Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler Çıkmaz Sokak
Osmanlı’da çıkmaz sokak kültürünün de İslâm etkisindeki aile mahremiyeti ve mâsuniyeti ile kuşkusuz doğrudan bir ilişkisi bulunmaktadır. Klâsik dönemin önde gelen İstanbul, Bursa, Halep, Kudüs, Şam, Kahire gibi şehirlerde böyle bir ev tipi doğal olarak aynı felsefeyi sokak ve mahalle kültürüne de yansıtmıştır. Bu olgunun daha karakteristik örneklerine sahip olan Osmanlı döneminin Arap kentleri için şöyle bir değerlendirme yapılmaktadır: “Herhangi bir Müslüman kentinin havadan çekilmiş bir fotoğrafı bir labirenti andırır. Önceden tasarlanmış bir plana uymak yerine, binalar, ulaşım yollarının ya etraflarından dolaşmasına ya da iyi kötü aralarından geçmeye uğraşmalarına sebep olmuşlardır. Sonuç, olağanüstü sayıda çıkmaz sokak ve düz bir hat izlediklerinde çok ender rastlanan sokak çizgileridir” (Le Tourneau, Les Villes Musul-manes, 20’den Raymond, s.128.).
Aileyi toplumun gözü önünden çeken dinsel inançlar böylelikle mimari tarzı da etkilemiş olmaktadır. Özel yaşamı dışarıyla yalıtan (soyutlayan) bu anlayışın Osmanlı’da da kabul gördüğü gözlenmektedir. Osmanlı evlerinde hayat adı verilen yine dış dünyayı tümüyle avluda düşünen bir mekan bulunur. “İki katlı evlerin ilk giriş katları bahçe duvarının devamı olup penceresiz yapılmıştır.” Kalın bahçe duvarıyla çevrili olan evlerin “alt katında samanlık, ahır, odunluk, kiler, ambar, aşhane, mutfak, kış odası, fırın damı; üst katta ise divanhane denen ana oda, harem yani iç oda, selamlık yani dış oda, kahve odası ve yaz odası bulunur. Evler cumbalıdır” (Doğu, 1999, s.20).
Kısaca Osmanlı evi iki bölümden meydana gelir: Haremlik ve selamlık. Şer’iyye sicillerinin verilerine göre Osmanlı evinin iç bölümleri şöyle bir ayrıntı ortaya koyar: “İki göz çatma ambar, tahta odunluk, tahta samanlık, bir bâb ahur, fırın damı, kiler, sagir aşhâne, hane-i matbah, tabbahâne, taşra oda, bir bâb kış evi, iki bâb fevkânî oda, fevkânî harem odası, bir bâb fevkânî kahve odası, divanhâne, yaz odası, baş oda, harem, üst kat sofası, mabeyn sofası, selamlık, aralık, hamam. Bu bölümlerin alt ve üst katlara dağılımı genellikle şu şekilde olmaktadır: Alt katta samanlık, ahur, kiler, ambar, aşhane-matbah ve bazen kış odası, fırın damı; üst katta ise divanhane yani baş oda, harem yani iç oda, selamlık yani dış taşra oda, kahve odası ve yaz odası bulunmaktadır” ( Ö. Demirel/ M, Tuş/ M. Gürbüz, 1992, s.705).
Evlerde katlar da dahil olmak üzere ev içi bölümlerin belirtilen ayrıntısı gelir düzeyi ve toplumsal kategorilerin niteliğine göre değişmektedir. Evin iç bölümlerinde toplumsal farklılığı aşan ortak birimler ise ocak, yüklük ve gömme dolapların varlığıdır.
Anadolu’daki evleri örnekleyebilecek özellikleriyle Bursa’yı çalışan Batılı bir yazar bu örnekten yola çıkarak şu genellemelerde bulunur (H.Viler, 1923, s. 190-191):
“Anadolu’daki Türk evleri çoğunlukla iki katlı olmak üzere inşâ edilmiştir. Bursa, kısmen yüksekçe bir tepenin yamacında konumlanmış olması itibariyle evlerinin birinci, ikinci katları, kuvvetli ahşap sütunlara istinat eder ve sütun aralıkları birer alt kat sayılırlar. Alt katın cadde tarafı tamamıyla kapalıdır. Sokak kapısından başka dışarıya hiç bir açıklık görülmez. Bursa’da hiç bir Türk evinin alt katta penceresi yoktur. Burası bahçe ve tarla alanını ve ev edevâtını (araç ve gereçlerini) muhafazaya mahsustur. Bir katın döşemesini, sert toprak üzerine muhtelif renkte ve serilmiş halı şeklinde kakma çakıl taşları teşkil eder. Türk mimarı, öteden beri inşâ ettiği ön tavan ve döşemesini yaparken hâne sahibinin ihtiyaçlarını nazar-ı dikkate almaya mecburdur. Alt katın açık ahşap duvarları ekseriya her hangi bir ziynetten âridir (dekorasyondan arınmış durumdadır). ...Alt kat kısmen taştan olup harice doğru daha ziyade çıkan cephesi mâil (eğimli) istinatlarla alt duvara bağlanmıştır. Dik bir tahta ile alt kattan asıl ikamet edilen kata çıkılır. Burası bir Bursa evinin planı kısmen selamlık yani kabul salonu olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu ayırım şarklıların öteden beri pek ciddi itina ettikleri bir şeydir.
Harem ekseriya evin en küçük kısmını ihtiva eder ve merdiven başından itibaren aynı girişe (medhale) sahiptir. Bursa’nın mevkii kısmen düz olmadığından burada bu husus için ayrı bir tarz nazar-ı dikkati celp eder: Bir katın arka araziye bakan kısmının yüksekliği ancak iki buçuk metre olduğu halde mukabil taraf bilakis yerden yükselir
Evlerin pencereleri inşâ edilirken Türklerin hayat-ı zevci yyette (evlilikte) telâkki ve itikadı nazar-ı dikkate alınmıştır. Katlar dahilden harici görmeğe tamamıyla müsaittir. Fakat dışarıdan geçenlerin nazarları içeriye nüfûz edemez. Avrupalıların anladığı ikâmetgâh taksimâtı Türklere tamamıyla meçhuldür. Bir çok pencereyi ihtiva eden bir divan!... Ekseriya gece istirahâtine tahsis edilen bu divanın mutlaka sabit bir dolabı mevcuttur. (...) Tavanlar bilhassa sanatlı ve ziynetlidir. Zaten öteden beri İslâm mimarisi tavan inşasına ve tezyînatına fazla ehemmiyet vermiştir.
Selâmlık Türk evlerinin yukarı katlarındadır. Bursa caddelerine dikkat edilirse ikinci katların daima alt kat duvarların üzerinde ileriye doğru çıkıntı teşkil ettiği görülür. (...) İlk sebep caddelerin mümkün olduğu kadar her tarafını görebilmek arzusundan iken ikinci sebep ise daha amelî (pratik) bir düşüncenin mahsulüdür. O da zeminden yükselen alt kat duvarının daima caddeyi takiben meyilli ve zâviyeli olduğundan bina cephesinin çarpık olmamasının teminidir. Eğer ön cephesi çok uzunsa ikinci kattaki odalar yek diğerini müteakip testere dişi gibi çıkıntılar arz ederler.
Selâmlık dairesi ekseriya bir kaç odadan mürekkeptir. Tarz-ı tertibi harem dairesininkine benzer. Her tarafa pencere bulunan bir divan olup muhtelif renge boyanmış sabit ve ahşap dolapları bulunur. (...) Harici pencereler alelâde tahta çerçeve ile sade eşkâli hâvidir. Hava almak için açıp kapamaya mahsus pencerelerin dahili kısmı yoktur, tek çerçevelidirler (...).”
Osmanlı ev mimarisi savunduğu aile değerleriyle uyumlu bir yapı ortaya koymuştur. Bir değerlendirmede olduğu gibi bu ev mimarisi tipi, “Müslüman yaşantısına ideal çerçevesini sunmuş gibidir. Aileye oluşturduğu kapalı ortamla, ataerkil aile kavramına doğallıkla uyum sağlamaktadır: Müslüman’ın özel yaşamını içine sarıp sarmaladığı gizemi beslemektedir. Zengin Müslüman konutlarının bile dış cepheleri sade, duvarları çıplaktır. Bu ev mimarisinin tüm ilgi alanı, içindeki boş mekandır. Avlu, konutun sanki temel parçasıdır” (George Marçais’den A. Raymond, s. 195).
__________________ "Just My Imagination" ' Very Special Thanks To Pain' |