Çoler, Economia adlı eserde gayet ciddi bir tasnif yapar. ‘Bu asil mahlukat üç çeşit üzeredir: Kelle biti, elbise biti, keçe biti. Birincisi çocukların ve kadınların, ikincisi uşakların ve yanaşmaların ve dilencilerin, üçüncüsü zampara ve fâhişelerindir.'"

"XV. yüzyılın sonlarına doğru mendil, henüz pek âdet olmamıştı. O devirlerin adamları burunlarını elleriyle temizler, ancak sofrada eti sağ elleriyle yedikleri için bu işte sol ellerini kullanırlardı. Görgü hocalarının da tasvibi ile burnun temizlenmesi sol elle yapılırdı. Civilite moral des enfants başlıklı Fransızcası 1613'te çıkmış bir risalesinde Rotterdam'lı Erasmus'un direktifleri de pek ulvîdir: ‘Kaskete yahut elbisenin yenine sümkürmek köylülere yakışır. Burnunu koluna ve dirseğine simitçiler siler. Burnunu eline silip de elini aynı anda elbisesine sürüp temizlemen edeplice bir hareket olmasa gerek. Ama büyüklerinden biraz uzaklaşıp da burnundaki pislikleri bir mendille alırsan terbiyeni göstermiş olursun."

"XVll. yüzyılda bile mendil kullanmak, kibarlar arasında lüzumlu sayılmıyordu. Mareşal Turenne'in (1611-1675) de hazır bulunduğu bir mecliste yüksek rütbeli bir asilzâde olan Hauterive De L'Aubespine, yemek esnasında bir parmağıyla burun deliğini kapayarak öbür deliğin içindeki sümükleri bir ok hızıyla şömineye doğru püskürtüverirdi. Bir tabanca sesine benzeyen infilâk karşısında Ravigny, hazirunun pek hoşuna giden şu cümleyi kullandı: ‘Azizim, yaralanmadınız ya!'"

"De la Mesangere, 1797 yılında, pek iştah açıcı olmayan bu konu hakkında şunları yazıyordu: ‘Daha bir kaç sene evveline kadar sümkürme bir sanat haline gelmişti. Kimi boru sesi çıkararak, kimi de kedi gibi hırıldayarak sümkürürdü. Bu işin mükemmelliği ne az, ne de pek fazla gürültülü oluşundadır.'"

Venedik'te şehvet öylesine almış yürümüştü ki, ortalığı istilâ eden iğrenç hastalıklar öylesine harcıâlem olmuştu ki Venedikliler bunları tedavi ettirmeye lüzum görmemektedirler."

"1185 yılında bir gün Fransız Kralı Philipp August, sarayın penceresinde oturuyordu. Sokaktan geçen arabalar yoldaki pislikleri sağa sola dağıttı, öyle müthiş bir koku yayıldı ki, Paris şehrinin kötü kokusuna alışık olması gereken kral bayıldı. Bunun üzerine birkaç sokağa kaldırım döşenmesini emretti. Birkaç asır birçok emirlerle sokaklar temiz tutulduysa da pislikler, çöpler Place Maubert'e getirilip boşaltılıyor, bu pazaryerinde kötü kokudan durulmuyordu. Ancak 1531'de Parisliler evlerinde birer helâ ve lâğım yaptırmaya mecbur tutuldular. Bu tarihe kadar helâ vazifesini sokaklar görüyordu. Almanya'nın birçok yerlerinde sokakları kirletmek 17. yüzyıl ortalarına kadar sürdü."

"İmrapator III. Friedrich'in Tutlingen'i ziyaret arzusu, şehrin pek pis oluşu dolayısiyle akim kaldı. 28 Ağustos 1485'te İmparator Reutlingen de az kaldı atıyla birlikte sokağın çamuruna gömülüp kalıyordu.

Berlin'de 1641'de domuzların sokağa salıverilmesi, 1681'de şehirde domuz beslenmesi yasak edildi. 1671'den itibaren Berlin'e gelen her köylü, dönüşünde bir araba yükü çöpü şehir dışına çıkarmaya mecbur edilmişti."

"1697 yılında bile, bir polis raporuna nazaran Paris halkı, bütün kirli suları, sidikleri, her çeşit pislikleri gece gündüz pencereden sokağa boşaltırlardı. Böyle hareket etmeyip de helâ sahibi olanlar, helâ diye, içine her şeyi attıkları bir çukurdan faydalanıyorlar, bu çukurda biriken pislikleri evin bahçesine boşaltıyorlardı. XIV. Louis gibi bir kralın devrindeki o parlak Paris!"

"İnsan geniş sokaklarda ancak ortadan yürürse başına bir şey dökülmesinden masun kalırdı. Her an bir pencere açılır, "gare I'eau" ihtarını işitmemiş olmak bedbahtlığına uğrayan şahıs, bir oturak, yahut kirli bir kova muhteviyatını başından aşağı giyerdi. Şehirde hiçbir yer yoktu ki, bu gibi sürprizlerle karşılaşmamış, korkunç kokulardan kurtulmuş olsun. Sokaklarda helâ bulunmadığı için sokak köşeleri, lise civarları, hatta sarayların etrafı bu işte kullanılırdı. Meselâ Palais de Justice'de her yerde insan pisliklerine rastlanır, Louvre de bu nevi kirletmelerden kurtulamazdı. Avlularda, merdivenlerde, balkonlarda, kapı arkalarında, nerede sıkışmışsa orada adam güpegündüz yükü boşaltır, saray halkı oralı bile olmazdı. III. Henri, bu hususta biraz titiz davrandı: 1578 Ağustosunda çıkardığı bir irade ile her sabah kendisi kalkmadan önce avlu ve salonlardaki bütün pisliklerin temizlenmesini emretti. İspanya ve Fransa sarayları XIV. Louis'nin zamanında bile berbat bir şekilde kokmaktan geri kalmazlardı. XVII. asrın sonuna doğru birisi lâzımlığı keşfetmiş, kral saraylarında lâzımlık kullanılmaya başlanmıştır."

"Paris'te umumî sağlığı koruma seviyesi XVIII. asırda da çok yavaş yükseldi. İyi kazılmamış lâğımların yakındaki su kuyularına boşaldığı olurdu. Küçük abdest XIX. yüzyıl ortalarına kadar sokaklara edildiği, oturaklar eskisi gibi sokaklara boşaltıldığı için bunların yaydığı kokular geçmişi aratmadı. 1780'de halkın protestosu üzerine polis, oturak ve sair kapların pencerelerden sokağa dökülmesini yasak etti."

"Erfurt şatosunda, lâğım salonun altında bulunuyordu. İmparator Fredrich Barbarossa ile erkânı için, imparator 1183 yılında o salonda meclisi topladığı sırada taban çöktü, sekiz prens ve bir çok asilzâde ile üç yüzden fazla şövalye lâğıma dökülerek öldü. İmparator ise pencereden atlayarak kurtuldu."

"J. J. Rousseau saatlerce lâzımlıkta otururdu. Orléan dükü, etrafında hizmetkârları, lâzımlığa kurulmuş Noailles dükünü o vaziyette kabul etmişti."

"Paris'in birkaç hamama sahip olması ancak elli senelik (1836'da) bir meseledir. Berlin'de, İtalya'da hamamın ne olduğu pek mâlûm değildir. Şimdi her iki tarafın halk kitlelerini gözlerimizin önüne getirelim: Bir tarafta sünnet olmak ve vücuttaki tüyleri izâle etmek, saçları kesmek, geniş elbiseler giymek, günde beş vakit abdest almak, her tabiî ihtiyacın def'ini ve en ehemmiyetsiz kirleri müteâkıp yıkanıp temizlenmek, yemekten sonra el ve ağız yıkamak, her hafta ev temizlemek, haftada bir kere ve hatta ekseriyyâ birkaç kere hamama gidip gayet ucuz yıkanmak gibi âdetleriyle Türkleri görürüz ve diğer tarafta da sünnetsiz, bütün vücutları kıllı, muhtelif derecelerde uzun ve kirli saçları yağlı ve pomatlı, hava cereyânına mâni olacak kadar daracık ve vücutlarına yapışık elbiseli Frenklerin günde ancak bir yahut iki defa ellerini yıkayarak, her türlü tabiî ihtiyaçlarını def'ettikten sonra hiçbir tahârete riâyet etmeyerek, üçüncü derecedeki şehirlerde pek mâlûm olmadığı hâlde nüfusun onda dokuzunu temsil eden köylerle kasabalarda tamamiyle meçhul ve Avrupa pâyıtahtlarında henüz pek pahalı olan ılık banyolarını enderen yaparak arz-ı endâm ettiklerine şahit oluruz. Bir tarafta ne temizlik, ne rahatlık, ne hoşluk! Öte tarafta yığınlarla pislik, murdarlık, bit ve pire gibi haşerât ve pis koku!" (Dr. A. Brayer, "Neuf Années Constantinople" bkz. Papa Bir Puttur, T. Ural)

"Kilise kendisini temizliğe karşı bile korur. Magribiler İsyanya'dan uzaklaştırıldıktan sonra alınan ilk Hıristiyanca önlem, halka açık hamamların kapatılması oldu; bunlardan yalnızca Cordoba'da iki yüz yetmiş tane vardı." (Nietzsche, Deccal, bkz. age.)



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14.01.07, 13:38
Deli Dolu
Üyelik tarihi: Oct 2006
İletiler: 269
Ettiği Teşekkür: 0
11 tane iletisine 15 kere teşekkür edilmiş
reis doğru yolda ilerliyor.
  Send PM
Standart Ynt: İŞTE GİRMEK İSTEDİĞİMİZ AVRUPA BİRLİĞİ 2

girmek istedikleri avrupa b.....işte TURANI bilmeyenler TURAN mücadelesi vermeyenler avrupa b....istiyor biz kendimize yetmiyormuyuz ki avrupa yeterizde artarız ama anlayana
paylaşım için Allah razı olsun pusat kardeşim
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla