iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 22:23 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Mimarlık Fakültesi » Mimarlık Bölümü » Mimarlık ve Tasarım Tarihi » Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 30.05.08, 00:30
Standart Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

30.05.08, 00:30


[coverattach=1]Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler -
Sociological Background in our Traditional Urban Culture: District, Street and Houses
Özet;Toplumsal alışkanlıklar, değerler ve inançlar insan davranışları ve toplum yaşamının yanı sıra yerleşik kültürün diğer temel öğelerini de etkilemektedir. Bunların başında kent kültürü ve bu kültürün mimari boyutları gelmektedir. Anlamını büyük ölçüde değerler dünyasından alan toplumsal yaşam felsefesi, kentlerin günlük yaşamını belirli bir kültüre özgü hale getiren mimari ve görsel boyutu da belirlemektedir. Belirli bir mekan ve alanda genişlemeyi ve derinliği gözeten Batı felsefesi ile, derinliği sonsuzlukta arayan Doğu felsefesinin böyle bir eksende farklı bir görsel ve mimari gerçekliğe ulaşmaları kaçınılmaz olmuştur. Paris’i İstanbul’dan, Bursa’yı Parma’dan, Taç Mahal’i Batı bazilikalarından ayıran işte bu eksendir.
Osmanlı, geleneksel kültürümüzün karakteristik örneklerine sahip bir dönem olarak bilinir. Gerçekten İstanbul, Bursa, Edirne, Trabzon, Kayseri, Safranbolu, Bağdat, Bosna vs. gibi şehirler ticari hayattan dini hayata kadar günlük yaşamın tüm alanlarında söz konusu farklılığı yansıtmaktadır. Mahalle, sokak ve evler bu farklılığın görünür alanları ve kentlerin gerçek sosyolojik arka planlarıdır. Bu incelemede işte bu alanlar Osmanlı klâsik dönemin örneklerinden hareketle sosyolojik bir analize tabi tutulmakta; özgün örneklerin korunması konusunda bazı öneriler getirilmektedir.

Absract;Social habits, values and beliefs effect the other main elements of[coverattach=2] sedentary culture besides the human behavior and social life. Urban culture and architectural dimensions are at the top of them. The philosophy of social life which takes the big part of its meaning from the world of values determines both architecture which makes the daily life of cities peculiar to a particular culture and also visual dimension. In this axis, it becames inevitable to reach different visual and architectural reality both for Western philosophy considering deepness and expansion in particular residence and area, and for eastern philosophy searching for deepness at the eternity. This is the axis distinguishing Paris from İstanbul, Bursa from [coverattach=3]Parma and Taj Mahal from Western Basilicas.
Ottomans are known for an era showing the charasteristics of our traditional culture. Actually, cities like İstanbul, Bursa, Edirne, Trabzon, Kayseri, Safranbolu, Baghdad, Bosnia etc. reflect the existing difference in all fields of daily life, from religious to commercial life. Districts, streets and houses are the visible fields of this difference and the sociological background of cities. In this work, these fields are subjected to sociological analysis by acting from the examples of classical period of Ottomans; some suggestions are given for protection of original examples.


» Nüve Forum » akademik » Mimarlık Fakültesi » Mimarlık ve Tasarım Tarihi
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg Khunrath-praying%20alchemist.jpg (28,1 KB (Kilobyte), 3x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg orosdi-back-2.JPG (19,2 KB (Kilobyte), 3x kez indirilmiştir)
Dosya tipi: jpg orosdi-back-caire-3.jpg (47,9 KB (Kilobyte), 3x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 15-23.pdf (240,5 KB (Kilobyte), 1x kez indirilmiştir)
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'

Konu Unrealseptic tarafından (30.05.08 saat 00:33 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Unrealseptic kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
CiwCiw (30.05.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 30.05.08, 00:31
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Giriş
Geleneksel kent kültürü deyimi, modern zamanların gerisinde kalan ve uzun bir geçmişte; toplumsal tarihin çeşitli dönemlerine tekâbül eden Türk kentlerini ve bu kentlere özgü kültürü ifade etmektedir. Bu uzun tarih Türkler açısından birbirinden bağımsız ve oldukça farklı siyasal ve toplumsal aşamalara sahiptir. Yaşama biçimleri kadar siyasal ve ekonomik örgütlenme biçimleri söz konusu aşamaları birbirinden ana çizgilerle ayırmaktadır. Ancak sosyo-kültürel değerler, siya*sal ve ekonomik örgütlenmedeki farklılığı aşan bir ortak payda olarak, tüm zamanların birikimini farklılığın süzgecinden geçirerek bu coğrafyada yaşayanları uzun ve derin tarihin haklı mirasçıları haline getirmektedir. Yerleşim alanları, köyler, kasabalar ve kentler bu mirasın görünür kanıtlarıdır.
Kentler yerleşik kültürün en esaslı ürünleridir. Ulusların yerleşik kültür konusundaki katettikleri mesafenin de ölçüsü kentlerdir. Geleneksel Türk kentleri Orta Asya steplerinden Anadolu’ya ve Avrupa’ya doğru yönelen uzun bir yolculuğun izlerini taşır. Türkler Anadolu’ya İran İslâm devletinin içinden geçip; Gazneliler, Selçuklular gibi adlarla ortaya çıkarak Osmanlı ile bir İmparatorluk gücü ve genişliğinde bu coğrafyada yerleştiler. Bu yolculuğun izleri siyasal olduğu kadar belki bundan daha önemli ve kayda değer olarak sosyo-kültürel izler taşımaktadır. Türklerin yerleşik kültürünü bu süreçten ayrı tutmak mümkün değildir. Geleneksel Türk kentleri söz konusu izler ışığında dinî, coğrafî, siyasî, kültürel ve toplumsal karakteristikleriyle benzerleri ve diğerlerinden ayrılmaktadır.

Kaynak Pdf
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30.05.08, 00:35
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Osmanlı Klâsik Dönemi
eneksel kent kültürünün prototip örnekleri Osmanlı döneminde klâsik yapısına kavuşmuştur. Toplumsal, ekonomik, kültürel ilişkilerin köy ve kırsal yerleşim birimlerine göre daha karmaşık ve yoğun olan kent yaşamı Osmanlı’da aile mâsumiyeti ve mahremiyeti çevresinde gelişen bir mimari karakter ortaya koyar. Kent mimarisinin temel unsurlarının başında evler gelir. Evler belirli anlayışlar çevresinde mahalleleri oluşturur. Evden mahalleye ve semte yönelen bu sürecin tüm aşamalarında aile değerleri etkili olmuştur.

Konut Tipleri
Vakfiyelere göre klâsik dönemde saray, yalı, köşk, konak gibi üst düzey mensuplarına ait konutlar haricinde Osmanlı’da beş konut tipinden söz edilir (Yüksel, 1992, s. 497-498): Menzil, hâne (dar, beyt, ev), yehudhâne, müteehhilin odaları ve bekâr odaları. Bunlardan son ikisi dışında diğerleri bugün ev olarak anlaşılan barınağın tüm fonksiyonlarına sahip konutlardır. Bu konutlarda evli barklı, çocuk sahibi veya dul erkek ve kadınlar, normal aile yaşamlarını sürdürmektedirler. Müteehhilîn odaları evli çiftlerin barındığı bir çeşit pansiyonlardır. Bu odaların belgelerdeki planlarında her birinin ayrı ayrı kapıları, sofaları, helâları ve ortak avluları görünmektedir. yehudhâneler ise Yahudilerin bir arada oturdukları, bir çok evlerden ibaret yerlerdir. Osmanlı dönemi Arap kentlerini çalışan André Raymond özellikle Arap kentlerinde görülen bazı özgün konut tiplerinden söz etmektedir. Bunlar, İstambulli, Kal’a’lı ev, meşrebiyeli ev, reb, funduk, vekâle, havş. Bu sonuncusu yoksul insanları barındıran halk konutu olarak ilginç bir konut örneğidir. Bu konutların “içleri dört ayak yüksekliğinde sefil evlerle dolu ve hayvanlarıyla iç içe, üst üste yığılmış bir sürü yoksul insanı barındıran büyük avlular ya da duvarlar... geniş, kapalı avlular... belirsiz yerleşimler... Bütün pislikler buraya atılır ve nüfusun en yoksul kesimi buradaki viranelerde yaşar (....) aylık kirası on para tutan bir kulübe. Tüm mobilya, karıları ve çocuklarıyla üstünde yattıkları bir hasır parçasıdır. Karılarının da, kendilerinin de tek giysisi, basit mavi bir gömlektir. Çocuklar ise ya çıplaktır ya da yırtık pırtık kumaş parçaları vardır üstlerinde. Clerget’e göre havşların her birinde otuz ya da kırk aile barınabiliyordu. Bir tür ayrı, küçük köy gibiydi.” (Raymond, 1995, s. 230-31)
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 30.05.08, 00:35
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Kentli Ailelerde Kategorik Farklılaşma ve Ev
Klâsik dönemde Osmanlı kentli ailenin kullandığı evin toplumsal kategorilere göre farklılaştığı görülür. Kamu görevlileri ile reâyaya mensup ailelerin evleri arasındaki bu fark ise sadece gelir düzeyini değil kültür düzeyini de ortaya koyar. Bu farka rağmen Osmanlı evinin toplumsal zümreler için ortak boyutlarından söz edilebilir. Bu da büyüklüğü değişebilen avlu ve bahçedir. “Avlu ve bahçe ailenin günlük işlerini rahat yapmasını sağlamak üzere dış dünyadan ayrılmış olarak yüksek ve kalın duvarlarla çevrilmiştir” (Tabakoğlu, 1992, s. 94).
Şehircilik uzmanları ve kent sosyologları kalın duvarlarla dışa kapanan evlerin bir avluyu öne çıkaran boyutunda İslâmî etkileri aramaktadırlar: “Kentin içinde çıkmazlarla sona eren karmaşık bir sokak ağı içine hapsolmuş, tamamen içe dönük, dışarıya tamamen kapalı ve içeriye sadece avluya açılan bu ev İslâmiyet’in toplumsal ve dinî özlemlerine uygundur.” Söz konusu özlemler ise şöyle irdelenir: “Ev sadece bir içe kapanma, bir bölünme olarak gerçekleştirilmiştir: Dışa kapalı olan ev, tam tersine, avluya ve böylece gökyüzüne tamamen açılmıştır; avlu (yerinde bir deyimle semavi avlu) böylelikle diğer insanlarla değil, evrenle iletişimi sağlamaktadır” (Abdel Nour, Types Architecturaux”83’den Raymond, s. 195).
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30.05.08, 00:48
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Çıkmaz Sokak
Osmanlı’da çıkmaz sokak kültürünün de İslâm etkisindeki aile mahremiyeti ve mâsuniyeti ile kuşkusuz doğrudan bir ilişkisi bulunmaktadır. Klâsik dönemin önde gelen İstanbul, Bursa, Halep, Kudüs, Şam, Kahire gibi şehirlerde böyle bir ev tipi doğal olarak aynı felsefeyi sokak ve mahalle kültürüne de yansıtmıştır. Bu olgunun daha karakteristik örneklerine sahip olan Osmanlı döneminin Arap kentleri için şöyle bir değerlendirme yapılmaktadır: “Herhangi bir Müslüman kentinin havadan çekilmiş bir fotoğrafı bir labirenti andırır. Önceden tasarlanmış bir plana uymak yerine, binalar, ulaşım yollarının ya etraflarından dolaşmasına ya da iyi kötü aralarından geçmeye uğraşmalarına sebep olmuşlardır. Sonuç, olağanüstü sayıda çıkmaz sokak ve düz bir hat izlediklerinde çok ender rastlanan sokak çizgileridir” (Le Tourneau, Les Villes Musul-manes, 20’den Raymond, s.128.).
Aileyi toplumun gözü önünden çeken dinsel inançlar böylelikle mimari tarzı da etkilemiş olmaktadır. Özel yaşamı dışarıyla yalıtan (soyutlayan) bu anlayışın Osmanlı’da da kabul gördüğü gözlenmektedir. Osmanlı evlerinde hayat adı verilen yine dış dünyayı tümüyle avluda düşünen bir mekan bulunur. “İki katlı evlerin ilk giriş katları bahçe duvarının devamı olup penceresiz yapılmıştır.” Kalın bahçe duvarıyla çevrili olan evlerin “alt katında samanlık, ahır, odunluk, kiler, ambar, aşhane, mutfak, kış odası, fırın damı; üst katta ise divanhane denen ana oda, harem yani iç oda, selamlık yani dış oda, kahve odası ve yaz odası bulunur. Evler cumbalıdır” (Doğu, 1999, s.20).
Kısaca Osmanlı evi iki bölümden meydana gelir: Haremlik ve selamlık. Şer’iyye sicillerinin verilerine göre Osmanlı evinin iç bölümleri şöyle bir ayrıntı ortaya koyar: “İki göz çatma ambar, tahta odunluk, tahta samanlık, bir bâb ahur, fırın damı, kiler, sagir aşhâne, hane-i matbah, tabbahâne, taşra oda, bir bâb kış evi, iki bâb fevkânî oda, fevkânî harem odası, bir bâb fevkânî kahve odası, divanhâne, yaz odası, baş oda, harem, üst kat sofası, mabeyn sofası, selamlık, aralık, hamam. Bu bölümlerin alt ve üst katlara dağılımı genellikle şu şekilde olmaktadır: Alt katta samanlık, ahur, kiler, ambar, aşhane-matbah ve bazen kış odası, fırın damı; üst katta ise divanhane yani baş oda, harem yani iç oda, selamlık yani dış taşra oda, kahve odası ve yaz odası bulunmaktadır” ( Ö. Demirel/ M, Tuş/ M. Gürbüz, 1992, s.705).
Evlerde katlar da dahil olmak üzere ev içi bölümlerin belirtilen ayrıntısı gelir düzeyi ve toplumsal kategorilerin niteliğine göre değişmektedir. Evin iç bölümlerinde toplumsal farklılığı aşan ortak birimler ise ocak, yüklük ve gömme dolapların varlığıdır.
Anadolu’daki evleri örnekleyebilecek özellikleriyle Bursa’yı çalışan Batılı bir yazar bu örnekten yola çıkarak şu genellemelerde bulunur (H.Viler, 1923, s. 190-191):
“Anadolu’daki Türk evleri çoğunlukla iki katlı olmak üzere inşâ edilmiştir. Bursa, kısmen yüksekçe bir tepenin yamacında konumlanmış olması itibariyle evlerinin birinci, ikinci katları, kuvvetli ahşap sütunlara istinat eder ve sütun aralıkları birer alt kat sayılırlar. Alt katın cadde tarafı tamamıyla kapalıdır. Sokak kapısından başka dışarıya hiç bir açıklık görülmez. Bursa’da hiç bir Türk evinin alt katta penceresi yoktur. Burası bahçe ve tarla alanını ve ev edevâtını (araç ve gereçlerini) muhafazaya mahsustur. Bir katın döşemesini, sert toprak üzerine muhtelif renkte ve serilmiş halı şeklinde kakma çakıl taşları teşkil eder. Türk mimarı, öteden beri inşâ ettiği ön tavan ve döşemesini yaparken hâne sahibinin ihtiyaçlarını nazar-ı dikkate almaya mecburdur. Alt katın açık ahşap duvarları ekseriya her hangi bir ziynetten âridir (dekorasyondan arınmış durumdadır). ...Alt kat kısmen taştan olup harice doğru daha ziyade çıkan cephesi mâil (eğimli) istinatlarla alt duvara bağlanmıştır. Dik bir tahta ile alt kattan asıl ikamet edilen kata çıkılır. Burası bir Bursa evinin planı kısmen selamlık yani kabul salonu olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu ayırım şarklıların öteden beri pek ciddi itina ettikleri bir şeydir.
Harem ekseriya evin en küçük kısmını ihtiva eder ve merdiven başından itibaren aynı girişe (medhale) sahiptir. Bursa’nın mevkii kısmen düz olmadığından burada bu husus için ayrı bir tarz nazar-ı dikkati celp eder: Bir katın arka araziye bakan kısmının yüksekliği ancak iki buçuk metre olduğu halde mukabil taraf bilakis yerden yükselir
Evlerin pencereleri inşâ edilirken Türklerin hayat-ı zevci yyette (evlilikte) telâkki ve itikadı nazar-ı dikkate alınmıştır. Katlar dahilden harici görmeğe tamamıyla müsaittir. Fakat dışarıdan geçenlerin nazarları içeriye nüfûz edemez. Avrupalıların anladığı ikâmetgâh taksimâtı Türklere tamamıyla meçhuldür. Bir çok pencereyi ihtiva eden bir divan!... Ekseriya gece istirahâtine tahsis edilen bu divanın mutlaka sabit bir dolabı mevcuttur. (...) Tavanlar bilhassa sanatlı ve ziynetlidir. Zaten öteden beri İslâm mimarisi tavan inşasına ve tezyînatına fazla ehemmiyet vermiştir.
Selâmlık Türk evlerinin yukarı katlarındadır. Bursa caddelerine dikkat edilirse ikinci katların daima alt kat duvarların üzerinde ileriye doğru çıkıntı teşkil ettiği görülür. (...) İlk sebep caddelerin mümkün olduğu kadar her tarafını görebilmek arzusundan iken ikinci sebep ise daha amelî (pratik) bir düşüncenin mahsulüdür. O da zeminden yükselen alt kat duvarının daima caddeyi takiben meyilli ve zâviyeli olduğundan bina cephesinin çarpık olmamasının teminidir. Eğer ön cephesi çok uzunsa ikinci kattaki odalar yek diğerini müteakip testere dişi gibi çıkıntılar arz ederler.
Selâmlık dairesi ekseriya bir kaç odadan mürekkeptir. Tarz-ı tertibi harem dairesininkine benzer. Her tarafa pencere bulunan bir divan olup muhtelif renge boyanmış sabit ve ahşap dolapları bulunur. (...) Harici pencereler alelâde tahta çerçeve ile sade eşkâli hâvidir. Hava almak için açıp kapamaya mahsus pencerelerin dahili kısmı yoktur, tek çerçevelidirler (...).”
Osmanlı ev mimarisi savunduğu aile değerleriyle uyumlu bir yapı ortaya koymuştur. Bir değerlendirmede olduğu gibi bu ev mimarisi tipi, “Müslüman yaşantısına ideal çerçevesini sunmuş gibidir. Aileye oluşturduğu kapalı ortamla, ataerkil aile kavramına doğallıkla uyum sağlamaktadır: Müslüman’ın özel yaşamını içine sarıp sarmaladığı gizemi beslemektedir. Zengin Müslüman konutlarının bile dış cepheleri sade, duvarları çıplaktır. Bu ev mimarisinin tüm ilgi alanı, içindeki boş mekandır. Avlu, konutun sanki temel parçasıdır” (George Marçais’den A. Raymond, s. 195).
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 30.05.08, 00:49
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Mahremiyet Kültürü: Sokak ve Mahalle
Çıkmaz sokakta belirginleşen mahremiyet kültürü aslında evin konumunda ve yapısında başlayan bu duyarlılığın sokak ve mahalleye yansıtılmasından ibarettir. Bu aslında evin şahsında ailevî bir duyarlılıktır. Bunun İslâm’ın bu yolda algılanmasından kaynaklandığı ise son derece açıktır. Dolayısıyla İslâm, “kadın mahremiyetini yalnızca fiziksel veya sözlü iletişimle değil, görme yoluyla dahi bozabilme olasılığını en aza indirgeyen katı ayırımcı kurallar getirir. Evlerin yapısı, kapı ve pencerelerin yerleri ve şekilleri, evler arasındaki uzaklık, bütün bunlar belli ölçüde ayırımcı yasalar ve normlardan kaynaklanırlar” Ze’evi, 2000, s. 19).
Osmanlı’da yerel yöneticiler dahil olmak üzere devletin bu duyarlılığı önemsediği ve garanti altına aldığı görülür. Yapılan yeni bir evin sokaktaki konumu, komşuların bu yeni konumdan olumsuz etkilenmeleri kadıların devlet adına müdahalesini ve denetimini gerektiren haller içine girmektedir. Bu çerçevede kadılar, “yeni açtırılan bir kapının mahremiyetini bozmadığından emin olmak için soruşturma yaptırır. Komşuların isteği üzerine, kötü durumdaki bir yapının bitişik evler açısından tehlike oluşturup oluşturmadığına bakar. Bir mahallede kurulması tasarlanan dikim atölyesinin gürültüye neden olacağı konusundaki şikayeti, soruşturma sonrasında reddeder”
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30.05.08, 00:50
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Toplumsal Bir Değer Olarak Komşuluk
Komşuları mahallenin mimari yapılanmasında dikkate alan bu anlayışın aslında komşuluğun kent kültüründeki kültürel önemiyle yakından ilgili olduğu ileri sürülebilir. Kentlerin Müslüman sakinlerinin göçmenlerin yerleşmeleri konusundaki tanıklığı, komşuluğu kültürel bir değer olarak görme ve değerlendirmenin bir ürünüdür. Bir göçmenin bir kentte kalıcı olarak oturabilmesi için klâsik dönemde on beş yıllık bir süre geçirmesi gerekmekteydi. Bunun sonunda durumunu belgeleyen yasal kanıtlara da ayrıca ihtiyaç vardı. Ancak komşularıyla iyi ilişkiler içinde olan göçmenlerin kendilerine olumlu tanıklık yapan iki Müslüman komşunun bu yoldaki ifadeleri doğrultusunda yasal süre ile yazılı kanıtlara gerek duyulmaksızın kalıcı olabilmekteydiler (Belirleme için bkz: Faroqhi, 2000, s.331).
Osmanlı aile değerlerinin başında gelen mahremiyetin yol açtığı içe dönük ev kültürü evin sade dekorasyonunda da kendini belli eder. Bu durum yabancı konukların ilk dikkatini çeken boyuttur: “Odalar sade olarak döşenmiştir. En itibarlı Türk evlerinde sadece bir kaç ayna görebildim. Kur’an insan sûretlerini gösteren tabloları Türklere yasaklamıştır. Bizdeki kağıt kaplama yerine onlar duvarlarını parlak yağlı boya ile boyatıyorlar. Ekseriya duvarlar çoğu evlerde beyazdır. Tavanlar tahta ile kaplı olup mavi, kırmızı ve sarıya boyanır. Odalar, insanın arkaya rahatça dayanabilmesi için üstünde iki veya üç sıra yastıklı alçak ve geniş sedirlerle donatılmıştır. Sedirlerin üstüne etrafı püsküllerle süslü ekseriya beyaz bir ipek konur”
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30.05.08, 00:51
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Mahallenin Yapısı ve Farklı Unsurlar
Ev ve sokak kültürünü oluşturan değerlerin mahallenin yapısında da işlevsel olduğu gözlenir. Mahalleler azınlıklar ve dinî cemaatler dışında toplumsal olarak eşitlikçi bir yerleşim özelliği gösterir. Osmanlı’da zımmîlerin ve özellikle de Yahudilerin kentlerin kendilerine ayrılan kesimlerinde yerleşmeleri geleneksel bir olaydır. Bu çok eski uygulama Osmanlı’da da Orhan Gazi zamanında Bursa’ya yerleşen Yahudilerin kendi istekleri üzerine başlamış ve artarak devam etmiştir. Bursa’nın fethini müteakip, “Bursa’daki Rumlar şehirde kalmak istemediler, Yahudiler bilakis orada kaldıktan başka komşu şehirlerin ‘hem-mezheplerini’ davet ve celp ve Bursa’da ‘Yahudi Mahallesi’ namıyla bir mahalle teşkil etmişlerdi”(Galanti, 1923, s.84).
Ünlü Osmanlı kentlerinde (İstanbul, Bağdat, Şam, Halep, Kudüs, Kahire vs) Yahudi, Hıristiyan ve Ermeni mahalleleri bulunmaktadır. Kuşkusuz bu uygulamanın benimsenmesinde azınlıkların bu yoldaki talepleri kadar siyasal iktidarların yönetimini kolaylaştıran pratik yararlar rol oynamıştır.
Mahalleler, kentlerin dokusal hücresini oluştururlar. Bu hücreler de genellikle aileler birbirlerini tanırlar. Yabancılar ise hemen çok çabuk fark edilir. Müslüman kenti olarak Kudüs’ü çalışan bir araştırmacı bu kentin “sokakları ve evleri, yabancısı olana uygun davranış şeklini gösteren uyarıcı işaretler (...)” (Ze’evi, 2000 s.19) taşıdığını öne sürerken muhtemeldir ki mahallenin sözü edilen sık dokusunu vurgulamaktadır. Böyle bir doku geleneksel Türk kentlerinin hemen tümüne hakim olan ve özünde dayanışma, mensubiyet ve biz bilinci olan komşuluğun yer aldığı bir toplumsal değer üzerinde şekillenmiştir.
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30.05.08, 00:52
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Mahalledeki Sosyal Kontrol
Mahalleyi ve mahalleliyi tâciz edecek, sıkıntıya sokacak her eylem mahallelinin ortak tepkisine neden olurdu. Mahalle sosyolojik anlamda kapalı bir toplumdu ve bu toplumda birine yapılan bir tecavüz bütün mahalleye yapılmış muamelesi görürdü. Bu çerçevede, “Mahallenin namusu”, “mahalle kabadayısı” gibi deyimlerin geleneksel Osmanlı’nın mahalle kültüründen intikal ettiği düşünülebilir. Osmanlı kentlerinde alkol içmekle ya da mahalle sakinleri hakkında dedikodu yapmakla suçlanan kişilerin mahalle ve semtlerden söz konusu duyarlıklar ve dayanışma ruhu ile atıldığı bilinen olaylardandır. Mahallenin bu yakın denetiminin mahalleleri bekarlar ve yabancılar için cazip olmaktan çıkarmaktaydı. Mahallenin sevinci de üzüntüsü de ortaktır. Bayramlar, düğünler, ölüm ve hastalıklar müşterek katılımlarla gerçekleşirdi.
Raymond, bazı Arap kentlerinde mahalleler arası çatışmalardan da söz etmektedir (Raymond, s. 216). Mahalle mâsuniyetine ilişkin bu duyarlılık İstanbul’da bilinen kuralların devreye girmesine neden olmuştur. Buna göre “İstanbul’da beş yıldan az oturmuş taşralılar memleketlerine geri gönderilir, bu süreyi doldurmuş olanların bir mahalleye yerleşebilmeleri içinse gene o mahalle halkından kefil istenirdi”
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 30.05.08, 00:53
Unrealseptic - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Genel Yönetici
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nereden: kocaeli
İletiler: 1.094
Ettiği Teşekkür: 1.075
704 tane iletisine 1.309 kere teşekkür edilmiş
Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Unrealseptic öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Korumacılığın Geleneksel Kent Kültüründen Çıkarılması Gereken Dersler

Mahallenin Temel Unsurları
Osmanlı mahallelerinin üç temel mimari öğesi vardır. Cami ve diğer dinî mekanlar, çarşı ve sivil konut. Gündelik hayat çıkmaz sokağın tamamladığı bu mimari ve kültürel mekanlarda geçer. Klâsik dönemde mahalleler Osmanlı toplumsal düzeninin de adeta bir yansımasıydı. Dolayısıyla henüz statü ve zümre farkları mahallenin bu yolda biçimlenmesinde etkili değildi. “Bir paşanın konağı karşısında küçük bir evkaf kâtibinin aşı boyalı küçük evi, ilmiyye ricâlinden bir efendinin kâşânesinin yanı başında mahalle su yolcusunun kulübesi bulunur, bütün insanlar her gün birbirleriyle karşılaşır, belirli bir sosyal dayanışma, saygı ve himaye kuralları içinde yaşarlardı” (Ortaylı, 1995, s.226).
Mahallenin gelişmesi şehrin gelişmesini sağlayan ve gösteren en önemli boyutlardır. Bu itibarla denilebilir ki bir çok toplumların şehirleri gibi “Türk şehirlerinin gelişmeleri de mahalleler aracılığıyla olmuştur. Mahalleler ya dinî bir yapının etrafında toplanma veya aynı meslekten olan zanaatkârların bir araya gelmeleri ya da aynı din, mezhep ve ırktan olanların bir arada yaşama arzuları sonucunda teşekkül etmiştir”

» Nüve Forum » akademik » Mimarlık Fakültesi » Mimarlık Bölümü » Mimarlık ve Tasarım Tarihi
__________________


"Just My Imagination"
' Very Special Thanks To Pain'
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar