Sahnede genç soprano Şebnem Oksal vardı. Ankara Devlet Operasının locasında, uluslararası piyanistimiz İdil Biret ve eşi Şefik Büyükyüksel'le birlikte G. Verdinin II Travatore operasnı izliyordu.. Sola tamamlandığında tdil, kulağıma eğilip "Ne kadar iyi bir soprano. Hem sahneye yakışıyor, hem de sesi, tekniği iyi." dedi ve ekledi: "inan şu temsilin Avrupa'dan hiç farkı yok".
|
Geçtiğimiz Şubat ayıydı ve Meclis'te şiddetli türban tartışmaları yapılıyordu, hava çok gergind.. Kadınlarımız, özgülük verme adı altında giderek kuşatıldıklarını hissediyorlardı. Üzerlerinde bir baskı kurulmaya çalışılıyordu. Birden aklıma Berlin Filarmoni Orkestra-sı'nın Tahrana yaptiğı turned,e kadın üyelere başörtme zorunluluğu getirildiği geldi. Önümüzdeki salonda insanlar, uygar giysiler içinde dikkatle temsili izliyorlardı. Cumhuriyet döneminin "harika çocuğu", devletin sahiplenerek eğitilmesini sağladığı anıtsal piyanist İdil Biret'in söylediklerini "Bizde çok iyi solistler yetişti" diye onaylarken, kendi kendime "Acaba bu gidişle kadınlarımız sanat dallarında yetişmeye devam edebilecekler mi? diye sormadan edemedim.
|
Turgay Erdener'in başarılı sahne müzğiyle bir bale olarak sergilenen ilk kadın tiyatrocumzz Afife Jale'nin çektikleri aklıma geldi birden... Cumhuriyetle birlikte ise, kadınlarımız özgürce sanat dallarında eğitim görmeyi, yetişmeye ve Türkiye'nin yüzakı olmaya başladlar.
Şöyle bir dönüp müzik alanındaki Cumhuriyet kadınlarımıza bakalım:
Geçen yıl yitirdiğimiz Ferhunde Erkin, Cumhuriyet döneminin Ük kadın piyano solisti ve konservatuvar hocası olarak tarihe geçti. Riyaseiicumhur Filarmoni Orkestrasında çalan ilk kadın arpist Nazmiye Hanım, ilk sürekli üye kemancı Meliha Demrrkuşak, operada ilk kadın solistle,, Nimet Vahit, Semiha Berksoy, Mesude Çağlayan Cumhuriyet dönemindeki öncü kadınlar.
|
Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kurulup gelişmesiyle birlikte çeşitli dallarda çok sayıda Türk kadını adını duyumaya başlad.. Önce operadnn başlayalım.
Saadet İkesus, Ferhan Onat, Serap Sezer, Suna Korad, Azra Gün ve Leyla Gencer unutulmazlar arasında yerlerini aldılar. Özellikle Leyla Gencer ve Suna Korad yurtdışında önemli başarılara imza atalar. Leyla Gencer, Dünya Opera Tarihinin "Türk Divası" olarak Italya'dan Amerika'ya oynadığı üstün nitelikli rollerle adını altın harflerle yazdırmış durumda. Canlı kaydedilmiş CD'leri tüm dünyada meraklıların baştacı ettiği koleksiyon parçaları Operayı düşündükçe Atıfet Usmanbaş, Cemaliye Kıyıcı, Işın Güyer, Leyla Demiriş, Gölge Şekeramber, Nilgün Akkerman gibi isimler aklımıza geliyor . Zehra Yıldız da yurtdışında kariyerini giderek geliştiren vakitsiz yitirdiğimiz bir sopranomuzdu. Bugün, Ankara, Istanbu,, Izmir, Antalya ve Mersin'deki operalarımızda Feryal Türkoğlu, Aytül Büyüksaraç, Birgül Su Ariç, Perihan Nayır, Ayşe Tek, Nurdan Küçükekmekçi, Funda Ateşoğlu, Aylin Ateş, Sim Tokyürek gibi çok sayıda kadın solist ve koristimiz özveriyle çalışıyorlar. Korepitasyonda piyanist Fügen Serbest, kendini Ankara Operasına adeta adamış durumda... Özlem Ünsal gibi Italya'da sahneye çıkan, Burcu Uyar gibi yurtdışı yarışmalarda başarı kazanan gençlerimiz var. Operada reji alanında Yekta Kara ile Aytaç Manizade, erkeklere taş çıkartıyorlar..
Çalgı alanına gelince, adları Cumhuiyetle özdeşleşmiş iki isim Idil Biret ve Suna Kan.
|
Atatürk, 1934tte TBMM'yı açış konuşmasında, "Gençliğin ilerletilmesinde en önde götürülmesi gerekenin musiki olduğunu" belirterek "Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü/ musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir." demişti. "Türk ulusal musikisinin yükselerek evrensel musiki içinde yer alması" dileğinde bulunan Atatürk'ün, İsmet Inönü ve Hasan Ali Yücel gibi sürdürümcüleri bulunmasaydı, belki Türkiye'nin ilk "harika çocukları" olan İdil Biret ve Suna Kanıın yetiştirilmesi mümknn olamayacaktı. Atatükk 1938'de hayata gözlerini kaparken, İdil Biret daha doğmamıştı. Suna Kan ise henüz iki yaşındaydı. Yaşasa ve bu ilk harika çocuklarımızın başarılarına, hızla yetişmelerine tanık olsa, kimbilir ne denli mutluluk duyacaktı.
İdil Biret'le aynı dönemee ve sonraki yıllarda sıkı piyanstt kadınlarımız yetişti. Ayşegül Sarıca, Verda Erman, Gülsin Onay, Arın Karamürsel, Güher-Süher Pekinel, Ufuk-Bahri Dördüncü, Ferhan-Ferzan Önder, Yeşim Gökalp, Zeynep Üçbaşaran, Ayşegül Durakoğlu, Zeynep Yamantürk, Canan Kocaay, Hande Dalkılıç, Rüya Taner, klavsenci-eğitmen Leyla Pınar bir anda aklıma geliverenler...
|
Suna Kan'ı da, kemanıı olarak Ayla Er-duran, Gülden Turalı, Çağıl Yücelen Akın, Jülide Yalçın, Esra Gökoğlu, Tuğ-ba Tame,, Nil Cetiz, Hande Özyürek, Sevil Ulucan, Özlem Adıgüzel, viyolada Esra Pehlivanıı gibi isimler izledi. Çelloda Gülgun Akagün Sarısözen, Gülyar Balcı gibi isimler yetişti. Orkestraların keman-viyola gruplarının çoğunluğuuu kadınlar oluşturuyor. Çello gruplarında , hatta konrrabaslarda hatırı sayılır ölçüde kadın üye var.
Arpçı Sevin Berk, Şirin Pancaroğlu, flütçü Gülşen Tatü, Şefika Kutluel, Songül Özdemir, Günay Yetız, klarnetçi Ayşegül Kirmanoğlu, obuacı Ayşe Sezer gibi çalgılarında sivrilen pek çok kadın sanatçımız var. Trompet, korno gibi bakır üflemeii çalgılarda da kadınüyelere rastlıyoruz. Hâttâ, "erkek işi" olarak görülen vurma çalgılarda bile orkestralarımızda kadınların başarıyla yer aldığını görüyoruz.
|
Çocuk ve gençler olarak gelecek vaadeden kızlarımız var. Piyanoda Ayşedeniz Gökcin, Buket Kartal, kemanda Deniz Toygür, Berfin Aksu gibi...
Cumhuriyet dönem,, kadın besteciler de yetiştirdi. Meliha Doğuduyal ve Perihan Önder-Ridder'ın yapıdan Hollanda'da, Sıdıka Özdil'in yapıdan İngiltere'de, Ayşe Önder'in yapıdan Amerka'da, henüz 20 yaşındaki Sinem Al-tan'ın yapıdan Almany''da seslendililiyor. Zeynep Gediziioğlünun yeni müzik örnekleri Almanya ve İtalya'da çalınıyor... Türk sanat ve çalgı müziğinde Neveser Kökdeşiin eserleri TRT'nin halen vazgeçilmezleri arasında... Aynı alanda Pınar KöksaL, bestelerini yem bir anlayışla opera sanatçılarına da icra ettiriyor.
|
Halen 65 milyon nüfuslu Türkiye'de Ankara(CSO), İstanbul, İzmir, Antalya, Bursa, Adana kenderinde birer Devlet Orkestrası, Eskişehir'de Belediye Orkestrası, Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin ve Antalya'da birer opera, Ankara'da Bilkent ve Hacettepe Üniversiteleri'nin birer senfonik orkestrası, Başkent Üniversitesi'nin oda orkestrası, İstanbul'da özel sektöre ait iki orkesrra bulunuyo.. Malatya İnönü Üniversitesi yeni orkestra kuruyor. Bu orkestralarda da çok sayıda kadın üye yer alıyor. Devlete ait ve özel üniversiteler bünyesindeki konservatuvar sayısı da 10'un üzerinde. Bu konservatuvarlardaki öğrenciler arasında kızların oranı da hayli yüksek.
Kadın müzisyenlerimiz Türkiye'yi yurtdışında başarıyla temsll ediyorlar, ülkenin karartılmak istenen aydınlık yüzünü gösteriyorlar. Cumhuriyede birlikte başlatılan, kadınların her alanda meslek sahibi olması, sanat dallarında özgürce eğitim görüp yeteneklerini kullanabilmeleri yönündeki sürecin üzerinde ne yazık ki karabulutlar dolaşıyor. Bu baskılı ortam, aileleri, müzisyen olmak isteyen kız çocuklarını caydırmamak... Dileğimiz karabulutların iyilik rüzgârlarınca dağıtılması...
Kaynak: Şefik Kahramankaptan, Mesa Dergi
Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Sanat haberleri









Normal
