iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:15 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Sanat haberleri » Kültür & Sanat

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #21  
Alt 08.07.07, 21:51
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Doğu'ya ütopya yasak mı?

Ütopyalar Toplantısı'nın 14.'sü, 2-8 Temmuz arasında, İzmir Karaburun'da

01/07/2007 (314 defa okundu)
RUKEN KIZILER (Arşivi)
Doğu toplumlarında ütopya var mıydı? Peki "Doğu kimdir?", "ütopya nedir?" Pek çok anlamı barındıran bu iki kavramın içini doldurmak, tarihi
"dünyalı" bir gözle yeniden okumayı gerektiriyor. Bilim ve Gelecek dergisinin düzenlediği 14. Ütopyalar Toplantısı, Doğu Ütopyaları başlığı ile Avrupa merkezci koordinat sistemini delmeye çalışarak
"uygarlık", "isyan", "ütopya", "Doğu", "Batı" gibi zorlu kavramları yeniden tartışmaya açıyor.
Dünya yuvarlak ise aslında her yer "doğu"dur. Oysa "Doğu toplumu" diye bir kavramımız olduğuna göre kastedilen coğrafi bir tanımın ötesinde sosyolojik ve tarihsel bir ifadedir. Uzatmadan söylersek mekân ve zaman kapitalizmin doğduğu Avrupa'yı gösteriyorsa, onlara göre güneş, Çin, Hindistan, Fars ya da Anadolu'dan doğar ve beraberinde aşağılayıcı bir bakışla "geri kalmış Doğulu toplumlar" anımsanır.
Tarihi Antik Çin'den yazmaya kalkıştığımızda ise zamanın ve mekânın metafizik bir kavrayışla bize çok farklı tanımlar sunacağını görebiliriz. Bu ideolojik bir tutumdur. "Uygarlık Doğulu mudur Batılı mı?" gibi tarihsellikten kopuk, komik bir soruyu aklımıza getirir.
İkinci sorunlu kavramımız "ütopya". Bir edebiyat türü olarak ele aldığımızda ütopyaları, isim babası Thomas (More) Morus'un Ütopia'sı (1516) ile başlatırız. En fazla Platon'un Devlet'ini ekleriz listemize. Ütopya, "olmayan yer" demek. Peki ama "hiç olmayacak yer" olarak anlaşılmalı mı? (1) Yazarın, yeni bir toplum tasarımı kurgularken, geçmişten ve bugünden tamamen kopuk, olmayacak bir şey yazması söz konusu mudur? Yaşadığı dönemin karabasanından kaçıştır yazar için ütopya ve özlemini duyduğu bir toplum ve coğrafyaya taşır hayalgücüyle.
Peki ama karabasanlar yalnızca Batılı halklara mı mahsustur? Ya isyanlar? Ünsal Oskay'a göre ütopya, "Doğu toplumlarında, bu toplumların değişmezliği esas alan yapılarından kaynaklanan kültürleri gereği, görülmüyor" (2). Bu oldukça tartışmalı bir konu. Lise ders kitaplarının sınırlılığından kurtulup Çin, Hint, Arap, Fars, Selçuklu, Osmanlı tarihini yeniden okuduğumuzda, bu "Doğulu İmparatorlukların" binlerce başarılı/başarısız halk ayaklanmalarından köken aldığını, Antik dönemin ve Ortaçağ'ın en gelişmiş uygarlıklarının bu coğrafyalarda kurulduğunu görebiliriz. İddia edilenin aksine boynu eğik, durağan halklar yoktur karşımızda, tarihi büyük savaşlarla, yıkımlarla, göçlerle yazılmış son derece dinamik ve değişken uygarlıklar kurmuştur "Doğulu toplumlar". Örneğin, Çin İmparatorluğu'nda, günümüzden bin yıllar önce yazılmış Konfüçyüsçü ritüelleri anlatan metinler incelendiğinde T. Morus'a taş çıkartan ütopyalarla karşılaşırız (Horro von Senger, Savaş Hileleri -Strategemler II).
Tektanrılı dinleri de ancak bu bakış açısıyla doğru okuyabiliriz. Ortadoğulu sayısız peygamber, yaşadığı devrin çürümüş yapısı içinden çıkıp halklarına daha yaşanılır bir toplum sözü vererek kurmamışlar mıdır dinlerini?

Erdemli kent
Platon'un düşüncelerinin takipçisi Farabi, siyaset üzerine kaleme aldığı iki eserinde (3) Erdemli Kent'ini ayrıntılı olarak anlatır. Platon'un Devlet'inden esin alarak kurduğu Erdemli Kent'le Farabi, tüm insanlığı kuşatan bir dünya devleti kurar. Selahattin Hilâv'a göre "Farabi'nin, gerçek toplumu gözönünde tutan bir ütopya kurduğunu ve üstelik şehir-devlet sınırlarını aşan geniş kapsamlı insancıl bir ideal devlet tasarladığını görüyoruz" (4).
13. yüzyıl Anadolu'sunda en ütopik direnişi Şeyh Bedrettin ve müritleri, Börklüce Mustafa ile Torlak Kemal verir. Bu direnişin söze gelişi, "Yarın yanağından gayrı paylaşmak için her şeyi" ütopik bir slogan değil de nedir?
Bilim ve Gelecek dergisi, 2-8 Temmuz arasında, İzmir'in Karaburun ilçesinde gerçekleştireceği 14. Ütopyalar Toplantısı'nın her bir sunuşunu bu perspektifle oluşturmuş. Türkiye'nin son Sümer kraliçesi Muazzez İlmiye Çığ, "Ütopya Sümer'de Başlar!" diyor. Sait Maden eski dünya şiirinde ütopya arayışına çıkaracak dinleyenleri. Alâeddin Şenel "Ütopya Yazımında İşlenen Başlıca Temalar ve Yöntemler"i sorgulayacak. "Çin'de Savaş Hileleri-Strategemler", "Antik Hint Metinlerinde Ütopya, Siyaset ve Felsefe", "Atlantis Ütopyası" yine "dünyalı" bir gözle işlenecek. Dikkat çeken diğer başlıklar şöyle: "Klasik İslam Düşüncesinde Ütopik Yazım", "13. Yüzyıl Anadolu Ütopyası", "Doğu'nun Tarihinde Eşitlikçi Toplum Deneyimleri", "Şeyh Bedrettin" ve "Simavnalı Bedrettin" belgeseli.
Doğu masalları ütopya kaynıyor. Psikiyatr Dr. Bilgin Saydam ve Dr. Muhsine Helimoğlu Yavuz, Anadolu masallarına bu gözle bakacaklar. Ve Prof. Dr. Bilge Umar "Börklüce"nin dağlarında isyanı yeniden dile getirecek (Ayrıntılı bilgiye Bilim ve Gelecek:: Anasayfa adresinden ulaşabilirsiniz).

Dipnotlar
1) Ender Helvacıoğlu, Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 5, Temmuz 2004, s.14-21.
2) Ünsal Oskay, Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım, YKY, 4. Baskı, Nisan 2001, s.233.
3) Farabî'nin, "Kitâb Ârâ' Ehl el-Medînet el-Fâzıla" ve "Kitâb es-Siyâset el-Medeniye" adlı kitapları. Kaynak: Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı: 5, Temmuz 2004, s.20.
4) Platon, Devlet, "Selahattin Hilâv'ın Önsözü", Çev.: Hüseyin Demirhan, Sosyal Yayınlar, 2002, s.13.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #22  
Alt 12.07.07, 15:58
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Rusya'da dev sanat hırsızlığı

11/07/2007 (1622 kişi okudu) REUTERS - MOSKOVA - Rusya'da hırsızlar, emekli hâkim Kamo Manukyan'ın boş evinde koruduğu milyonlarca dolar değerindeki tabloları çaldı. Manukyan'ın evinden çalınan 13 resim arasında neo-empresyonizmin kurucusu Fransız Georges-Pierre Seurat, Rus ressam İvan Ayvazovski ve Rus Alexej Jawlinski'nin eserleri bulunuyor. Moskova Güzel Sanatlar Koleksiyonerleri Kulübü sekreteri Sofya Chernyak, "Bu bir kâbus, bir servet çalındı. Bütün bu resimler milyonlarca dolar değerinde. Sadece Seurat'nın bir tablosu 500 bin dolardan (yaklaşık 650 bin YTL) fazla eder" dedi. Moskova polisi, Manukyan'ın evinde alarm bulundurmamasının şaşırtıcı bir durum olduğunu söyledi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #23  
Alt 30.07.07, 21:51
SELVILV - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2007
Nereden: Istanbul-Paris
İletiler: 3.259
Ettiği Teşekkür: 7.744
967 tane iletisine 1.552 kere teşekkür edilmiş
SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!SELVILV öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Unhappy Fransız aktör Michel Serrault kansere yenildi

Fransız aktör Michel Serrault kansere yenildi


ASSOCIATED PRESS
Güncelleme: 15:33 TSİ 30 Temmuz 2007 Pazartesi

PARİS - ‘La Cage aux Folles’ (Kuş Kafesi) Tiyatrosu ve filminde canlandırdığı eşcinsel gecekulübü sahibi Albin Mougeotte rolüyle uluslararası üne kavuşan Fransız aktör Michel Serrault, Honfleur şehrindeki evinde kanserden vefat etti.

24 Ocak 1928’de Brunoy’da dünyaya gelen Serrault önceleri rahip olmak istedi ve İlahiyat Fakültesi’ne girdi. Fakat bekaret yemini etmek istemediği için okulu yarıda bıraktı. Aktör, daha sonra Paris’te oyunculuk eğitimi alarak kabarelerde sahne kariyerine başladı.
Ünlü aktör yarım asırlık kariyeri boyunca 130’u aşkın filmde yer aldı. Kariyerine komedi oyuncusu olarak başlayan Serrault, seri katil, yaşlı bir çiftçi, sahtekar bir bankacı ve tecavüz zanlısı gibi çok çeşitli rollerde oynayarak Fransa’nın çokyönlü aktörlerinden biri oldu.

Aktör, yönetmen Edouard Molinaro’nun 1978 yapımı Kuş Kafesi Filmindeki performansıyla, Fransızların Oscar’ı olan Cesar ödülüne layık görüldü. Serrault 2002 yılında, “Sadece eğlendirmek isteyenlere karşıyım. Oynadığım tüm rollerden çok mutluyum ve hepsinin sorumluluğunu üzerime alıyorum,” demişti.

........

kaynak:Fransız aktör Michel Serrault kansere yenildi

Yine yaprak dökümü basladi. Bundan iki ay önce daha kendisinden konusmustuk, o an demistim ki herhalde Serrault giderse çok kötü üzülürüm.

Bütün gün ne radyo dinledim, ne haberlere baktim, biraz önce tesadüfen televizyonu açtigimda gördüm, içimden bir seyler koptu. Öylesine mükemmel bir tiyatro sanatçisi ve öylesine insanlari seven, espri yetenegi müthis oldugu kadar, size bir sey söylediginde gülseniz bile o an sizi düsündürmeyi beceren bir insandi ki, çok büyük bir kayip oldu diyebiliyorum sadece. Bir yandan da düsünüyorum, yasadigi rahatsizlik ve yasi, umut yoksa belki de kurtuldu iste.

:
__________________
rüzgarin bile esip söndüremedigi mum vardir ya, o benim iste
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #24  
Alt 05.08.07, 14:33
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Dengbéjler Documenta'da

'Dengbéjler'in plazanın tepesindeki çarpıcı mekânı ve kendileri.
Halil Altındere'nin 'Dengbéjler' adlı video çalışması, 23 Eylül'e kadar sürecek Documenta'da. Türkiye'de de izlemeyi umuyoruz...

29/07/2007 (447 defa okundu)
MAHMUT KOYUNCU (Arşivi)
Dünyanın en önemli sanat etkinliği kabul edilen Documenta'ya bu yıl, Türkiye'den sanatçı Halil Altındere Dengbéjler isimli video çalışmasıyla katılıyor. Serginin bu yılki küratörleri Roger M. Buergel ve Ruth Noack, Kassel kenti ile diyaloğu öngören kavramsal çerçevelerini oluştururlarken, farklı coğrafyaların modernlik deneyimlerini, başka bir sanat tarihi okuması yapmak üzere yan yana getirmekle ilgilendiler. Altındere'nin çalışması da, böyle bir kendine özgü modernlik okuması olarak görülebilir.
Dengbéj, Kürtlerde geleneksel hikâye anlatıcısıdır. Sözlü tarihin ve toplumsal belleğin en özgün taşıyıcıları olarak bilinir. W. Benjamin, insanlar arasında mesafelerin kısalması neticesinde hikâye anlatıcılığının giderek son bulduğunu söyler. Sebebini ise insanlar arasındaki deneyim paylaşımının değer kaybetmesine bağlar. Dengbéjler bir nevi gezgindirler. Dengbéjlik bir anlamda durgun zamanı akıcılaştırmak amacı taşır, bunu da o "an"ın dışına çıkarak yapar. Uzun destanlar, hikâyeler hemen tüketilmez, bir dizi şeklinde en heyecanlı yerinden kesilip devamı başka geceye bırakılır. Çünkü sözlü kültür insanının zamanı çoktu ve döngüsel zaman bilinciyle hareket ediyordu. Yazın iş zamanıdır. Herkes işte, harmanda çalışır, kışın ise uzun geceler hikâyeler anlatılarak geçirilir. Dengbéjler bu gecelerde geçmişle gelecek arasında gidip gelir, zamana bir devinim kazandırır ve gezdikçe duyduklarını, gördüklerini yorumuna katarak anlatmaya devam ederlerdi. Oysa ki iletişim teknolojisinin gelişmesi yazılı ve görsel medyaların çoğullaşması, zamanın hızlanması ve döngüsel raydan çizgisel raya oturması 'formel' yazılı tarih anlatıcılığını sözlü tarih geleneğinin önüne geçirdi ve hatta neredeyse yok etti. Benjamin "Eğer hikâye anlatıcılarına giderek daha az rastlıyorsak bunda enformasyon ağının belirleyici bir rolü vardır" der. Marshall McLuhan'ın Gutenberg Galaksisi'nde de belirttiği gibi, sözlü toplumlar büyük oranda bir ses dünyasında yaşarken yazılı toplumlar bir "görü" dünyasında yaşarlar. Modern toplumlar için "görmek inanmak" iken, sözlü toplumlarda "duymak, söylemek" inandırmayı sağlar.
Dengbéjlerin dünyanın gidişatı üzerine söyledikleri kelâmlar, kılâmlar ve seslerinin yaylarda, ovalarda yankılanması yerine şehrin gürültüsü içinde inatla devam etmesi, modern dünyalara bir uyarı biçimini alır. Dengbéjlik, toplumsalın iyice atomize olduğu çağda bizi düşünmeye zorluyor. Ütopyaların dizginlendiği bir dünyada ısrarla farklı ütopyalar üretiyor.

Bugün, yarın, geçmiş
İşte bu ütopyalardan biri, şu sıralar, modernliğin, modern hayatın, modern yönetim tarzlarının sıkıntılarını, çözümsüzlüklerini dile getiren, bunların çeşitli biçimlerini problem edinen ve katılımcı sanatçılarını da bunlar üzerine düşünmeye zorlayan bir sergide izlenebiliyor. "Documenta" sergisi, bu yıl modernin zamanı, içerisi, dışarısı, farklı moderniteleri, Agamben'in "Çıplak Hayat" ve Lenin'in "Ne yapmalı" soruları ekseninde sanat-hayat bağlarını yeniden örmeye niyet ediyor. Bu üç soru etrafında, geçmişi bugüne ve yarına taşırken, bugünün de geçmişe ait bir şey olduğunu göstermeye çalışıyor.
Altındere'nin çalışması, sese odaklı bir kültürün en önemli taşıyıcıları olarak kabul edilen Dengbéjler üzerinden premodern, modern ve postmodern "ütopyaları" birarada çelişkileriyle birlikte ortaya koyabilmek ile ilgili. Videoda, Dengbéjleri divanxanede sıralanmış olarak görürüz. Mekânda Kürt geleneklerine uygun bir dekorasyon vardır. Duvar halıları, antika kap kacak, duvarda bir adet un eleği ve dengbéjlerin tam arkasında kilim şeklinde dokunmuş bir Türkiye haritası göze çarpar. Dağ evi ahşaptır ve çoğunlukla güçlü çam kütüklerin biraraya gelmesinden oluşturulmuştur. Dengbéjler vakur, derin ve sakin bir edayla söylemeye başlarlar hikâyelerini. Hikâyeler daha çok aşk, savaş, yiğitlik ve ölüm üzerinedir. Seslerini belli bir makam eşliğinde birer enstrüman gibi kullanarak, alçaltıp yükselterek, uzatıp kısaltarak, canlı ve ritmik bir tarzla, sırayla söylerler. Beş dengbej sırasıyla hikâyesini bitirdikten sonra içlerinden biri dışarı çıkıp sigara tellendirmeye başlar. O ana kadar olayların akışında herhangi bir olağanüstülük yoktur. Ne zaman ki kamera, sigara içen dengbéjden ağır ağır uzaklaşır, o sırada araba sesleri ve şehrin gürültüsü işin içine karışır, buranın bir dağ evi olmadığı, Diyarbakır şehir merkezinde son derece modern bir plazanın (Yakut Plaza) tepesine adeta kondurulmuş, yapıştırılmış bir dağ evi olduğu anlaşılır. Yapı hem modern hem postmodern mimari özellikler taşır, teknolojik imkanların bütün basitleştirici niteliklerini ve gücünü üzerinde taşıyan bir bina gibi görünür. Geometrik, şeffaf ve ilerlemeci düşünce açısından ütopiktir. Bauhaus ekolünden modern mimarinin fikir babalarından Walter Gropius'un deyimiyle "kendine sadık, tekdeğerli, mantıksal olarak şeffaf, yalandan ve saçmalıklardan uzak"tır. Plazanın üstündeki dağ evi ise tamamıyla pastiş tekniğine uygun bir postmodern eser görünümündedir.
Dengbéjler, artık, nesli tükenen ve hatta can çekişen bir hikâyenin son temsilcileridir. Zira modern dünyanın, hücrelere kadar yayılan iletişim arzusu mesafeleri kısaltırken, geçmişin eski seslerinde varolan kültürel ve tarihsel anlatıları askıya alır, görünmez kılar. Anlattıkları hikâyelerle birlikte Dengbéjler de birer hikâyeye dönüşürler. Ancak şimdi, teknolojinin imkanlarıyla, Batı'nın merkezindeki bir sergiye taşınabiliyor,
Batı'nın sanat tarihi hikâyesine kendi hikâyeleri/ kendileriyle katılabiliyorlar. Dengbéjler, sadece nostaljik birer figür olarak değil, modern olanın zamansallığını, coğrafi ve kültürel aidiyetini de sorgulayan kahramanlar olarak, küllerinden yeniden doğuyorlar. Altındere'nin videosu birçok ütopyanın, modernliğin birarada varolabileceğini gösteriyor
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #25  
Alt 25.08.07, 17:52
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Fin Cam Sanatları Sergisi İstanbul'da

25.08.2007 11:29:04
Türk ve İslam Eserleri Müzesi, 12 Eylül'den itibaren Fin cam sanatı örneklerinden oluşan sergiye evsahipliği yapacak. Finlandiya Büyükelçiliği tarafından organize edilen sergi, Finlandiya Cam Müzesi ile Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nin ortak işbirliği ile gerçekleştiriliyor.

2000-2005 yılları arasında geçen 5 yıllık süreçte birbirinden farklı ve fonksiyonel tasarım örnekleri sunan 60 Fin cam sanatçısının ürünlerinden oluşan sergi daha önce Fransa, Hollanda, Polonya, Almanya, Çek Cumhuriyeti ve Lüksemburg'ta sergilendi.

Sergi ilk kez Türk sanatseverlerin karşısına İstanbul'da çıkacak.

Sergi 12 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #26  
Alt 08.11.07, 19:02
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Kültür & Sanat

Çin resmi

08/11/2007 (858 kişi okudu) AFP - PEKİN - Çinli 16. yüzyıl ressamı Qiu Ying'e ait bir resim, Pekin'de düzenlenen açık artırmada 79.52 yuana (yaklaşık 13 milyon YTL) alıcı bularak, Çin resmi için bir rekor kırdı. China Guardian Auctions adlı müzayede evi, Ming hanedanı zamanından kalma 'Red Cliff' adlı rulo eserin ismi açıklanmayan bir alıcıya satılmasıyla ilgili olarak, ilk defa bir Çin resminin, 10 milyon dolarlık satış rakamını aştığını belirterek bundan çok memnun oldukları açıklamasını yaptı. Müzayede evi yetkilileri bunun, Çin resmi adına uluslararası sanat piyasasında bir avantaj olduğu görüşünde.

Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Çin resmi sanat piyasasında!
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
turgay (01.02.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
kültür, sanat

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz