Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > Mimarlık Fakültesi > Mimarlık Bölümü > İnsan ve Çevre İlişkileri > Ütopik Bilincin Kutsaldan Profana Önlenemez Özgürleşmesi

İnsan ve Çevre İlişkileri hakkinda Ütopik Bilincin Kutsaldan Profana Önlenemez Özgürleşmesi ile ilgili bilgiler


[coverattach=1] Thomas More'un, hayali kral Utopos'un hayali ülkesine verdiği isim olan Ütopya, kültür alanında ileriye dönük ve gerçekleşmesi hem olanaksız hem de zaten umut edilmeyen düşsel fikirleri tanımlayan, gündelik dilde

Like Tree1Likes
  • 1 Post By kanlica

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.03.11, 09:34
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Ütopik Bilincin Kutsaldan Profana Önlenemez Özgürleşmesi

[coverattach=1] Thomas More'un, hayali kral Utopos'un hayali ülkesine verdiği isim olan Ütopya, kültür alanında ileriye dönük ve gerçekleşmesi hem olanaksız hem de zaten umut edilmeyen düşsel fikirleri tanımlayan, gündelik dilde ve tutucu çevrelerde ise boş düşünceleri, saçma lafları ima eden küçümseyici bir sözcük olarak yerleşti. Thomas More başyapıtı Utopya'yı 1516 yılında, latince olarak, yazdı. More bu eleştiri kitabını, şaka unsurları ile süslemek ve de kralın öfkesinden sıyrılmak için, Abraxa kralına Yunanca bir isim, "Oı3 Tonos", Utopos adım vermişti. Franco Borsi'ye göre, aslında More bu adı çokanlamlı bir kavram çağrıştırmak için özellikle seçmiş olabilirdi. Zira eğer "***8364;u Tonos", Evtopos sözcüğünü yeğleseydi, kralın adı "Güzel", "Gutonia", Evtopya, da Güzelyer, Şirinyer anlamına gelecekti, bu çağrışımları gidermek için aslında sarih olarak "atonos", Atopos, Atopya sözcüklerini seçmiş olması gerekirdi. Yirminci yüzyılda ütopya, düşünce ortamında kendi antitezi, "anti-utopyaya", karşı ütopyaya, dystopyaya dönüştü. Ünlü Mimar Gio Ponti'ye göre, mimarlık "gerçekleştirilebilen bir düşünce"dir, ütopya mimarlığının ütopya özelliği, gerçekleştirilebilen uygulamalar alanı dışında kalmasıdır. KUTSAL ve PROF AN MEKAN, ZAMAN kavramı mimarlık ve ütopya tarihini çok yakından etkiledi. Her toplum kendi toplumsal mekanını ve bu arada zamanını üretti. Mekan bir taraftan temsil edilirken diğer taraftan da temsil mekana yansıdı. Geleneksel toplumların karakterlerindeki belirginlik, yerleştikleri kutsal bölgenin çevresindeki tammlayamadıkları bölge ile zıtlaşmalarıdır. İnsan zekası kutsal olmayan çevreyi, doğayı, dünyayı çok yeni çözümledi. Zaman, arkaik ve kutsal inançlı toplumlarda yenilenme olanağı bulunan bir algılamadır. Dinsel olmayan insan için, zamanın kendi varoluşu ile bağımlı bir boyutu, kendisi için bir başlangıcı ve ölümüyle biten bir de sonu vardır, geçmiş tarihten ibarettir, gelecek, umutların, düşlerin, ütopyaların alanıdır.

Thomas More wrote his masterpiece Utopia, which was the name of the imaginary country of the imaginary king Utopos (abscent), in 1516, in latin. Since then, Utopia became a word that defines, visionary and irrational ideas in the intellectual environment, and despised empty thoughts in the casual language. More gave the Abraxa king a Greek name "06 Tonos", Utopos, to decorate this criticism book with humour and to avoid the king's rage. According to, Franco Borsi, infact More could have especially chosen this name to envoke a polysemous concept. Because if he had chosen the word "£u Tonos", Evtopos, the king's name would become "beautiful", and the Evtopya would be "the beautiful land, place". To avoid these different meanings he should have clearly chosen the words "atonos", Atopos, Atopya. In the 20th century, Utopia, in the intellectal environment turned into its own antithesis, "anti-utopia", de-utopia, dystopia. According to the famous architect Gio Ponti, architecture is a "thought which could be realized", the 'utopia' character of the Utopia architecture is that it's outside the area of realization. The sacred and profane space and time concepts have influenced the architecture and the Utopia history closely. Every community produced its own public space and time. While the space was being represented, the representation itself reflected to the space. The characteristic of the traditional communities', is the opposition with the environment around the sacred area they settled onto. The human mind has just recently analized the profane environment, nature and the earth. Time is a perception in the archaic and sacred communities, which you can renew. But for the profane human, time has a dimension related to its own existence, and he/she has a beginning and an end with his/her death, past is history, future is the area of hopes, dreams and Utopias.

Ütopya
Rönesans düşünürü Thomas More'un, zamanımızdan beş yüzyıl önce yazdığı kitapta, hayali kral Utopos'un hayali ülkesine verdiği isim olan Ütopya, günümüzde birçok dile, kültür alanında konuşma diline göre daha olumlu anlamda, ileriye dönük ve gerçekleşmesi hem olanaksız hem de zaten umut edilmeyen düşsel fikirleri tanımlayan, gündelik dilde ve tutucu çevrelerde ise boş düşünceleri, saçma lafları ima eden küçümseyici bir sözcük olarak yerleşti. Mannheim'a göre, en basite indirgendiğinde eski saf ve henüz cesaretini kaybetmemiş "ileri düzeyde düş kurma" yeteneğini edinmemiş insan, sadece fikirlerle ilgili içeriksel değerlere bağlı yaşarken, biz bu fikirleri giderek artan bir şekilde ve eğilimsel olarak ütopyalar ve ideolojiler olarak algılarız [1],
Gelecek için henüz fikirleri olmayan ve plan yapamayan, zaten en çok 20 kişilik gruplar halinde örgütlenebilerek yaşamlarını sürdüren, ömürleri otuzlu yaşlarında sona eren avcı - toplayıcı insanlar sevgi, şefkat, zorbalık ve düşmanlık kavramlarını, sınırlarını ne düzeyde belirledikleri bir yana, günümüzden birkaç yüz bin yıl önceleri yaşamlarını kolaylaştırmak için taş avadanlıklar üretmeye ve çakıllara sanatsal izler işlemeye başlamışlardı. Yüz bin yıl kadar önce, konuşmayı becerdikleri sanılan ama kutsallığı henüz keşfetmemiş bu insanların doğum ve ölümü, ana, baba, kardeşlik ve dostluk kavramlarını hangi düzeyde anladıklarını bilemesek de, hayal kurma yeteneklerinin gelişmeye başladığını, güvenli bir ortamda, barınakta yaşamak, aç kalmadan beslenmek, düşman ve yırtıcı hayvanlar tarafından avlanmak yerine onları avlamak ve hayatta kalmak, içgüdüsel de olsa üremek, deneyimlerini çevresindekilere aktarmak gibi kısa vadeli amaçlar edindiklerini düşünebiliriz.
Günümüzden otuz bin yıl kadar önce bazı yetenekli insanlar, Mannheim'ın " ütopik bilinç çevrelediği varoluşla upuygunluk içinde olmayan bir bilinçtir" tanımlamasını adeta önsezisel keşfettiler. Olağanın dışına çıkarak gerçek sanat eserleri yarattılar. Becerikli ustalar yaşamsal önemi olan balta, ok ucu ve benzeri avadanlıklar üretirken, içlerinden biri kendini onların dışında tutup düş alemine dalarak, Willendorf Venüs'ünü yontmayı başardı, o günlerde ya çok alkışlandı ya da aylakların önde geleni ilan edildi. Ama bugün sanat tarihine ilk taş kadın heykelciği yaratan adsız sanatçı olarak geçti. Heykelcikleri, gravürü keşfeden insan artık doğanın renklerini eserlerine aktarabilmeyi düşlemektedir. Önce boya keşfedildi, sonra günümüzden on beş bin yıl kadar önce, Fransa Lascaux'da ve İspanya Altamira'da ilk kutsal törenler için toplanılan mağaralarda duvarlar, tavanlar, sanatkarların, şamanların önderliğinde renkli hayvan resimleri ve bugün henüz tanımlayamadığımız bazı geometrik desenlerle bezendi, yaklaşık iki bin yıl kadar, gelecek nesillere bilgi aktarımına çalışıldı. Konuşmayı geliştiren, sanat eserleri üreten, çocuklarını eğitmeye başlayan ve göçebelikte küçük toplulukların örgütlenmesini başaran atalarımızın yeni düşü, ütopyası, avcı- toplayıcılıktan tarıma ve evcil hayvancılığa geçerek yerleşik düzen kurmak olacaktı. İsa'dan önce yedi binli yıllarda mimarlık hızla değişti, Anadolu'da dünyanın en kalabalık, beş bin kişilik, surlarla korunmaya gerek görünmeyen süper güç kenti Çatalhövük, Filistin'de de surlu ve gözetleme kuleli, belki de bir ileri karakol yerleşimi Eriha (Jericho) kuruldu.
Yeni hayal, konuşmaların kayda geçirilmesi olmalıydı. Lascaux mağarası duvarlarındaki geometrik desenler İsa'dan önce üçüncü bin yıl içinde, Mısır'da hieroglif, Sümer'de çivi yazısı olarak ortaya çıktı, takvim keşfedildi. Efsaneler ve yasalar yazıya döküldü, gökyüzü, yer ve yeraltı tanrıları belirlendi, tanrısal ilişkiler, aile, arkadaş-kardeşlik, yaratılış, ölüm ve öteki dünya, ebedi hayat arayışı dile getirildi. Geleceğin planlanması kavramı için her ne kadar Platon, Utopya'nın kaleme alınması için Amerika'nın keşfi, Rönesans ve Thomas More beklenecek olsa da, utopya'nın temelleri bir anlamda Sümer Gılgamış Efsaneleri ile atıldı. Bu kaynaklardan esinlenen İbrahim Peygamber öyküsünde, Tanrı'nın yaşlı ve çocuğu da bulunmayan İbrahim'in soyuna kutsal Filistin topraklarını vaad etmesi, onun da yahudi eşinden ve arap cariyesinden birer çocuk sahibi olmasından sonra soyunun da, bu topraklarda hak iddia etmesi ile, etkileri günümüzde de süren bir dinsel-bölgesel yerleşim ütopyası ortaya çıktı.
Thomas More başyapıtı Utopya'yı 1516 yılında, kralı kızdırmamak için latince olarak, sözümona Amerigo Vespucci'nin bir gemicisi Raphael'in anlattıklarına göre yazdı, eser iki yıl sonra İngilizce'ye çevrildi. Olaylar ana kıtaya on beş millik bir kıstakla bağlı hayali Abraxa yarımadasında geçiyordu. More bu eleştiri kitabını, şaka unsurları ile süslemek ve de kralın öfkesinden sıyrılmak için, Abraxa kralına Yunanca bir isim, "Ov Tonos", Utopos adını vermişti. Yunancada "06" , olumsuzluk ön eki, mevcut anlamındaki Tonos ile bir araya gelince, kralın adı, namevcut, anlamını alıyordu.
Halkın ve kralın işbirliği ile, ana kıtaya bağlı kıstak kazılıp yok edilince ülke bağımsız bir adaya dönüştürüldü. Utopos'un ülkesi olarak Ütopya adını aldı, eğitim gelişti, herkese iş bulundu, konutlar bir örnek ve konforlu inşa edildi, ada imar edildi ve halk böylelikle refaha erişti. Franco Borsi'ye göre, aslında More bu adı çokanlamlı bir kavram çağrıştırmak için özellikle seçmiş olabilirdi. Zira eğer "Cu Tonos", Evtopos sözcüğünü yeğleseydi, kralın adı "Güzel", "Gutonia", Evtopya, da Güzelyer, Şirinyer anlamına gelecekti, bu çağrışımları gidermek için aslında sarih olarak "atonos", Atopos, Atopya sözcüklerini seçmiş olması gerekirdi [2],
Adı 1516'da konmuş olsa bile, mimarlıkta planlama ve ütopya kavramı günümüzden yirmi beş yüzyıl önce Platon ile, Milet'li Hippodamos' un attığı temeller üstüne kurularak başladı, dinsel yönden idört bin yıllık geçmişi olan bu düşünce, Rönesans ile canlandı, on sekizinci yüzyılda doruğuna ulaştı. Elbette ki, ütopya, ütopik sözcükleri, More'dan hemen sonra, günümüzde kullanılan anlamda ve düşsel varoluş biçimlerini tanımlamak için bugün yararlandığımız biçimde kullanılmaya başlanmadı. Rönesans'tan günümüze kadar, toplumu daha güvenli bir gelecek ve mutluluğa taşımak amacıyla, bir çok dalda yazınsal ve tasarımsal yapıtlar üretildi. Yirminci yüzyılda ütopya, düşünce ortamında kendi antitezi, "anti- utopyaya", karşı ütopyaya, dystopyaya dönüştü. Rus Zamyat'in 1920'deki "Biz ötekileri"i İngiliz Huxley'in 1923' teki "Dünyaların En İyisi" ve yine İngiliz Orwell'in 1949'da yayımlanan "1984" isimli romanlarında, bilim kurgu aracılığıyla, ileri, özellikle teknolojik güçlere sahip devletin, katı,acımasız, sınıfsal farklılıklar içinde, bireyin toplum içinde eritilmesini ve zayıflatılmasını anlatması denendi.
Orwell, "1984"ün toplumunun bireylerinin iktidara bağlılığını ve baş yöneticiye, "Big Brother'" a sevgilerini, "hayali düşman"a karşı bir dakikalık "Nefret duruşları" ile simgeledi. "Big Brother" her yerdedir, dışarıda ve içeridedir, buzlu ekrandan hem konuşur, hem görünür, hem görür, "mutlak" olarak sayılmalı ve sevilmelidir. Kurallara uymayanlar, başkaldırıcılar yenilmeye mahkumdur ve basitçe buharlaştırılırlar [3], Günümüzde neredeyse distopyalar bile gerçekleşti, Londra'nın her köşesine Big Brother gözleri takıldı.
Amerikalı yazar Robert Silverberg'in [4] 1971'de yayımlanan "The World inside", 1974 deki Fransızca çevirisi "Les Monades Urbaines", 2381 yılının toplumsal düzenini betimler. Yeryüzü yetmiş milyar nüfusa ulaşmış ve düstur "artınız ve çoğalınız" olmuştur. İnsanların tüm yaşamları, (konut,iş, ticaret,eğitim,tedavi,eğlence) bin katlı birim kulelerde, "monadlarda" sınırlanmıştır. Bir monadda yaklaşık bir milyon kişi yaşar., katlar eski dünyanın ünlü kent adlarıyla anılır. İnsanlar bin katlı dikey kentlerini kesinlikle terk edemedikleri gibi, katı hierarşi düzeni içinde yerleştikleri binalarında katlar arasında zaman zaman, "mutlak cinsel özgürlükleri nedeniyle", geceleri cinsel birleşme için yer değiştirebilirler. Bu "homo urbmonodis"ler, ütopyada, tıklım tıkışlıkta, mutlulukta yaşarken, heyecan, helecan, kıskançlık bilmezler. Kulelerin çevresindeki tarım arazisinde kocaman robotlar çalışır, doğa ancak pencerelerden izlenir. Bu yaşam düzeninden kuşku duyanlar hastadır. Hastalar özel yöntemlerle tedavi edilir, iyileşmeyenlerin sonu yok edilmektir. Bir gün, elektronikçi Mikael doğayı tadmak için kaçacak, tarihçi Jason'da kıskançlığı keşfedecektir.
Ütopya sözcüğü, başlangıçtaki çokanlamlılık kaderini günümüzde daha da esnek ve muğlak olarak sürdürmektedir. Ütopya sözcüğü kültür alanında seçkin ve kompleks bir yer edinmiştir. Bu alanda hayal gücü, imgesellik, vizyon, ideal hatta ideoloji kavramları ile bazen karmaşık, bazen eşanlamlı bazen de karşıt anlamlı anılırken, gündelik dilde kullanımı çok daha kaypaktır. Kurulu düzen dışında hayal kurmanın ve gerçekçiliğin edepsizlik olarak algılandığı tutucu kesimler için ütopya, zararlı ve boş düşünceler, zaman kaybına yol açan saçma sözlerdir.
İdeal ütopyanın gerçeğe karşı gelerek ya da gerçeğin içine yol gösterici ve akıl yürütücü bir güç gibi katılarak birleştirime, uzlaştırma görevi üstlenen bir özelliğidir [2], Tarihsel olarak içinde bulunulan düzen Topya kabul edilirse, idealler devrimci bir işlev amaçlandıkları zaman ütopyaya dönüşürler [1]. Bir fikrin geliştirilerek en üst düzeye vardırılması ile gerçekleştirilen tasarım ve üretim ütopya değildir, olsa olsa çok başarılı ama ütopik özelliği olmayan bir yapıt elde edilir.
Ütopya ile bağdaşmayan ama bazen birlikte anılan ideoloji sözcüğü, ilk defa 1800'lerin başlarında, Fransız Enstitüsü (Institut de France ) üyesi Destutt de Tracy ve yandaşları tarafından, bütün diğer bilimlere zemin olacak, düşüncelerin rasyonel bir yöntemle araştırılmasını sağlayacak, yeni bir felsefi- bilimsel bir kavram, idealar (düşünceler) öğretisi adı olarak önerildi [5]. Önceleri olumlu ve ilerici bir anlam taşıyan bu kavramı, Napoleon küçümsemekle kalmayıp olumsuz bir içerik te yükledi.
Fransa'nın o dönemdeki başarısızlıklarının nedenini karanlık metafizikçilere bağlarken, kendine muhalif aydınları da ideologlar olarak adlandırdı. Bundan böyle ideoloji artık gerçekliği ararken yanlış bigi ve kuramları tanımlayan zararlı bir kavram, ideologlar da din ve devlet düşmanları damgası yediler. İdeoloji kavramı Karl Marx sayesinde günümüzdeki yaygınlığına kavuştu. Pratiğe yönelik düşünceler olan ve her toplumsal tabaka tarafından üretilebilen ideolojiler genelde egemen sınıfın ve kimi (bazı) fikir adamlarının, toplumsal ve ekonomik çarpıklıkları, çelişkileri izleyerek olmasına inandıkları düzeni ve benimsenecek düşünceleri halka dayatmalarıdır. Ortama uyum sağlamayı ve güvenli bir geleceği hedefleyen kesimler de ister istemez açık veya üstü örtülü bir ideolojiye yanaşırlar ve desteklerler. Her siyasal program, yüksek dozda ideolojiye gerek duyar [5], İdeolojiler tarihin itici gücüdürler [5], ama bilimden uzaklaşarak kişileri, toplumu özgür ve özerk olduklarına inandırmaya çalışırlar [5].
Mannheim'a göre ideolojiler, temelde bilinçli ya da yanılgılı veya özellikle çarpıtılmış fikirlere dayanarak, egemen sınıfın ve iktidarın yasallaştırılmasını, hatta ilah önderler yaratılmasını desteklerler. Ütopyalar ise muhalif ve ezilen kesimlerin ideolojilere karşı oluşan tepkileridir. Ütopyalar içinde bulunulan statükoyu yadsıyıp parçalayarak aşkın (transandantal) bir düzeni amaçladıklarından ötürü ideolojilerden ayrılırlar [5]. İdeolojinin gerileyişi belli kesimlerde kriz yaratır ve hesaplaşmalara neden olurken, ütopyanın insan zihninden silinmesiyle, utopyasız ve durağan bir toplum "daha çok şey" kaybeder [5], Fransız düşünür Lefebvre için ise eskimiş damgası yemiş ideoloji düşüşünü sürdürmektedir. Bu kavram gerçekte açıklığa hiç ulaşamadı, marksist ideoloji, devrimci ideoloji, milliyetçi ideoloji, burjuva ideolojisi gibi tanımlarla abartıldı, ideolojiler günümüzde, olumlu anlamda artık bir fikrin mantığı olarak kabul edilmelidir. Lefebvre'nin Marx' tan aktardığına göre de bilginin kapitalist üretim biçiminden sonra üretici güç olmasıyla ideoloji-bilgi oranı değişti, bilgi ideolojinin rolünü üstlendi, ideoloji de artık "kültür" ve "değerler" ile değil, retorik ve dayatma ile belirginleşti [6].
Gerek ideoloji gerekse ütopya düşüncesi gerçeğin bulunmasını hedeflediğinden verimli bir kuşkunun unsurları olarak tanımlansalar da bu iki anlayışın taraftarları kendi bakış açıları doğrultusunda karşıt görüşü ütopya veya ideoloji olarak kabul ettiler. Bu arada ütopyalar da haketmedikleri halde, hiçbir zaman gerçekleşemez fikirler olarak kamuoyundaki yaygın anlamına büründü. Aslında bir ütopya düşüncesi ya bilinçli seçim ya da yanılgı nedeniyle uygulanamaz, zira tasarımın gerçekleşmemesi zaten daha baştan öngörülmüştür veya kurguların durum ve riskleri dikkate alınmamış, ekonomik veriler gözetilmemiştir, içinde bulunulan ortamda sonuç almak olanaksızdır. Güncel sorunlar kesinlikle ütopya düşüncesi içinde çözümlenemez, ütopik bilinç ancak ütopya yaratmak için kullanılabilir.
Genelde barışsever amaç güden, geleneksel kurumları ve insanlığı güvenli, mutlu bir geleceğe taşımayı hedefleyen ütopya, tarihsel gelişimi ve kuramsal kurgusu bakımından bilimsel olarak tek bir öğreti dalına ait değildir. Yüzyıllardan beri süregelen ütopya düşüncesi, felsefe, toplumsal, siyasal ve fen bilimleri, mimarlık, şehircilik, bilimkurgu gibi birçok bilim dalı içinde yer almaktadır. Bu alanların her birinde özellikli bir bölge, zaman zaman genleşerek mevcut varoluştan, topyadan ayrılarak bir ütopyaya doğru yükselir, kuvvet ve canlılık edinir. Başka dönemlerde aksine daralır ve yok olmaya yaklaşır, topyaya dönüşür. Yaşam düzeyi ütopya ve devrimle gelişir, Borsi'ye göre ütopya tarihi, "düş kırıklığı ile sonuçlanan ama ısrarlı bir umut tarihi" olarak tanımlanabilir. Ütopya, insan düşünce evriminin ayrılmaz bir bölümüdür, günümüz ütopyaları geleceğin gerçeklerine dönüşebilir, Lamartine için ütopyalar erken doğmuş gerçeklerdir.
Jean Servier"ye göre ilk geleneksel ve kutsal kent evrenin efsanelerden kaynaklanan düzenine uygun olarak kurulmasına, adaklarla, törenlerle kutsanmasına karşın, zaman içinde bozulmaktan kurtulamamıştı. Rönesans hümanistleri ve Aydınlanma Çağı düşünürleri, halkın umutla beklediği, eşitlikçi dingin kenti gözardı ederek, kendi gibilerinin "aydın" önderleri oldukları kenti ve düzeni düşlediler. Servier için ütopya, toplumsal bir sınıfın, kişinin özgür iradesi ve kozmik ilişkiler ağı ve yasaklamalar içinde sınırlanmayı gönül rahatlığı ile kabul ettiği geleneksel kentin katı strüktürlerini- ana kucağının dinginliğini- yeniden bulmanın derin arzusunun düşsel simgelerle betimlendiği tepki ve planlı bir geleceğin güven verici öngörüsüdür [7].
Lefebvre için ütopya sözel boşluktaki fıktif kurgu, atopi de sadece toplumsal boşluğu açığa çıkarmak için somut mekanın ortadan kaldırılmasıdır [6]. Droysen'e göre,insanlar durumları yeni düşüncelere, düşünceleri ise yeni durumlara dönüştürmelidirler [1],
Mimarlık, gelişim sürecinde, bazen sadece teknolojik deneyimlere bağlı kaldı, zaman zaman da efsaneler ve ütopyalarla kader birliği yaparcasına yanyana hatta iç içe yol aldı. Ütopyanın saf ve soyut kavramının anlam karmaşasına yol açmasını engellemek için, ütopya alanının daha iyi bir toplum ve ümit dünyası yaratmak hedefi doğrultusunda sadece kuram, düşünsel kurgu, yazınsal ve sanatsal sınırlar içinde tutulması daha olumludur. Mimarlık alanında yer alan ütopyaların da, içinde bulunulan sorun ve mutsuzlukları gidermek doğrultusunda, olanaklı bir gelecek veya olanaksız bir geçmişte yer alan idealler içinde ve düş dünyasında belirli parçalar halinde tasarlanması gerekir.
Ütopyalar, insanların örgütlü ve mutlu olarak yaşamalarını amaçlarken, mimarlık da bu soyut kavramı somutlaştırmaya çabaladı. Ancak utopyacılar mimarlık ilkelerini kurmaya, tanımlamaya heveslenirken yetersiz mimarlık bilgilerinden ötürü çok kez ilkel ve çocuksu tasarımlar önererek başarısız oldular. Mimarlar da bazen iyi niyetli ama toplumsal yönleri hafif kalan, genellikle kitlesel görünümlü ütopyalar tasarladılar. Utopyacılar kusursuz toplumsal ve siyasal tasarımlarını mekana basit düzenler halinde yansıttılar, ama amaçladıkları doğal canlılığı ve mutluluğu yakalayamadılar. Hatta, örneğin ortaçağdaki sınıf farklılıkları, yapısal ve ekonomik dengesizlikler, sıhhi koşullardaki yetersizlikler ütopya hedeflerinin aksine ölçütler oluştururken, kentler yine de canlı, renkli, keyifle yaşanabilen mekan özellikleri taşımaktaydı. Ütopik bir kent tasarlamak için yeterli veri olmadığı için, sadece düzen, akılcılık ve kurallar ile de insanları mutlu edecek kent betimlenemediğinden, sonuçların istemeyerek de olsa bir toplama kampına benzediği durumlar da ortaya çıktı. Öte yandan mimarların tasarımlarındaki ütopya bölümleri, toplumdaki olumsuzlukların ve yetersiz yaşama koşullarının giderilmesi, mutluluk ve eşitlik arayışı gibi ütopya hedeflerinden uzaklaşabildi. Kimi mimarlar da, toplumsal kurguların, insan ilişkilerinin, kurumların niceliklerinden çok nitelikleri ile ilgilendiler; sayısal veri ve kararlar, kocamanlıklar öncelik kazandı, makine kentler ve konutlar önerildi. Mimarların ütopyaları bazen gerçekten teknik olasılıklar ve uygulanabilirlikler dikkate alınmadan bir kuramın genleştirilmesiyle yaratılan, biçimsel, yapay, medyatik öneriler oldular.
Ünlü Mimar Gio Ponti'ye göre, mimarlık "gerçekleştirilebilen bir düşünce"dir, ütopya mimarlığının ütopya özelliği, gerçekleştirilebilen uygulamalar alanı dışında kalmasıdır. Bu bir (imgesel),vizyoner (gengörümsel) mimarlıktır ve aslında "gerçekten" kaçışı da tam sağlamamaktadır. Aksine buruklukla yadsıdığı bu gerçek içinde tarihe iz bırakmak gibi kurtarıcı bir işlevi vardır. Ütopya mimarlığı, hiç kuşkusuz ütopya tarihine ait değildir, mimarlık gibi, mimarlık tarihine aittir [2],
Aslında geçmişin ütopya toplumlarının özellikleri yeni dünya düzenine göre olumsuzluklarla yüklüdür. O zamanki dar alanda tecrit ve sınırlı değiş-tokuş giderek yaygın iletişim ve serbest alışveriş ortamına dönüştü, aile yapısı, kurumlar, özgürlükler ve uyum kavramları değişti, Dünyadaki genel ve teknolojik iletişim sistemindeki gelişmeler gerçek zamanda haberleşmeyi sağladı, mimarlıkta ise, yüzlerce yıl önce ütopya olarak kabul edilen tasarımlar birbiri ardına gerçekleşti, ondokuzuncu yüzyıl sonu ütopyaları uygulanmak için yarım yüzyıl beklerken bu süre giderek daha da kısaldı. Yeni ütopyalar, aslında ütopya kavramı ile çelişerek neredeyse tasarım süreci sonunda uygulandı. Günümüzde mimarlar yeni ve gerçek ütopyalar üretmekte gecikirlerse, kuşkusuz bu alan başka disiplinler, bilgisayarda sanal mekan üretimleri, sinema,görsel sanatlar tarafından doldurulacaktır.

Mustafa DEMİRKAN
İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Istunbul Kültür Üniversitesi, 34156 Ataköy /İstunbul
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg utopia-more.jpg (41,1 KB (Kilobyte), 0x kez indirilmiştir)
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 41.pdf (1,52 MB (Megabyte), 0x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
bilincin, kutsaldan, önlenemez, özgürleşmesi, profana, ütopik

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 14:40 .