iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:28 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » akademik » Mimarlık Fakültesi » Mimarlık Bölümü » İnsan ve Çevre İlişkileri » Yaşayan Kent: Sokaklar ve Kafeler ile kültür ve topluluk-Araştırma ve Analiz Raporu

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.01.08, 08:13
Standart Yaşayan Kent: Sokaklar ve Kafeler ile kültür ve topluluk-Araştırma ve Analiz Raporu

23.01.08, 08:13



Araştırma Konusu : Yaşayan Kent: Sokaklar ve Kafeler
Amaç : Kafelerin sokaklara açılan kısmının analizinin yapılması, sokakların kafelere etkileri, birbirleriyle olan ilişkileri, sokaklardaki kafe kültürünün incelenmesi ve bu bağlamda yaşayan kent, kültür ve topluluk psikolojisinin ele alınması.

Konu Başlıkları

1 Kültür ve Sokaklar
llll1-2 Arjantin Caddesi
llll1-3 Tunalı Hilmi Caddesi
llll1-4 7. Cadde
llll1-5 Yüksel Caddesi
llll1-6 İnceleme Sonuçları
2 Kentsel Ekoloji ve Psikoloji
3 Bir Tasarım Olarak Kent
4 Sonuç
5 Kaynakça


GİRİŞ



İnsanın yaşamında (kendisi fark edemese de) sokaklar vazgeçilmez bir konumda yer alır. Her gün farkında olmadan geçilen sokaklar, caddeler, yollar, kent mobilyaları insanın belleğinde her gün yenilenen imgeler yaratır. İnsanın mutlaka ulaşması gerekli olan eve (onun korunağı, yuvası) her zaman belli yollardan sokaklardan geçerek ulaşılır. Dolayısıyla, farkında olmaksızın (bilinçaltının tereddütsüz farkında olmasına rağmen) , evlerden sonra, en çok yaşanılan mekan sokaklardır.

Sokaklar günümüz hayatında, günlük hareket, stres, insan kalabalığı içinde; insan belleğiyle birebir etkileşim içinde yer almasına rağmen (psikolojik, fizyolojik, sosyolojik anlamda) , insanların kendilerine ait olduğunu hissetmedikleri, “yaşayamadıkları” mekanlar olarak varoluyor. Yaşanamayan sokaklar ancak insanların fizyolojik ihtiyaçlarını (yemek, içmek, dinlenmek, vb) karşılamaya başladığı zaman “yaşanılır mekanlar”a dönüşmeye başlıyor. Fizyolojik ihtiyaçlarıyla birlikte, psikolojik, (mutlu olmaları, kendilerini güvende hissetmeleri, rahat olmaları, vb) sosyolojik ve kültürel olarak ( kendilerini ait hissetmeleri, mekanın onlar için anlam taşıması, başka insanlarla birlikte olmaktan mutlu olmaları, vb) inanların yaşantısını tatmin etmeye başlamasıyla sokaklar yaşanılır oluyor. Kesin olarak yaşanılan sokaklarsa; kafelerin kendi kabuklarından çıkarak, sokaklara taşmasıyla oluşuyor. Bu anlamda kafelerin, sokakların yaşanırlığına birebir etki ettiği kabul edilebilir.

Kafeler sokaktan geçen herhangi biri için sadece kısa bir süreliğine uğrama ve ihtiyaç giderme mekanı olarak kalabilir. Bu durum kafenin sokakla (iç mekanın- dış mekanla) doğru etkileşimi yakalamamasından kaynaklanır. Böyle sokakların yaşanan bir mekana dönüşmesi zordur. Yaşanan sokaklar, kafeyle sokak arasındaki atmosferin bütünlüğüyle olur. Bir kafeyi kullanacağımız zaman sokaktan farklı bir yerde olduğumuzu hissetmemeliyiz. Aksine kafede oturup çayımızı içerken, sokağın farkına varmalıyız, sokağın içinde onun bir parçası oluşumuzu hissetmeliyiz (ya da onun bizim bir parçamız olduğunu), çevremizi gözlemlerken kafe ve sokak birbiriyle o kadar bağlantılı olmalı ki, sokağın o kafe olmadan bir anlam taşımayacağını ya da o kafenin o sokaktan başka bir yerde yer almasıyla tüm özelliğini kaybedeceğini bilmeliyiz. Böyle sokaklar yaşanan mekanlardır, kafeler de onların yaşanırlığını oluşturan parçalar. Biri olmadan diğeri olamaz…

Bu araştırma konusu çerçevesinde çevre ve davranış etkilerinin aşağıdaki üç soru bağlamında ele alınması gerektiğini düşünüyorum:

1-) İnsanoğlunun (türlerin bir üyesi olarak, bireyler olarak ve çeşitli grupların üyesi olarak) bio-sosyal, psikolojik ve kültürel hangi karakteristikleri inşa edilmiş çevrenin hangi karakteristiklerini etkiler?
2-) Hangi koşullar altında hangi çevrenin hangi görünüşü, hangi insan grubunu, hangi ölçüde ve ne zaman ve niçin etkiler?
3-) İnsan ile çevre arasında bu iki yönlü iletişim varsa, bunları birbirine bağlayan mekanizmalar nelerdir?
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi

Konu icmimar tarafından (23.01.08 saat 08:28 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 23.01.08, 08:13
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Kültür ve Sokaklar

1-) KÜLTÜR VE SOKAKLAR

Gerçekliğin yasaları ve bunların geçirdiği değişimler insan yaratısının yapısını oluşturur. Şehir biliminin bu temel sorunlarını örgütlemek ve düzenlemek, bu çalışmanın amacını oluşturuyor. Bu sorunları bütünsellikleri içinde, bütün sonuçlarıyla incelemek, şehir bilimini, daha geniş bir küme oluşturan insan bilimlerine geri götürür. Şehir biliminin kendi özerkliğine ancak bu çerçeve içinde kavuşabileceğime inanıyorum. Şehri çeşitli bakış açılarından inceleyebiliriz; ama şehir, anca onu temel veri olarak kabul ettiğimizde, bir inşa süreci, bir mimari olarak gördüğümüzde, kentsel artifaktları oldukları gibi, karmaşık bir işleyişin nihai sonuçları olarak çözümlediğimizde, bu işleyişin mimarlık tarihi, sosyoloji ya da bütün bilimler tarafından kucaklanamayan bütün gerçeklerini hesaba kattığımızda, ancak o zaman özerk bir şey olarak belirir. Ancak böyle anlaşıldığında fark ederiz: Şehir bilimi geniş kapsamıyla kültür tarihinin ana bölümlerinden birini oluşturur.

Bir insanın bir kentsel artifaktla ilgili oluşturduğu kavram, aynı artifaktı “yaşayan” başka birininkinden daima farklı olacaktır. Ama bu düşünceler görevimizi sınırlandırmamızı sağlayabilir: Mümkün olan şudur ki, görevimiz esas olarak bir kentsel artifaktı yapılışı açısından tanımlamaktır; bir başka deyişle, bir sokağı, bir şehri, bir şehirdeki bir sokağı, ardından bu sokağın yerini, işlevini, mimarisini, ardından da şehirde var olabilecek sokak sistemlerini ve başka birçok şeyi tanımlamak ve sınıflandırmaktır.

Yaşam tarzı bizi eylemlere ve eylem sistemlerine götürür. Bunlar kültürün en somut ifadeleridir ve mimarlar ve plancılar eylem çözümlememelerini kullanmaya görece olarak alışıktır. Bununla beraber eylemlerin (anlamların) görünmeyen yanlarının kapsama alınması da esastır. Bunun, ayrımın hala “işlev” ile “anlam” arasında yapılmasının yanlış anlaşıldığı manasına geldiğini hatırlayın; böylece anlam ve işlevi (ve eylemlerin) sadece önemli bir yanı olmakla kalmaz, genellikle en önemli işlev haline gelir. Bunun nedeni eylem sistemlerinin özgüllüğünün, bizi ortamların ve çevrelerin özgül yüklemlerine götürmesi, çeşitliliklerin nedenlerini ve sonuç olarak kültür ile çevre arasındaki ilişkileri açıklamasıdır. Yaşam tarzı ve eylem sistemleri, ikisi birlikte, çevrelerin çözümlenmesinde ve tasarlamasında alabildiğine yararlıdır.

Sokakların ve kafelerin bütünlüğünü incelediğimizde farklı kültür gruplarının yer aldığı farklı ülkelerin ve farklı şehirlerin haricinde; farklı ilçelerin ve farklı yaşama merkezlerinin bile yaşanan sokaklara farklı etkilerinin olduğunu görürüz. Bu incelemeyi aynı şehir içinde bulunan farklı yaşama merkezlerinde yapalım: Ankara’da Arjantin Caddesi, Tunalı Hilmi Caddesi, Bahçelievler-7. Cadde, Konur sokak ve Yüksel Caddesi civarı. Bu incelemeleri yaparken daha çok, farklı hayat tarzlarına sahip, farklı insanların bu mekanlarla ilgili düşüncelerine yer vereceğim.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23.01.08, 08:13
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Arjantin Caddesi

Arjantin Caddesi:

Ankara GOP'da bir cadde. Tunalı Hilmi’nin devamı niteliğindeki yokuş. Yokuş üzerinde yer alan kafeler mekanın tarzını oluşturuyor. Genellikle belli bir ekonomik rahatlığa sahip insanların tercih ettiği bir sokak. Bu sokağı ve bu sokaktaki kafeleri tercih eden insanların çoğu Kızılay’dan hoşlanmaz, Yüksel Caddesi ve onun gibi atmosfere sahip mekanlarda bulunmak istemezler. Bu sokakla ilgili yapılmış yorumlar:

*ciks tiki gibi olu$umlara son derece acik mekan.r.
hatta gilan diye mucevherat ve monev diye ev esyasi magzasi vardi/r..

*kar esnasında insanların ve arabaların bol bol pati attıgı ankaranın dık yokushlarından bırı, dıger yokushlardan farkı ankara emlak piyasasının en yuksek fıyatlarına sahıp olushudur

*az mekana cok mekan sigdirilmis olan cadde

*cafemiz adlı bu caddenin en onemli tiki olusumlarına tanıklık etmis bir cafeyi de unutmamak gereklidir arjantin caddesinden bahsederken...ayrıca bir zamanlar paul ve de quick china da bu caddenin uzerinde ikamet ederlerdi..
gop kısmından asagı indikche sag tarafta karum belirir...

*akli basinda insanlarin korkulu ruyasi

-ee simdi nereye gidecezz

-hadi abi arjantine gidelim orda bi cafe biliyorum superrrr

-...hmphs...ne diyorsun sen yaa

-arjantin diyorum bak hemen surasi gel bi tiramisu yiyelim

-hayir abi oraya giden bi daa cikamaz..olmaz olmaz gitmem etmem...sende onlardansin di mi..uzak dur benden

-?!?


*cafe trendi sayesinde bahçeli evlerin iri apartmanlara dönüşmesi önlenmiş cadde ve kesen sokakları muhiti.

*4x4 jeepleri olan cosmopolitan kadınları ya da 17 yaşında altına 0 araba çekilmiş ***ler yüzünden trafiğin sık sık kilitlendiği cadde.

*kimi zaman birbirine karşı yönlerden gelen 2 belediye otobüsü de bu dar caddenin tıkanmasını sağlar uzun bir süre.


bir de haftasonları caddenin kalabalık oldugu saatlerde, saçı bol jöleli çocuğun (bkz: çocuk), son model arabasını durdurup sevgilisinin ağır adımlarla arabadan çıkmasını bekledikten sonra, anahtarı park etmesi için parkçıya vermesi sırasında trafiğin tıkanmasından dolayı, otobüs sakinlerinden cık cık cık sesleri yükselir usulca. belediye otobüsünde her gün o restoranların önünden geçip, zengin olduğunu göstermeye çalışan, çoğunlukla gençlerden oluşan kalabalığı görmek zorunda olan otobüs sakinleri bezmiştir çünkü onlardan. genç olan sakinlerin bazıları ise tanıdık var mı diye bakar otobüs caddeden geçerken. belki de caddenin en üst noktası olan durakta inecek, caddedeki herhangi bir cafede kendisini bekleyen arkadaşlarına gidecektir birazdan.

*ankara'nin bagdat caddesi. guzel cafelerin oldugu, istanbul'a oranla cok ucuz buldugum nezih bir mekan.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23.01.08, 08:14
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Tunalı Hilmi Caddesi

Tunalı Hilmi Caddesi:

Bu sokak Arjantin Caddesi’nin biraz aşağısında yer alıp, Ankara’nın ünlü parklarından biri olan Kuğulu Park da bu sokakta bulunmaktadır. Arjantin Caddesine göre daha ucuz ve daha salaş kafelere sahiptir. Her yaş kesiminden insanların bir araya geldiği bir buluşma mekanıdır. Bu sokak hakkındaki yorumlar:

*ankara'nin kavaklidere'sinde piyasa yapilan bir cadde. herseye ragmen cok hos bir yer olabilir (ya da eskiden oyleydi).

* kugulu park'in onunden ba$layip uzun uzadiya en tepede ismini hatirlamadigim (belki bir ihtimal esat caddesi) bir caddeyi kesen uzerinde burger king, mcdonalds ve binbir yemek olanagina sahip eger ankara'daysaniz aranizdaki mesafeyi cok acmamaniz gereken bir cadde

*karum var üst tarafta..ciks zengin bebelerinin takıldığı bi mekan...

* 15~ yil kadar once cift yonlu olan, kisa bir donem yaya bolgesi takilan, cok uzun zamandir karum'a dogru akan, gecen pazardan itibaren yonunu ters ceviren, kafalari allak bullak eden cadde.. guzel cadde.

* haytalarin bir numarali mekani.

* küçüklük anılarımın oldugu,kugulu parkı,sevimli pasajlarıyla inanılmaz bi cadde.son zamanlar gereksiz bi cok iinsanın cirit attıgı igrenc bi sekilde piyasa yaptıgı ve buna son derece karsı oldugum cadde

* trafik akisinin degistigi, gece ondan sonra kimsenin olmadigi, ankaranin populer caddesi. gece bosken yurumesi guzeldir.

* farklı renklerde ama hep aynı çeşitte giysilerin giyildiği, konuşulurken 'annniiii baksana bu maazaya hedöhödenin giydiği şeyden gelmiş alalımmmmmıı?' gibi ifadelerle türkçenin katledildiği, yürürken üç boyutlu süzmelerin yapıldığı, genellikle fabrikasyon insan gruplarının bi o yanaaaa bi bu yanaaaaa gidip geldiği cadde!

* hakkinda yapilan yormlarla bir nevi kucuk bagdat caddesi izlenimi edilecek cadde. halbuki oyle degildir, alakasi yoktur. eskiden karum yokken, arjantin caddesine cafeler yerlesmemisken de vardi. kugulu pasaji dolasilir, kugulu parkinda oturulur, yukari asagi gidip karsiniza cikan tanidiklariniza selam verirdiniz. su an evlatlari tikky diye anilan insanlar o zamanlar kendilerini dislanmis hissedecekleri icin sevmezlerdi bu caddeyi, cunku bariz bir kalite kokardi.

* sadece kendi guzelligi için de gidilen, uzerindeki irili ufaklı dukkanları ile mudavimlerine * hosca vakit gecirten, piyasa takipçilerinin" amaan bahçeli 7. cadde varken " diye dusunup de fazla tercih etmedigi, gerek kendi kendinize, gerek ailenizle, gerekse de akranlarınızla* zaman gecirebileceginiz cadde. geçmişten* gunumuze* ve umarım ki ileride* de .

* 80li yıllarda ebeveynlerin, kulaktan duyma şehir efsaneleri nedeniyle çocuklarına yasaklamaya kalkıştıkları cadde. tivoli gibi gayet masum bi efsaneyi bünyesinde barındıran muhit.

* doksanlı yılların başında efsanevi yumurta savaşlarınının merkezi olan cadde. ankarada gelenek olduğu üzre okulun son günü ortaokul lise gençliği zaptedilemez, birbirini yumurta un ketçap gibi maddelere bulayan formalı gençler tunalıya akın ederdi. yumurtasını yanında getirmeyenler için caddenin girişindeki tavukçu, fiyatını beş katına çıkarttığı yumurtalarla pahalı bir çözüm sunardı. savaşın cadde boyunca tüm vahşetiyle sürmesi ve kuğulu parkta bir kurbanın havuza atılması da yine addetendi. bi zaman sonra polis falan da girdi işin içine, kaçma kovalama derken emniyet güçleri, valilik ve belediye öğrencileri durdurmayı başardılar,böylece güzel bir geleneğimiz de tarihe karışmış oldu.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23.01.08, 08:14
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart 7. Cadde

7. Cadde:

Bahçelievler’de yer alan bu cadde pek çok kafe ve mağazayı içinde barındırır. Çoğu zaman çok kalabalıktır. Yaz geceleri üstü açık arabalarla tıkanmış trafikte uzun süre bekleyen insanların 7. Cadde’nin atmosferine katkıları olduğunu düşünüyorum. Arkadaşlar için buluşma mekanı olan caddedeki kafelerin menü fiyatları Tunalı Hilmi ile benzer sayılır. Arjantin Caddesi’nde ne kadar zengin olduklarını vurgulamak isteyenler, Tunalı Hilmi’de daha çok kendilerine has insanlar varken, 7. Cadde’de birbirlerine kur yapmak için gelen gençler dikkat çekicidir. Tunalı Hilmi ile 7. Cadde arasındaki farklar için yapılan yorumlar ise şöyle:

* tunalı'nın sonunda, gençlerin el freni çekerek, arabalarını yanlayarak dönebilecekleri bir yer yoktur.

* yedinci cadde'nin sonunda simidinizi paylaşacağınız kuğular yoktur.

* ikisi farklı caddelerdir, benzer noktaları ne kadar varsa, farklılıkları da o kadardır.

* tunali'da elit kesime hitap eden ve kaliteli urunler sunan magazalar cogunlukta iken yedinci cadde'de daha cok ogrenci kesimine hitap eden ucuzcular bulunur.

* istanbul'a taşınınca özlediğim mekanla nefret ettiğim iki mekan karşılaştırması. 7.cadde piyasa mekanıdır ve tunalı hilmi caddesi şehirde başka bir piyasa mekanı olmasından faydalanarak kaliteli bir iki mekan görmek isteyenlerin uğradığı romantik caddedir.

* tunalı hilmi ne kadar ciks tayfaya ev sahipliği yapsa da eninde sonunda kuğulu park, dost kitabevi gibi yerleride barındırır. ankaralı şehir romantikleri çok da sıkılmazlar orada. ve fekat 7. cadde komple tikky barınağıdır.

*bahçeli'de arabalardan çıkan bas sesini tunalı'da duyamazsınız.

* tunali az biraz yokustur, yedinci cadde ise duz yol. tunalida trafik akmaktadir, yedinci caddede ise komple araba park edilmis en sag serit yetmez bir de ikinci seritte onunuzde giden zibidi aniden dortluleri yakip, yolun sagindaki pastaneye cay icmeye oturabilir.

* tunali hilmi'de her yas grubundan insanlar arzi endam etmekte iken, yedince caddede daha çok podyuma cikmis izlenimi veren genc bir nesil trafigi göze carpmaktadir. tunali hilmi'de yasli teyzeler marks and spencer'dan ya da erzincan mandiradan alisveris ederlerken esleri kugulu parkta gazete okur. flamingo pastanesini daha çok orta yaslilar tercih ederlerken, ottimo'ya daha çok liseliler gider. bi kere tunalida bir pasaj kültürü vardir. yanyana dizilmis pasajlarda tur atmak isteyen bir güruh da vardir. yedinci caddeye daha çok birileriyle bulusmak için gidilirken tunali'da günlük isleri halletmek için de bulunulabilir.

* yedinci cadde'ye tikilere ragmen eskiden oldugu gibi hala pijamanizla cikabilir, isinizi halledip evinize donerken insanlara anlamsizca bakabilirsiniz. tunali hilmi ise duydugunuz saygi ile es orantili olarak on bir hazirlik yaparak gittiginiz, her kosesini ayri bir zevkle gezip bitiremeyeceginiz agir bir caddedir. neticede ikisi asla ayni kefeye konmayacak caddelerdir; yedinci cadde gecerken ugranilan bir yerken, tunali her zaman ayri bir muameleyi gerektirir.

* tunali hilmi degismemistir, tunali hilmi olarak dogmustur. agirbaslidir, biraz eglencelidir, biraz da kulturlu, her zaman belli oranlarda belli kesimlerden insan barindirir. trafigi her zamanki seviyededir. cadde uzerinde yuruyenlerin genelde pek acelesi yoktur, etraflarina hava atma istegide. yanibasinda guzel bir tiyatro, bir cok sinema, arkadaslarla oturup sohbet etmek icin bir suru degisik zevklere hitab eden sakin mekan bulunur.

yedinci cadde ise degismistir, cift yonlu iken tek yonlu olmustur, troleybusler yerini otobuse dolmusa birakmistir, memurlarin cikip nefes aldiklari bir yer iken, simdi aksamlari genclerin, oglenleri de etrafindaki bilimum bakanliklardan akan calisanlarin karin doyurmak icin fink attigi bir ortamdir. bir zaman araba gurultusu nedir bilmezken buranin insanlari, simdi ustune bir de insan ugultusu nedir onu ogrenmistir. o eski mutevazi goruntusu, ozenerek boyanmis bir goruntu ile degismistir. bu degisimin en guzel kanitini da yillardan beri inatla ayakta duran seda pastanesi ve isbankasi gosterir. bir fotograf sergisi acilsa bu yerlerin yillar icindeki degisimini gosteren, ne dedigimiz anlasilacaktir.

* benim icin farki buyuktur. cocuklugumda, gencligimde yedinci cadde bir nevi mahalle caddesidir. babamin tanidik balikcisi, ara sira alisveris yaptigimiz pahaci ama kaliteli manav, kuruyemisci hep oradadir. yedinci caddeye haftasonlari babayla cikilir cogunlukla annede size katilir. cikmak zevklidir, cunku alisveris sonunda eve donerken babanin aldigi bir kulah dondurma yalanir, hafif bir torba tasinarak, aileye yardim edilir, bazen de pazarlari kiyma ici pideciye goturulup eve simsicak pidelerle donulur. kisin kar yagar, salep icmeye gidilir, anne babayla yolda kartopu oynanir. yaz aksamustleri onlar kolkola yururken, etraflarinda ziplaya ziplaya donulur, dondurma mutlaka yenir.

tunali ise bambaskadir. genclik atesidir, lise yillarinin tek hedefidir. ortaokuldan itibaren tunaliya cikmak uyume gostergesidir. oraya takilanlardan duyulur once, sonra bir gun sinema cikisi baba ile kofte yenir tunalida, karsi kaldirimda tivoli'ye girenlere gipta ile bakilir, tanisik birine koftecide babayla birlikte gorulecem diye korkulur. sonra arkadaslara haftasonu tunalidaydim diye anlatilir. baba kismi atlanir. ondan sonra artik hep tunaliya ama illa arkadaslarla, sevgiliyle cikmak vardir. cikilirda. yedinci caddeye cikmak ozelligini yitirir, ancak ilerde okuldan donus yolu olur.

kisacasi biri benim cocuklugum ise digeri gencligimdir.

* tunalı hilmi kendine yakışanı giymek, bahçelievler yedinci cadde ise giydiğinin kendine yakıştığını sanmaktır.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 23.01.08, 08:15
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Yüksel Caddesi

Yüksel Caddesi:

Kızılay’da yer alan bu sokak Konur ve Karanfil’i birine bağlar. Pek çok kitapçı, kafe ve pasaj bu sokaklar üzerinde yer almaktadır. Çok farklı ekonomik düzeye sahip pek çok insan burada buluşur.

*ankaralilar tarafindan cadde oldugu iddia edilen, oysa gayet bir sokaktan daha genis veya uzun olmayan sokak. bunu istiklal caddesiyle karsilastiran bir takim ankaralilar da vardir ki, sohbetlerine doyum olmaz.

*kendisini dik kesen sokaklarda guzel kitapcilar, cirkin dersaneler vardir. ayrica orta kesimlerindeki *** agacli kisimda kafasina omzuna kus sican cok olmustur, daha da olacaktir. cadde uzerinde bir kac tane tunc mu desem bronz mu desem halk heykeli vardir, her yanlarindan geciste bir saniyeligine gercek sanmak lazimdir onlari.

*bu "cadde" boyunca cesitli yerlere serpistirilmis olan banklar mevcuttur. bu banklarda cumartesi gunleri "cadde"de bulunan mahseri kalabaligi izlemekten, yanindakiyle tek kelime etmeden oturmaktan ya da pek kimse ilgilenmese de cevresindekilere gitar calmaktan hazzeden tipler yorgunluklarini atarlar.

*yuksel caddesi gencligi diye bir kitap cikmisti bir ara, (istanbulun akmari ankranin karanfil ve yukseli)
bilimum punki, satani herkesi orada olur..

*yol boyunca yuruyenlerin iki tarafli banklarda ozellikle pazar gunu artan ve tikis pikis oturan insanlarin onunden gecerken bi anda tum gozleri uzerlerinde hissettikleri ve kisa sureli de olsa podyum heyecani yasayip omuzlarini diklestirdikleri sokak..

*sonbaharda, karanlıkta ileri kısımları(bahsedilen incikciler ve banklardan soraki) hiçbiyerle kıyaslanamayacak kdr güzel olan sokak

*bir zamanların-yıl 93-98 arası- ankaranın sistem dışı gençlerinin-metalciler,rockerlar,ahh o zamanlar ne güzel punk falan abidik gubidik tipler yoktu-içme,sapıtma ve muhabbet mekanı.sonra takılan hatunların pek bi güzel olması sebebiyle-normal olarak-ciks,asker ve kıroların işgaline uğramıştır.

*bu caddede bir de tek teli kalmis bir saz calan bi adam vardir. yaz kis uzerinde bi ceketle bi agacin altina coker bozlak tarzi bi seyler okur. ne zaman gorseniz sarhostur. halini gorup aciyanlar onune bozukluk falan atar. gecenlerde yine gordum onunden gecen biri: "hoca naaptin sen tek telle baglama calinir mi" gibi bi sey dedi. bunun dakafa iyiydi yine dondu: "baglamada tek tel var ama kafamda uc tel var" dedi. meczuplara olan saygim biraz daha artti.

*mutlaka çevresiyle beraber degerlendirilmesi gereken caddedir. istiklal gibi genis, görece ferah ve uzun degildir, tersine yan sokaklara yayilmistir aslinda yüksel caddesini yüksel yapan özellikler. burayi konur sokakla, karanfil sokakla selanik caddesiyle hatta sakarya caddesine kadar uzanan kismiyla ele almak gerekir. selanik kismi cafe pastane bölgesidir. konur kismi entelektüel kesim için kitapçilar ve kafelerdir, karanfil kismi daha ticari kismidir, sakarya da barlar ve dönerciler mekanidir. karanfil, konur ve yüksel'in üzerinde yer saticilari vardir, yogunluk genelde yüksel ve konur üzerindedir. iste tüm bunlariyla beraber el alindiginda bir seyler ifade etmeye baslar, istiklal'in ruhuna böyle yaklasilmis olur. ayni heyecani vermez elbet, çünkü tarihi dokusu yoktur ve yeterli yere sahip degildir belki ama yine de benzer ruhlara sahiptir.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 23.01.08, 08:15
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart İnceleme Sonuçları

İnceleme Sonuçları:

Bu yorumların sonucunda da görüldüğü gibi farklı mekanlar (her ne kadar aynı şehirde olsa da) farklı insan gruplarına hitap ediyor. Bu mekanlar insanların kimliğini, kültürünü, kişiliğini yansıtıyor. Ve bu sebeplerle farklı gruplar farklı mekanları benimsiyor. Öyle ki bu mekanlar zamanla o insanların yaşam tarzları oluyor. Ve bir süre sonra o mekanda bulunanlar benzer bir kimliğe sahip insanlar grubuna dönüşüyor. O mekan o insanları çağırıyor ve o insanlar o mekanla kişiliklerini buluyorlar…
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 23.01.08, 08:16
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Kentsel Ekoloji ve Psikoloji

2-) KENTSEL EKOLOJİ VE PSİKOLOJİ

Çevre, bireyi ve topluluğu nasıl etkiler? Bu sorunun, insanın çevresini nasıl etkilediği yolundaki karşıt sorudan çok daha ilginç olduğunu düşünüyorum. Bu ikinci soruda insan ekolojisi fikri birdenbire anlam değiştirir ve tüm uygarlık tarihini içerir.

Topluluk psikolojisinin şehir biliminde temel bir yeri olduğu inkar edilemez gibidir. Topluluk psikolojisinin kendisi de sosyolojiye bağlantılıdır ve çok geniş kapsamlı bir araştırma konusudur.

Şehrin oluşumunda kökensel olaylar olarak yer alan belirli yapıtlar zaman dayanır, zamanla karakteristik yapıtlara döünüşler; başlangıçtaki işlevlerini dönüştürerek ya da reddederek sonunda şehrin bir parçası haline gelirler, öyle ki onları artık mimari açıdan çok, salt kentsel açıdan düşünmeye başlarız.

Kentsel artifakt ile kendi içinde mimarlığı ayırt etmeye çalıştım, ama şehir mimarisi açısından en önemli ve somut olarak doğrulanabilir gerçekler, bu iki yönün denk düşmesi ve birinin öteki üzerideki etkisi aracılığıyladır.

Mimarlık ilkeleri benzersiz ve sabittir; ama gerçek durumlarda, insani durumlarda ortaya çıktıklarında mimarlığın farklı sorulara yönelik cevapları sürekli olarak değişir. Bu yüzden, bir yanda mimarlığın rasyonelliği vardır; öbür yanda ise yapıtların kendilerinin hayatı.

Kentsel artifaktların şehrin kurucu ilkesi olduğu varsayımı, şehir tasarımı kavramını reddeder, onu çürütür. Şehir tasarımı kavramı yaygınlıkla bağlamla ilgili olarak anlaşılır; kendini bir peyzaj tutarlılığıyla sunan homojen, öğeleri birbirine göre düzenlenmiş, süreklilik gösteren bir çevrenin biçimlenmesi ve kurulmasıyla ilgilidir.

Kentsel artifaktların yapısını oluşturan, hafızanın kendisi dahil bu değerlerin toplamıdır. Bu değerlerin ne örgütlenmeye ne de kendi başına işlevle bir ilgisi yoktur. Gerçek kentsel artifaktlarla karşı karşıya kaldığımız her durumda, onların karmaşıklığının farkına varırız; bu yapısal karmaşıklık işleve dayalı her dar yorumun üstesinden gelir. Bölgelere ayırma ve genel örgütlenme şemaları ise, insan tarafından yapılmış bir nesne olarak şehirle ilgili çözümlemenin ne kadar yararlı olursa olsun, yalnızca referansları olabilir ancak.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 23.01.08, 08:16
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Bir Tasarım Olarak Kent

3- BİR TASARIM OLARAK KENT

Kentler, yalnız büyük insan topluluklarının yaşadığı bir mekan değildir, aynı zamanda insanların karşılıklı tinsel ilgilerinden meydana gelen kültür mekanlarıdır. Kültürlerin yurdu kentlerdir, çünkü kültürler kentte doğarlar, kentte yaşarlar ve kentten kente etki yaparlar. Bu niteliğiyle kentler, belli bir kültürü simgelerler. Bu, geçmişten günümüze böyle süregelmiştir. Örneğin İlkçağ’da Miletos, Ephesos, Atina ve Roma; daha sonraki çağlarda Floransa, Paris, Londra, Viyana ve İstanbul kentleri, sadece relatif insan kalabalıklarının yaşamış olduğu coğrafi merkezler değil, aynı zamanda büyük kültürlerin doğmuş olduğu birer kültür merkeziydiler de. Söz gelimi, eski İyonya kültürü Miletos’ta simgeleştiği gibi, eski Grek kültürü Atina kentinde, Latin kültürü Roma kentinde ve Rönesans kültürü de Floransa kentinde simgeleşir; tıpkı günümüzde New York’un Amerika kültürünün, Tokyo’nun Japon kültürünün simgesi olması gibi. Bu kültürel niteliğiyle yapıları, anıtları, müzeleri, galerileri ve eğitim kurumlarıyla kentler, yalnız bir Pazar yeri, bir ticaret ya da endüstri merkezi olmanın dışına çıkarlar, aynı zamanda içinde yaşayan insanlara kültürel biçim ve kimlik veren bir eğitim metropolü olurlar. Yalnız geçmiş dönem kentleri ile günümüz kentleri arasında bu açıdan öenmli bir farklılık kendini gösterir. Şöyle ki, günümüz kentleri hem nüfus yönünden, hem de ekonomi ve endüstri ölçeğinde sürekli büyüyerek endüstri ve ekonomi ağırlıklı bir metropole dönüşürler. Bu metropollerde yaşamak durumunda kalan insan, şimdi kendini bir mekanist sistem içinde bulur ve artan bir ölçüde insansal özüne, insansal çevresine yabancılaşır, bunun sonucu olarak da bir “yalnız ada” durumuna gelir. Böyle sert mekanizmanın oluşturduğu kent, artık, özgür bir yaratma, duygu ve düşünce varlığı olan insan için bir yaşam mekanı olmaktan çıkar.

Kent ve insan sorusunun çekirdeği bugün burada bulunur. İnsan kenti yaratmıştır, ama aynı kent kendisini yaratmış olan insana özgür bir varlık olarak yaşama olanağı vermemektedir. Şimdi burada insan için bir kader sorusu doğar. Kenti tekrar insansal bir yaşam mekanı yapmak için ne yapmak gerekir? Bunlardan birincisi, 20. yüzyılın ilk çeyreği içinde Bauhaus ile doğan ve bugün endüstri tasarımı ile akademik düzeyde de geçerlik kazanmış olan, insan yaşamını çevreleyen araç ve gereç dünyasını, onlara sanatsal biçim vererek tinselleştirmek ve bu anlamda insansallaştırmak, insanın yakın çevresini oluşturan makine dünyasını işlevsel ve insana yabancı bir varlık olmaktan çıkarıp, onlara bir estetik nitelik yükleyerek insan ve makine arasındaki yabancılaşmayı ortadan kaldırmak, insanı makinenin bir uydusu olmaktan kurtarmak, bununla da insan ve makine arasında bir uzlaşma sağlamaktır. Böyle bir çözüm, geniş kapsamlı olmadığı için, insanın kendi insansal özüne dönmesinde ancak sınırlı katkı sağlayabilir.

Denenen ikinci yola gelince, bu, tarihsellik kategorisi ile ilgilidir. Bu yol geçmişten kalan ve ulusal kalıntı, mirası oluşturan yapılara yönelir. Bu kültürel mirasla kurulan ilgide, bu tarihsel, insansal mirasa, “yitirilmiş cennet”e duyulan duygularla bir özlem giderilmek istenir. Bu ilgi içinde eski yapılar restore edilir, o kadar ki, birden restorasyon en önemli kültür kategorisi katına yükselir, ama bu arada kültürün güncel varlığı, insanın geçmişte değil, kendi çağı içinde yaşadığı gerçeği gözden kaçırılmış olur. İnsanın ne geçmişe dönmesi mümkündür ne de geçmişi bugüne getirmesi. Bu bakımdan, teknolojik koşullar ve beton yığınları altında kendi özüne yabancılaşan insanın, içinde yaşamak durumunda kaldığı kent gerçeğinden kaçabilmek için, geçmişe sığınması olanak dışıdır. Bu ancak illüzyon olabilir. Ama insan gerçeklerle yaşar, illüzyonla değil.





Çağdaş insan, işte böyle çözümü güç bir var olma sorunu karşısındadır. O bu durumdan nasıl kurtulabilir? Yukarıda işaret edilen yolların dışında bir başka yol daha var mıdır? Bu soruya, son on beş- yirmi yıldır böyle bir olanağın doğduğu yanıtını verebiliriz. Bu olanak , kentlerin yeni baştan düzenlenmesi yoludur. Böyle bir düzenleme, kenti tümüyle bir sanat yapıtı gibi değerlendirmek ve ona estetik bir biçim vermek anlamına gelir. Böyle estetik bir kent mekanı yaratabilmek için, yeni bir sanatçı tipine, yeni bir kent planlamacasına gereksinim vardır. Bu sanatçı tipi içine mimar, ressam, heykeltıraş ve seramikçi gireceği gibi, buna sanat duyarlılığı olan kent tasarımcısı ve planlamacısı katılacak ve bu estetik bir kent yaratma etkinliğini bir estetikçi-düşünür yönlendirecektir. Böyle estetik bir kent yaratmak, kent yapılarında sanatsal elemanları bir dekorasyon aracı olarak kullanmak ya da tarihi yapıların restorasyonu demek değildir, tersine, kentin tümüyle bir sanat yapıtı gibi düşünülmesi ve bunun uygulaması demektir. Çünkü kent içinde insansal özünden uzaklaşmış olarak yaşayan insan, insansal özünü tekrar ne müze ve galerilerin loş mekanında, ne de “kaybolmuş bir cennet”te; ancak, kentin tüm mekanlarında, evinin iç mekanının duvarlarının yüzlerinde, kentin yapılarında, sokaklarında ve meydanlarında bulmak ister. İşte ancak, o zaman böyle bir kent, kentsel bir sanat yapıtı olacaktır. Bir kentin, bir sanat yapıtı gibi kavranması, kenti insanın doğaya alternatif bir tasarım modeli olarak yaratması anlamında gelir. Böyle estetik bir yaşam mekanı olarak yaratılan kent, ışığın, rengin ve sanatsal elemanların oluşturduğu bir tasarımsal peyzaj olacaktır, ama aynı zamanda özgür duygu ve düşünmeye, yaratmaya dayalı bir kültür mekanı.

Günümüzde bir ütopya gibi görünen böyle estetik bir kent tasarımı, bir süre önce kent planlamacısı ve heykeltıraş Otto Herbert Hajek’in ve ressam Hundertwasser’in sanatsal kent uygulamalarıyla gelecek için bir umut vermiştir diyebiliriz. Bugün bu umudun, başta Japonya ve İtalya olmak üzere bazı ülkelere kısmen de olsa, uygulama olanağına kavuştuğunu görmekteyiz. Günümüzde dünyası insansal değerlere dayanan yeni toplum biçimleri ve modelleri aranırken, bir kültür toplumunun yaşayacağı yeni bir kent mekanının da düşünülmesi ve planlanması gerekmektedir. Bu yeni kent mekanı ve kültür mekanı ve bir estetik mekan olacaktır.

Görüldüğü gibi, doğaya alternatif bir tasarım modeli olarak kent; bilim ve sanattaki diğer tasarım modelleri gibi, varlıkça bir derinlik, bir tinsellik boyutuna sahiptir. En basit kent tasarımında bile bu kolayca görülebilir.

Bütün bu anlatılanlar ışığında kafelerin bulunduğu sokaklar insanların bugünkü streslerinden uzaklaşmak için bulundukları mekanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Beton yığını içinde kendilerini mutlu hissedecekleri, huzurlu ve sosyalliklerini yaşayabilecekleri mekanlar içinde üst sıralarda yer alıyor kafeler…
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 23.01.08, 08:17
icmimar - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Sep 2007
Nereden: Dünyalı
İletiler: 147
Ettiği Teşekkür: 15
60 tane iletisine 102 kere teşekkür edilmiş
icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!icmimar olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Sonuç

SONUÇ

Kentin, yaşanan mekanlara dönüşmesi için insanların kendilerini ait hissedecekleri, kültürleriyle uyum sağlayabilecek mekanlara gereksinimi vardır. Bu mekanlar çoğunlukla insanlar için iş ve stres dışında arkadaşlarıyla iyi vakit geçirmek, gezmek, eğlenmek gibi onların psikolojik, sosyolojik ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayacak mekanlar olarak bulunur. Bu mekanlar için en güzel örnek kafeler sokağıdır. Böyle sokakların her biri, insanların yaşayış şekillerinin, ekonomik yapılarının, kültürel alt yapılarının birbirleriyle benzeştiği insan topluluklarını bir araya getirir. Böylece her sokak kendi kimliğini farklı insan gruplarıyla kesinleştirir. Öyle ki böyle sokakları incelediğimizde her ülkede, şehirde, ilçede ve sabah, öğle ve akşamları ve her farklı mevsimde farklı insan grupları o mekanı tercih ediyor ve o mekanın karakteristiğine katkıda bulunuyor. Kişilerin o mekanda yaşadıkları, gördükleri, hissettikleri her şey onların belleğinde yer alıyor…

Sabah, öğle, akşamın ve mevsimsel farkların insanlar üzerindeki psikolojik etkisi onların o sokakla ilgili farklı duygular hissetmesine sebep olur. Bununla birlikte oradaki koku, ses vb (sabahları, simitçideki taze simit kokusu, kuşların sesleri) etkiler mekanla ilgili insan belleğinde farklı izler bırakır.

Bunlarla birlikte sokaklar insanlar için bir (evlerindeki gibi) ait olma mekanıdır. Belli bir gruba ait olma ( Arjantin Caddesi’nde geziyor, çünkü parası ve arabası var; öyleyse o zengin, ve o sokakta gezmesi onu zenginler sınıfına sokar.) isteği, belli sokakların o insanın kendi kimliğini yansıttığını ve/veya o sokakta gezerse o kimliğe bürüneceğini düşünmesi onları belli bir sosyal gruba ve davranışa dahil eder.

Yaşanılan kent; kentin kültürünü, ekonomik yapısını, psikolojik ve sosyokültürel davranışlarını görebildiğimiz mekanlarda var olur. Kent, salt mimarlık yapıtı olmasından öte, içerdiği tinsellik ve derinlik ile birlikte; yaşayan insanların kültürünü yansıtır, onlara şehrin kendi kültürü yansır ve bu ikisi birbirini tamamlar.
__________________
Başkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla