iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:52 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Sanat haberleri » Kültür & Sanat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 06.06.07, 13:59
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Yaşamı farklı okuma

'Bir Delinin Güncesi'nde Aydın Orak'ın performansı şahane ama dekor için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

03/06/2007 (103 defa okundu)
YAŞAM KAYA (Arşivi)
Türkiye'de yaşanan demokratikleşme sürecinin meyvelerini günden güne alıyoruz. Pek çok alanda olduğu gibi sanatta da güzel gelişmeler var. Fakat çok sığ olsa da bu gelişmeler, sanata, özellikle de teatral yapının işleyiş demokrasisine katkılar yaparak ilerliyor. Fakat elimizde olan güzelliklerin kıymetini çok sonra anladığımız için, kültürel gelişimi hızlandıracak yapıların kıymetini henüz anlayamamış durumdayız. Türkiye'de yaşayan azınlıklara, içimizdeki bizden insanlara daha geniş haklar sunarak yaratacağımız konsept, ülke sınırlarına yerleşmeye çalışan milliyetçi, şovenist kültüre de bir darbe indirecektir.
Avesta Tiyatro yukarıda sıraladığım durum içinden sıyrılarak, ülke sınırları içinde yaşayan Kürt vatandaşlarımıza oyunlar sergiliyor. Gogol'un o meşhur Bir Delinin Hatıra Defteri isimli oyununu kendi harmanında eriterek Bir Delinin Güncesi ismiyle sunuyor. Oyun bütünüyle Kürtçe oynanıyor. Duyguların devinimsel ışığı altında, o dili bilmeyenlerle beraber yapılan gösterimler, farkındalığını hissettiren oyun anlayışını meydana getiriyor. Halkların birarada, sorunsuz, demokratik işleyiş sınırları içinde birbirlerine zarar vermeden sanatsal gösterimler yaptıklarına şahit oluyoruz. İçimize yerleştirilmeye çalışılan kötülük tohumları sanatta, hele de tiyatroda hiçbir işe yaramıyor. Tiyatronun akıl almaz gücü burada karşımıza çıkıyor.


Konu ve oyunculuk
Oyunun kahramanı olan Aksenti İvanoviç Poprişçin küçük bir memurdur, Rusya'da bakanlıklardan birinde... İçbenlikteki kişiliği, var olmanın verdiği arayışın kavruluşu içindedir. Yaşadığı dünyaya herkes gibi bakmaz/bakamaz. O yaşantılar içinde, egemen güçlere karşı beynine bir kin/nefret doldurmuştur. Zamanla ilerleyen bu karmaşık düşünce boyutu, günlüğüne yansıyan duygularla birleşir. İçbenliğine hapsettiği düşünceleri, günlük objesi dahilinde hayatla bütünleşir. Bu bütünleşme aslında normal yaşam dengelerinin yok olduğu yerdir. Duygular, düşünceler birbiri içine girer. Baskıcı, oligarşik yapılara boyun eğmeyen yaşantısına müdürünün kızına duyduğu aşk da eklenince, Poprişçin'in içinde bulunduğu girdap büyüdükçe büyür. Kendi girdabında yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Susmak istemez. Dünyayı değiştirecek fikirlerini bağırır. Ama sesi bir noktadan sonra kesilir. Oligarşik yapı, onu bir yere hapsederek sistemini devam ettirir.
N. Gogol, Müfettiş'i de Ölü Canlar'ı da aynı hisler etrafında oluşturur. O kendi duygularından, yaşantılarından yola çıkarak, hapsolduğu sisteme başkaldırır. Değişime açık fikir yapısı ile Rus toplumunun içinde bulunduğu çürümeyi gözler önüne serer. Yazarın düşüncelerini iyi analiz eden Avesta Tiyatro, içbenlik tregedyasını çözümleyerek oyunu sahneliyor. Öncelikle Aydın Orak, tek başına başarılı bir performans sunuyor seyredenlerine. Kürtçe bilmeyen bile oyunda kendisine bir yer buluyor. Jest ve mimiklerin gücü, psikolojik tahlillerin kıvrak zekayla bütünleşmesi izleyenleri oyuna bağlıyor.
Gogol'un ne anlatmak istediğini çözümleyerek işe koyulan Aydın Orak, bazı sahnelerin geçişlerinde ufak da olsa aksaklıklar yaşıyor. Fakat temsilin sonunda "daye daye..." diye annesine seslendiği sahnede, karakteri ile kendisini tamamen bütünleştiriyor. Duygusal boşluğu kontrol altına alıyor. Ben Aydın Orak'ta en çok duygu bütünlüğünün aktarımını sevdim. Müdürünün kızına duyduğu aşkta, annesine sevgisini seslendirdiği sahnede oyunculuk yeteneği çok sağlam beliriyor. Demek ki içinde beslediği aşkın gücü, oyunda, içbenlikte yakarışa geçen karakterini yüceltiyor. Bu iki çizgi, oyunda mükemmel bütünleşiyor.
Öneriler
Daha önce de oyunlarını izlediğim bu tiyatronun gelişimini hızlandırmak için, teknik kısımların sorunlarının çözümlenmesi gerekiyor. Mesela Bir Delinin Güncesi oyununda dekor çok başarısız. İşlevi olmayan onlarca kağıt, oyun boyunca karakteri gölgeleyip durdu. Türkiye şartlarında zor bir iş yapılsa da, amatör ruhun yanına muhakkak profesyonel düşünceler yerleştirmek gerekli. Kostüm, dekor, ışık üçlemesinin içine yöneten takımın ustalığı eklenirse inanılmaz güzellikte oyunlar çıkarılabilir.
Aydın Orak'ın insanı büyüleyen performansı, İstanbul'da tek başına tiyatro yapmaya çalışanlara güzel bir örnek oluşturuyor. Kürtçe bilmesiniz de (ki ben de Kürtçe bilmeden oyunu izledim) mutlaka bu oyunu izleyin. Oyunu seyrederek sezonun başarılı gösterimlerinden birisine tanıklık etmiş olursunuz.
Bir Delinin Güncesi, 10 Haziran Pazar 19.00'da, Seyri Mesel Sahnesi'nde.
Şehit Muhtar Mah. İmam Adnan-Nane Sk. No: 5 K: 4 Beyoğlu
GSM: 0535 685 26 06
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 06.06.07, 14:00
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Yaşamı farklı okuma

'Bir Delinin Güncesi'nde Aydın Orak'ın performansı şahane ama dekor için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

03/06/2007 (103 defa okundu)
YAŞAM KAYA (Arşivi)
Türkiye'de yaşanan demokratikleşme sürecinin meyvelerini günden güne alıyoruz. Pek çok alanda olduğu gibi sanatta da güzel gelişmeler var. Fakat çok sığ olsa da bu gelişmeler, sanata, özellikle de teatral yapının işleyiş demokrasisine katkılar yaparak ilerliyor. Fakat elimizde olan güzelliklerin kıymetini çok sonra anladığımız için, kültürel gelişimi hızlandıracak yapıların kıymetini henüz anlayamamış durumdayız. Türkiye'de yaşayan azınlıklara, içimizdeki bizden insanlara daha geniş haklar sunarak yaratacağımız konsept, ülke sınırlarına yerleşmeye çalışan milliyetçi, şovenist kültüre de bir darbe indirecektir.
Avesta Tiyatro yukarıda sıraladığım durum içinden sıyrılarak, ülke sınırları içinde yaşayan Kürt vatandaşlarımıza oyunlar sergiliyor. Gogol'un o meşhur Bir Delinin Hatıra Defteri isimli oyununu kendi harmanında eriterek Bir Delinin Güncesi ismiyle sunuyor. Oyun bütünüyle Kürtçe oynanıyor. Duyguların devinimsel ışığı altında, o dili bilmeyenlerle beraber yapılan gösterimler, farkındalığını hissettiren oyun anlayışını meydana getiriyor. Halkların birarada, sorunsuz, demokratik işleyiş sınırları içinde birbirlerine zarar vermeden sanatsal gösterimler yaptıklarına şahit oluyoruz. İçimize yerleştirilmeye çalışılan kötülük tohumları sanatta, hele de tiyatroda hiçbir işe yaramıyor. Tiyatronun akıl almaz gücü burada karşımıza çıkıyor.


Konu ve oyunculuk
Oyunun kahramanı olan Aksenti İvanoviç Poprişçin küçük bir memurdur, Rusya'da bakanlıklardan birinde... İçbenlikteki kişiliği, var olmanın verdiği arayışın kavruluşu içindedir. Yaşadığı dünyaya herkes gibi bakmaz/bakamaz. O yaşantılar içinde, egemen güçlere karşı beynine bir kin/nefret doldurmuştur. Zamanla ilerleyen bu karmaşık düşünce boyutu, günlüğüne yansıyan duygularla birleşir. İçbenliğine hapsettiği düşünceleri, günlük objesi dahilinde hayatla bütünleşir. Bu bütünleşme aslında normal yaşam dengelerinin yok olduğu yerdir. Duygular, düşünceler birbiri içine girer. Baskıcı, oligarşik yapılara boyun eğmeyen yaşantısına müdürünün kızına duyduğu aşk da eklenince, Poprişçin'in içinde bulunduğu girdap büyüdükçe büyür. Kendi girdabında yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Susmak istemez. Dünyayı değiştirecek fikirlerini bağırır. Ama sesi bir noktadan sonra kesilir. Oligarşik yapı, onu bir yere hapsederek sistemini devam ettirir.
N. Gogol, Müfettiş'i de Ölü Canlar'ı da aynı hisler etrafında oluşturur. O kendi duygularından, yaşantılarından yola çıkarak, hapsolduğu sisteme başkaldırır. Değişime açık fikir yapısı ile Rus toplumunun içinde bulunduğu çürümeyi gözler önüne serer. Yazarın düşüncelerini iyi analiz eden Avesta Tiyatro, içbenlik tregedyasını çözümleyerek oyunu sahneliyor. Öncelikle Aydın Orak, tek başına başarılı bir performans sunuyor seyredenlerine. Kürtçe bilmeyen bile oyunda kendisine bir yer buluyor. Jest ve mimiklerin gücü, psikolojik tahlillerin kıvrak zekayla bütünleşmesi izleyenleri oyuna bağlıyor.
Gogol'un ne anlatmak istediğini çözümleyerek işe koyulan Aydın Orak, bazı sahnelerin geçişlerinde ufak da olsa aksaklıklar yaşıyor. Fakat temsilin sonunda "daye daye..." diye annesine seslendiği sahnede, karakteri ile kendisini tamamen bütünleştiriyor. Duygusal boşluğu kontrol altına alıyor. Ben Aydın Orak'ta en çok duygu bütünlüğünün aktarımını sevdim. Müdürünün kızına duyduğu aşkta, annesine sevgisini seslendirdiği sahnede oyunculuk yeteneği çok sağlam beliriyor. Demek ki içinde beslediği aşkın gücü, oyunda, içbenlikte yakarışa geçen karakterini yüceltiyor. Bu iki çizgi, oyunda mükemmel bütünleşiyor.
Öneriler
Daha önce de oyunlarını izlediğim bu tiyatronun gelişimini hızlandırmak için, teknik kısımların sorunlarının çözümlenmesi gerekiyor. Mesela Bir Delinin Güncesi oyununda dekor çok başarısız. İşlevi olmayan onlarca kağıt, oyun boyunca karakteri gölgeleyip durdu. Türkiye şartlarında zor bir iş yapılsa da, amatör ruhun yanına muhakkak profesyonel düşünceler yerleştirmek gerekli. Kostüm, dekor, ışık üçlemesinin içine yöneten takımın ustalığı eklenirse inanılmaz güzellikte oyunlar çıkarılabilir.
Aydın Orak'ın insanı büyüleyen performansı, İstanbul'da tek başına tiyatro yapmaya çalışanlara güzel bir örnek oluşturuyor. Kürtçe bilmesiniz de (ki ben de Kürtçe bilmeden oyunu izledim) mutlaka bu oyunu izleyin. Oyunu seyrederek sezonun başarılı gösterimlerinden birisine tanıklık etmiş olursunuz.
Bir Delinin Güncesi, 10 Haziran Pazar 19.00'da, Seyri Mesel Sahnesi'nde.
Şehit Muhtar Mah. İmam Adnan-Nane Sk. No: 5 K: 4 Beyoğlu
GSM: 0535 685 26 06
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 08.06.07, 15:24
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Fatih'in defteri yayınlandıİstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, ''1453-İstanbul Kültür ve Sanat Dergisi'', Fatih Sultan Mehmet'in Topkapı Sarayı'ndaki defterinin içeriğine yer verdi.

İlk sayısı yayınlanan dergi, İstanbul'un fethinden önce, henüz ''Fatih'' unvanını almayan genç sultanın o yıllardaki 180 sayfadan oluşan defterine geniş yer ayırdı. Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Kütüphanesi'nde bulunan, mürekkebin dağılmaması için özel bir karışımla sayfaları cilalanmış ve sonradan ciltlenmiş olan defter 21,5 x 28,5 ebadında. Fatih Sultan Mehmet'in değişik çizim ve yazılarının yer aldığı defterde, ileride kullanacağı tuğra üzerinde de çalıştığı göze çarpıyor. Dergideki araştırmaya göre, söz konusu defterde şu ayrıntılar ön plana çıkıyor: ''Bitirilen ya da yarım bırakılan çok sayıda tuğra müsveddesi, at başları, baykuş, kartal ve leylek çizimleri, çiçek motifleri, Türk ve Yunan alfabesi, ebced hesaplarında kullanılan karakterler ve Farsça beyitler.''
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 10.06.07, 17:39
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Bollywood İstanbul'a geliyor!


Dünyanın Hollywood’dan sonra ikinci büyük film endüstri merkezlerinden biri olan Bollywood iki dizisinin bazı bölümlerini İstanbul’da çekecek.



8 Haziran 2007 Cuma

</B>Barışkan Ünal

AA muhabirinin Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğünden edindiği bilgiye göre, "Balaji Telefilms" firması, Hindistan televizyonunun en sevilen dizilerinden olduğu belirtilen "Kasamsh Se" ve "Kayamath"nın bazı bölümlerinin çekimlerini İstanbul’da yapacak.

Yönetmen, aktör, aktris, kameraman, makyöz ve yardımcılar gibi 41 kişiden oluşan dizi film ekibi, yarın İstanbul’a geliyor.

Ekip, 25 Hazirana kadar Sultanahmet, Kapalı Çarşı-Mısır Çarşısı, Beyazıt, Boğaziçi, Kız Kulesi, Eminönü, Sarayburnu, Haydarpaşa, Ataköy ve Fenerbahçe yat limanları, Galata Kulesi, Haliç, Beyoğlu, Piyer Loti, Zeyrekhane ve Ortaköy’de çekim yapacak.

Dizilerin Hindistan’da yaklaşık 500 milyon kişi tarafından izlendiği belirtildi.

Hindistan'da Tui ile "Birlikte Reklam"

Bakanlık, turizmde yeni pazarlar olarak bilinen Uzakdoğu’ya daha etkin yönelmek için de Hindistan’ın önemli televizyon kanallarından "Star TV" ve "Zee TV"de, dünyanın en büyük tur operatörlerinden TUI ile "birlikte reklam" faaliyeti yürütüyor.

Buna göre, 13 Hazirana kadar Star TV’deki "Kasamh Se" adlı 8 bölümlük programın her bölümünde Türkiye reklam gösterilecek. Reklamlar, her bölümde 360 saniye olmak üzere toplam 2 bin 880 saniye olacak.

"Zee TV"de de 14-25 Haziran tarihleri arasında ise 8 bölümlük "Kayamath" adlı programın her bölümünde 320 saniyelik olmak üzere toplamda yaklaşık 2 bin 565 saniyelik Türkiye reklamı yayınlanacak
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 14.06.07, 14:30
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Bodrum'da Ceylan retrospektifi

Festivalde Ceylan'ın Berlin'de Altın Ayı için yarışan filmi 'Mayıs Sıkıntısı' da gösterilecek.
Bodrum yeni Türk sinemasının kalesi olma yolunda ilerliyor. Geçen yıl Reha Erdem'in konuk olduğu festivalde bu yıl Nuri Bilge Ceylan'ın retrospektifi yapılacak. Festival 15 Haziran'da başlıyor
13/06/2007 MUĞLA - Son yıllarda yeni Türk sinemasının önemli yönetmenlerinin refrospektifini yaparak adından söz ettiren Bodrum Film Festivali bu yıl Nuri Bilge Ceylan'ı ağırlayacak. 15 Haziran'da başlayacak festivalde Ceylan'ın 'Kasaba', 'Mayıs Sıkıntısı', 'Uzak' ve 'İklimler'le birlikte kısa filmi 'Koza' da gösterilecek. Gösterimlerine ek olarak Nuri Bilge Ceylan sineması üzerine bir panel düzenlenecek.
Radikal'in de sponsor olduğu festival Sinemada Ölümsüzlük Ödülü bu yıl Metin Erksan'a verilecek. İstanbul Film Festivali'nin eski yöneticisi Hülya Uçansu'ya da sinemaya katkılarından dolayı onur ödülü verilecek. Festivalde son dönem Türk sineması'nın önemli örneklerine ayrılan özel bir bölüm var: 'Mamma Li Turchi' (Anneciğim Türkler Geliyor).
Tabii kurmacaların yanı sıra belgeseller de yer alıyor programda. Lübnan, Filistin, Suriye, Mısır ve Cezayir'den Arap belgesellerinin yanı sıra, 'Tired Snow' başlığı altında Rusya'dan avangard kısa filmleri de programına alan Bodrum Film Festivali, küresel felaketlerin, savaşların devam ettiği günümüzde, dünyayı bekleyen daha pek çok tehdidin belirsizliğini vurgulayan 'Sırada Ne Var' sloganıyla bu sorunlara dikkat çekmek istiyor. 'Belgesel Panorama' bölümünde uluslararası festivallerde boy gösteren 'Chicken Elections', 'Radiophobia', 'Source', 'Kabul Transit', 'Ears-Open-Eyeballs-Click', 'Before Flying Back to Earth' gibi yabancı belgeseller yer alıyor. Ayrıca ödüllü kısa film seçkisi ve son dönem ses getiren yerli belgeseller izleyiciyle buluşacak.
Bodrum Belediyesi'nin desteğiyle Avrasya Sanat Kolektifi'nce düzenlenen festivale 'Chicken Elections' filminin yönetmeni Goran Radovanovic, 'Praire de Monte Gordo' filminin Portekizli yönetmeni Sofia Trincao, Rus yönetmen Masha Godovannaya da katılacak. Atölye çalışmalarının da düzenleneceği festival 21 Haziran'da sona erecek. (Kültür Sanat)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 15.06.07, 19:41
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Türk ustalar Lizbon'da

Lizbon'un en önemli sanat merkezi olan Gülbenkyan Müzesi'ndeki serginin açılışında düzenlenen basın toplantısına Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Calouste Gülbenkyan Vakfı Başkanı Rui Vilar ve Gülbenkyan Müzesi Direktörü Joao Castel-Branco katıldı (soldan sağa). FOTOĞRAFLAR: CEM ERCİYES
Calouste Gülbenkyan Vakfı, 50 yılını Gülbenkyan'ın doğduğu yıllardaki Boğaziçi ve İstanbul manzaralarına dair tablolarla kutluyor. Sakıp Sabancı Müzesi'nin koleksiyonundan oluşan sergi, mükemmel düzenlemesiyle dikkat çekiyor
15/06/2007 (639 kişi okudu)
CEM ERCİYES (Arşivi)
LİZBON - "Boğaziçi güzeldir, hatta güzelden de ötedir." Gülbenkyan Vakfı Müzesi'nde dün açılan 'Sakıp Sabancı Müzesi'nden Tablolar' başlıklı sergiye girenleri, Calouste Sarkis Gülbenkyan'ın bu sözleri karşılıyor. Üsküdar doğumlu Gülbenkyan'ın hasretle andığı Boğaziçi ve İstanbul'u onun doğduğu yıllardaki haliyle gösteren tablolar, bu ünlü koleksiyoncuya gecikmiş bir armağan niteliğinde. Sergi aynı zamanda Türk sanat tarihinin Batı'da görücüye çıkması bakımından da önemli bir atılım.
Gülbenkyan Vakfı'nın 50. yıl kutlamalarının kapanış etkinliği olarak hazırlanan sergi, dün Güler Sabancı'nın da katılımıyla açıldı. Gülbenkyan Müzesi, geçen yıl İstanbul'da Sabancı Müzesi'nde nadir kitapların öne çıktığı bir sergi açmıştı; şimdi Sabancı, iadeyi ziyarette bulunuyor. Aslında serginin ilginç bir öyküsü var. İstanbul'daki sergi sırasında, Gülbenkyan Müzesi'nin resim uzmanı, Sabancı Müzesi'nin deposunda asılı duran Türk resminin ustalarına ait, klasik yapıtları görüp beğenmiş. Bunun üzerine, 50. yıl kutlamalarının kapanışını, bu tabloları Lizbon'a getirerek yapmaya karar vermişler ve öneriyi onlar yapmış.

Girişte sürpriz bekliyor
Serginin açılışından önce Güler Sabancı, 'sadece bir müze değil, bilim, araştırma ve sanat merkezi' olarak tanımladığı Gülbenkyan'la işbirliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti anlattı. Çünkü Gülbenkyan Vakfı, Sabancı Üniversitesi'ne bağlı olan Sakıp Sabancı Müzesi'nin hedeflerine uygun bir kurum. Nitekim Sabancı Müzesi, Gülbenkyan Vakfı'nın birikiminden yararlanmayı, ortak projeler yapmayı sürdürecek.
İstanbul'dan gelen 38 tablonun yer aldığı sergi, her şeyden önce mükemmel düzenlemesiyle göz dolduruyor. Girer girmez izleyiciyi bir sürpriz karşılıyor: Solda bir tablo ve karşısındaki duvarda boş bir çerçeve. Küçük resim, Gülbenkyan'ın 1899'da kişisel koleksiyonu için aldığı ikinci tablo. Felix Ziem imzalı tablo, Üsküdar'dan ağaçlıklı bir manzarayı ve arkada, uzakta Sarayburnu'yla Ayasofya'yı gösteriyor. Karşı duvardaki çerçevenin ortasındaki boşluğa baktığınızda ise, duvarın arkasında duran Şevket Dağ imzalı, Ayasofya'nın içini tasvir eden bir başka tabloyu görüyorsunuz. Bu küçük oyunla 'iki tablo, iki müze ve iki koleksiyoncu' arasındaki çember, daha en başta tamamlanmış oluyor.
Sergi, tematik ve kronolojik dört bölümden oluşuyor. Her bölümde İstanbullu ressamlarla birlikte onlarla benzer üsluba sahip kimi Portekizli sanatçıların yapıtları da var.
Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer, bu sanatçılardan kimilerinin Osmanlı ressamlarıyla Paris'te aynı okullarda okuduğunu, aynı havayı soluduğunu aktarıyor. Belki de birbirlerini tanıyorlardı bile, kim bilir... Serginin ilk bölümü 'Çağrışımlar' başlığını taşıyor. Burada Abdülmecid Efendi'nin 'Cami Kapısı', Osman Hamdi Bey'in 'Arzuhalci' gibi tablolarında olduğu gibi dinsel etkisi olan, günlük yaşamın geleneksel yönüne işaret eden yapıtlar var. Ardından gelen 'Yolculuklar' bölümündeyse Boğaziçi'nin çekim alanına kapılan İstanbullu ya da İstanbul'da uzun süre çalışmış sanatçıların 'oryantalist' etkili yapıtları yer alıyor. Hüseyin Zekai Paşa'nın, Çıracıyan'ın, Ayvazovski'nin, Zonaro'nun tabloları kayıkları, gemileri, Boğaziçi'ni gösteriyor.
'Atmosferler' adlı bölümde resimler bir önceki bölümün loş romantizminden daha canlı bir İstanbul manzarasına taşıyor izleyeni. İlk bakışta kendini belli eden empresyonizmin altını çiziyor sergi. Hoca Ali Rıza, Halil Paşa, Sami Yetik, İbrahim Çallı, Nazmi Ziya, boş sahilleri, ağaçlar arasında evleri, konakları, çiçeklerle birlikte kadınları gösteriyor resimlerinde. Serginin 'Paris' başlıklı son bölümüyse, Türkiyeli ve Portekizli ressamların, mesela Namık İsmail ve Francis Smith'in benzer üsluplarına işaret ediyor. İki ülke sanatının ortak çıkış noktasına, Paris'in atölyelerine, Fransız resminin o dönemki yoğun etkisine tanık oluyoruz bir kez daha.
Uzun adıyla 'Çağrışımları, Yolculukları ve Atmosferiyle İstanbul, Sakıp Sabancı Müzesi'nden Tablolar' başlıklı sergi, 26 Ağustos'a kadar açık kalacak. Lizbon'un en önemli sanat merkezi olan Gülbenkyan Müzesi, ziyaretçilerine Türk resminin az bilinen bir dönemi ve Boğaziçi'nin geçmiş zamanlarda kalmış romantik anlarıyla beklenmedik bir karşılaşma olanağı sunuyor. Ama üzerinde daha çok durulması gereken, Türk sanat tarihinin depolardan çıkıp, Batı sanatıyla karşılaşabildiği, karşılaştırılabildiği ender etkinliklerden birinin gerçekleşmiş olması.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 22.06.07, 17:13
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Modern sanatın devleri Pera Müzesi'nde

Andy Warhol'un Marilyn Monroe çoğaltmaları da sergide yer alacak.
Ekim'de, Warhol, Lichtenstein, Basquiat, Koons, Kosuth, Nauman gibi ünlü isimlerden bir seçki sergilenecek
22/06/2007
İSTANBUL - Modern ve çağdaş sanatın dev isimleri sonbaharda İstanbul'da olacak. Pera Müzesi'nin İstanbul'a getirdiği Jp Morgan Chase Koleksiyonu'ndan seçilen yapıtlardan oluşan sergide Warhol, Lichtenstein, Dubuffet gibi starlar yer alıyor.
'Collected Visions - Çağdaş Ustalardan Seçmeler' adlı sergide eserleri yer alan isimleri gören her sanatseverde heyecan yaratıyor: Jean Dubuffet, Jasper Johns, Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jean-Michel Basquiat, Cy Twombly, Joseph Beuys, Keith Haring, Jeff Koons, Cindy Sherman, Joseph Kosuth, Gilbert and George, Christo, Bruce Nauman, Nam June Paik ve Zaha Hadid. Dünyanın en önemli sanat koleksiyonlarından birine sahip JP Morgan Chase, 50'yi aşkın ülkede faaliyet gösteren ve 1.4 trilyon dolarlık varlığa sahip bir finans devi. JP Morgan Chase koleksiyonu ise 1959 yılında David Rockefeller tarafından oluşturulmaya başlanmış, böylece özellikle 50 sonrası akımların ve çağdaş sanatın dev isimleri bu koleksiyonda yer almış.
Pera'ya özel bir sergi
İstanbul'a gelecek olan sergide, 59 sanatçıdan 70 yapıt yer alıyor. Sergi, İstanbul'a özel olarak hazırlanmış. Pera Müzesi'nin bağlı olduğu Suna ve İnan Kıraç Vakfı'nın JP Morgan Chase'le imzaladığı anlaşma sonucu ortaya çıkan 'Collected Visions' sergisi dünyada ilk kez 26 Ekim-
6 Ocak tarihlerinde Pera Müzesi'nde sergilenecek. (Kültür Sanat)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 22.06.07, 17:31
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 26.06.07, 18:00
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat


Shaolin Manastırı bu gece Arena'da
26 Haziran 2007
Bu gece efsanevi Shaolin Manastırı’nın kalbi İstanbul Arena’da atacak.

Dünyadaki en iyi Shaolin Kung Fu gösterilerini gerçekleştiren The Masters of Shaolin Kung Fu, İstanbul Arena'da gerçekleştirecekleri 3 özel gösteri bu gece İstanbul Arena'da başlıyor.

Çin'deki Shaolin rahiplerinin çalışmalarını muhteşem bir sahne performansı ile sergileyen, dünyanın en iyi Shaolin Kung Fu gösterilerini gerçekleştirerek Avrupa'da büyük bir üne kavuşan The Masters Of Shaolin Kung Fu nun gösterisi, izleyiciyi büyüleyici ve akıl almaz bir dövüş sanatı dünyasına taşıyor.

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Sayın Abdüllatif Şener'in de izleyeceği The Masters of Shaolin Kung Fu'nun muhteşem gösterisi bu gece İstanbul Arena Refresh Venue Maslak'ta. Kapı açılışı 19.30, gösterinin başlaması 21.30...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 08.07.07, 21:43
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

SEÇMELER


01/07/2007 (140 defa okundu)

KONSER
Ayhan Sicimoğlu...
Perküsyonist Ayhan Sicimoğlu yeni albümü Friends & Family'den şarkılarla yine Babylon sahnesinde. "Istanbul Pas Constantinople", "Historia de Un Amor", "Esperare" gibi parçaları yorumlayan Sicimoğlu'nun konseri 6 Temmuz 23.45'te. (0212-292 73 68)

Mirkelam&Càceras
19. Enka Kültür Sanat Yaz Etkinlikleri Mirkelam ve piyanist Juan Carlos Càceras'ın konserleriyle devam ediyor. Mirkelam yarın sahne alırken
Juan Carlos Càceras konseri 7 Temmuz'da gerçekleşecek. İki konser de 21.15'te Enka Açıkhava Tiyatrosu'nda. (0212-276 22 14)

Buena Vista...
Buena Vista Social Club, 12 kişilik ekibiyle 3 Temmuz'da Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampusu Konser Alanı'nda müzikseverlerle buluşuyor. Manuel Galbán, Jesús "Aguaje" Ramos, Manuel "Guajiro" Mirabal, Cachaito Lopez'in sahne alacağı konserin başlama saati 21.00. (0216-556 98 00)

Hayko Cepkin
Antalya'nın performans mekânlarından The Jolly Joker Pub XL 4 Temmuz'da Ogün Sanlısoy, 6 Temmuz'da Hayko Cepkin konserlerine ev sahipliği yapacak. Her iki konser de 21.00'de başlıyor. (0242-316 75 15)

George Clinton...
Funk ve R&B tarzının temsilcilerinden George Clinton & Funk All-Star'ın 3 Temmuz'da İstanbul Arena'da gerçekleşecek konseri 21.30'da başlıyor. Kapılar 19.00'da açılıyor. (0212-328 05 05)

DJ Hyper
DJ Hyper 7 Temmuz 22.00'de Tonique'de sahne alıyor. DJ Hyper'dan önce Ali & Ozan gecenin açılışını yapacak. (0212-251 70 20)

Sezen Aksu
Sezen Aksu bu akşam 21.00'de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesinde bir kez daha dinleyicisiyle biraraya gelecek. (0216-556 98 00)

ATÖLYE
Sinematek
Sinematek yaz okulunda kayıtlar devam ediyor. Film yapımı, kamera kullanımı, senaryo yazımı, montaj ve sinema oyunculuğu derslerinin
yer aldığı yaz okulunda dersler 9-20 Temmuz arasında İstanbul'da. Kayıt için son tarih 6 Temmuz. (0536-472 03 28)

Fotoğraf
Fototrek Fotoğraf Merkezi, yaz aylarında fotograf pratiğini artırmak isteyenler için fotoğraf akşamları düzenliyor. Katılımcılar 5 Temmuz 19.45 'te buluşup Cenk Gençdiş eşliğinde Sultanahmet Meydanı'nda gece fotoğrafları çekecekler. (0212-251 90 14)

YARIŞMA
Attila İlhan
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Attila İlhan adına düzenlediği şiir yarışmasının son katılım tarihi 30 Temmuz. Jürisini Doğan Hızlan, Gülten Akın, Ataol Behramoğlu, Talat Halman, Ülkü Tamer, Cengiz
İlhan'ın oluşturduğu yarışmanın ödülü 10 bin YTL. www.iskulturyayinlari.com.tr

1001 Belgesel
10. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali' nin tanıtımında kullanılacak afişi belirlemek amacıyla bir afiş yarışması düzenleniyor. Yarışmaya son katılım tarihi 3 Ağustos.
Bilgi için: Belgesel Sinemacılar Birliği (0212-245 89 58)

ALBÜM
Gerçek Simge Oyun
Ertuğrul Oğuz Fırat'ın Gerçek, Simge, Oyun adlı eserini şefliğini Robert Reigle'ın yaptığı MİAM Oda Orkestrası düzenleyip sahneye koydu. Konser esnasında canlı olarak kaydedilen eser bir albüm haline getirilerek
A.K. Müzik tarafından piyasaya sürüldü.

SERGİ
Musalla Taşı Sakinleri
Yusuf Eradam'ın "Musalla Taşı Sakinleri" fotoğraf sergisi kapsamında, 4 Temmuz 19.00'da Rifat Bali'nin katılacağı, "İstanbul'da mutenalaştırma ve mutenalaştırılmış bir semt olarak Cihangir" konulu bir söyleşi yapılacak. Sergi 15 Temmuz'a kadar MaviKum Kitap'ta izlenebilir. (0212-251 44 40)

Genç Portreler
Teşvikiye Sanat Galerisi'nin "Genç Portreler" sergisi 15 Temmuz'a kadar görülebilir. Sergide, Buket Püren Açıkalın, Deniz Korkmaz, Ayşegül Sürek, Deniz Dalman gibi isimlerin çalışmaları yer alıyor. (0212-247 74 75)

Mevlânâ
Unesco Mevlânâ yılı kapsamında düzenlenecek "Aşk Ocağında Cân Olmak-İnsanlığın Mirası: Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî" isimli sergi İstanbul Ayasofya Müzesi 'nde. Sergi 12 Ağustos'a kadar açık. Ziyaretçiler her ayın ilk pazartesi günü ücret ödemeden sergiyi gezebilirler. (0212-217 29 99)

İmren Aslan
Muğla Gökova Akyaka'yı Sevenler Derneği'nin düzenlediği Nail Çakırhan ve Halet Çambel Kültür ve Sanat Evi'ndeki sergiler İmren İyem Aslan'ın resim sergisiyle devam ediyor. Sergi 8 Temmuz'a kadar gezilebilir. (0252-243 43 34)

Günümüz Sanatçıları
Akbank'ın sponsorluğunda gerçekleşen "26. Günümüz Sanatçıları Sergisi"ne 16 sanatçı katılıyor. Seçiciliğini Hasan Bülent Kahraman'ın yaptığı sergi
28 Temmuz'a kadar Beyoğlu Akbank Sanat Galerisi'nde. (0212-252 35 00)

İstanbul Tabelaları
Garanti Galeri, 21 Temmuz'a kadar İstanbul'u Tabeladan Okumak adlı sergiye ev sahipliği yapacak. Sergide, İstanbul'un cadde ve sokaklarının, özgün bir tasarım konseptiyle yenilenen isim tabelalarıyla kapı numarası tabelaları yer alıyor. (0212-293 63 71)

TİYATRO
Kaçamak
Gerard Lauzier'in yazıp Metin Serezli'nin yönettiği "Kaçamak" adlı oyun, aşk kaçamağı yapmaya çalışan bir adamın yaşadığı komik olayları anlatıyor. Metin Serezli, Kerem Atabeyoğlu ve Argun Kınalı'nın başrolünü paylaştığı "Kaçamak" 4 Temmuz 21.15'te Enka Açıkhava Tiyatrosu'nda. (0212-276 22 14)

RADYO
Açık Radyo
Engin Gürkey Ensemble, "Güldede" projesiyle keman, ney, kontrbas,
piyano ve vurmalı sazlarıyla 3 Temmuz 18.30'da canlı konser veriyor. Açık Radyo 94.9'da.

İNTERNET
İslimyeli
Heykel, fotoğraf, enstalasyon, video ve performans dallarında
eserler veren Balkan Naci İslimyeli'nin 1965'ten günümüze kadar bütün dönemlerini örnekleri ile sunan web sitesi açıldı. Balkan Naci İslimyeli Resmi Web Sitesi
SEMPOZYUM
Heykel
Bursa'da açıkhava atölyesinde gerçekleştirilen "Uluslararası Kuzgun Acar Taş ve Beton Heykel Sempozyumu"nda 8 Haziran'dan bu yana çalışan heykeltraşlar, 4 Temmuz 21.00'de çalışmalarını Bursa halkına tanıtacakları bir toplantı yapıyor. (0535-691 32 11)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
kültür, sanat

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz