Naif sanatın öncü resimleri
Resimleriyle Pera'ya konuk olan Pirosmani, evsiz bir avareydi. 1918'de Tiflis'te tabelasını boyadığı bir dükkanın kilerde üç gün süren bir hastalık sonucu yoksulluk içinde öldü. FOTOĞRAF:MUHSİN AKGÜNSağlığında Picasso'nun da bir portresini yaptığı naif resmin dünya çapındaki ismi Gürcü ressam Pirosmani'nin tabloları Pera Müzesi'nde sergileniyor. Pirosmani'nin yaşamı da en az resimleri kadar ilginç ve sıradışı
30/08/2007 (258 kişi okudu)
OSMAN ÇAKMAKÇi (Arşivi)
İSTANBUL - 20. yüzyılın önemli sanatçılarından Gürcü ressam Niko Pirosmani, yoksul bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak 1862'de doğdu. Doğal olarak yaşamının ilk izlenimleri Gürcü kırlarına dairdir. Ancak yaşamının neredeyse tamamını sekiz yaşında öksüz bir çocuk olarak geldiği Tiflis'te geçirdi. Resime çocuk yaşlarında başladı, ancak gelişmesi uzun ve zahmetli oldu.
Hayatı iniş çıkışlarla, yanılsama ve hayallerle, tutarsız, hatta mantıksız denebilecek davranışlarla doludur; ki bunlar onun çoğu zaman acele karar veren ve kolay kontrol edilemeyen bir kişiliğe sahip olduğunu gösteriyor. Belki de bu tutumu yüzünden evsiz bir yoksul olarak yaşamış ve kimsesiz olarak ölmüştür; öyle ki mezarının nerede olduğu bugün bile bilinmiyor.
Pirosmani hayatı boyunca birçok farklı iş yaptı. Dükkân tabelaları boyama işi yapan bir şirket kurmaya çalıştı, demiryolu rehberliği yaptı, hatta pek de başarısız olmadığı ticarete atılmayı bile denedi, ama bütün bunların sonunda her şeyi bırakıp bir ressam olmaya karar verdi. Fırçasıyla geçinen, zamanının tamamını resme ayıran profesyonel bir sanatçı olmak istiyordu. Tiflis'te tren istasyonunun çevresindeki semtte çok sayıda küçük dükkân sahipleri ve meyhanecilerden oluşan müşterileri vardı ve bu dükkânların tabelalarını boyuyordu. Kimi zaman bu müşterileri için büyük duvar resimleri de yapıyordu.
Resim eğitimi almış değildi. Resimlerinde geleneksel halk sanatından, dini resim ve kiliselerdeki duvar resimlerinden, dergilerdeki desenlerden, Rus popüler resimlerinden, 18. yüzyıl İran portresinden, taşbaskı İran kitaplarındaki resimlerden ve hatta birçok evin duvarını süsleyen sıradan fotoğraflardan bile yararlanıyordu.
Pirosmani sıradanlıktan çok uzak bir yaşam sürdü. Evsiz bir avareydi, arada sırada tabelalarını boyadığı dükkânların kilerinde kalırdı. Kendine ait bütün eşyası üstündeki giysilerle içine resimlerini, fırçalarını koyduğu çantadan ibaretti. Yaptığı iş karşılığında çok az para kazanır, çoğu zaman yatacak yer ve şarap karşılığında çalışırdı.
Ancak Pirosmani Tiflis'te yaptığı resimlerle oldukça büyük bir ün kazanmıştı. Resim çevreleri tarafından keşfedilmesi ise 1912'de oldu. Pirosmani'nin resim yaptığı dönem olan 20. yüzyıl başında resimdeki yeni arayışlara bağlı olarak 'ilkel' sanata karşı duyulan o geleneksel küçümseyici bakış yerini belirgin bir ilgiye bırakmıştı.
Ne var ki gördüğü bu büyük ilgi yaşamına yansımadı. Ömrünün kalan yıllarını gittikçe büyüyen bir yalnızlık içinde hem ruhsal hem de fiziksel gücünü yitirerek geçirdi. Nisan 1918'de o sırada kalmakta olduğu soğuk bir kilerde üç gün süren bir hastalık sonucu yoksulluk içinde öldü.
Pirosmani günümüzde dünya çapında tanınıyor. Resimleri büyük sanat galerilerinde yer buluyor, kitaplarda ve kataloglarda yeniden üretiliyor. Resim sergileri Avrupa başkentlerini dolaşıyor. Farklı ulusların ve çağların ünlü ustalarıyla kıyaslanıyor. Şiirler, romanlar adanıyor. Sayısız resmi, deseni çiziliyor. Ölümünden önce Picasso da Pirosmani'nin bir portresini yapmıştı.
İlk kez 1913 yılında sergilendiğinde Pirosmani'nin resimleri samimilikleri ve dürüstlükleriyle hemen büyük bir ilgi toplamıştı. Ayrıca resimdeki yeni eğilimler de resimlerinde yansıyordu. Bu serginin üzerinden çok geçmeden o zamana dek ilkel resmin en büyük temsilcisi olarak kabul edilen Fransız ressam Henri Rousseau ile kıyaslanmaya başlandı. Tartışmalar sonunda Rousseau'nun 19. yüzyıla ait olduğuna karar verilirken Pirosmani 20. yüzyıl ustası olarak selamlandı.
Resimlerine gelince... Kendi buluşu siyah muşamba üzerine yaptığı resimlerinde çarpıcı, blok renkler kullanır Pirosmani. Ancak aslına bakılırsa bu renkler karanlık, kasvetlidir; resimlere bir sertlik verirler. Resmi yapılan kişiler günlük yaşamdan alınmış sıradan kişilerdir. Bu kişiler ne alegori ne simgedir; ne de herhangi bir anıştırma yaparlar. Her şey açıkça algılanabilirdir. Böyle kolayca algılanabilir olmalarının nedeni her çiftçi gibi Pirosmani'nin de dünyanın güzelliğini yüceltmesinden kaynaklanır. Öyle ki eserlerinde sanki bu güzelliği çoğaltmaya çalışır gibidir.
Sıra dışı yaşamı, ölümünden sonra resimlerinin kazandığı büyük başarı ne kadar gerçeküstü bir insanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Resimleri ise naif ve belirlenmemiş bir bakışın ürünleri olarak bizi etkilemeyi sürdürüyor.
Niko Pirosmani'nin resimleri 7 Ekim'e kadar Pera Müzesi'nde görülebilir. Tel: 0212









Normal
