iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:06 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » Bloglar » Haluk Demirgüç » En büyük kurum; kültür

Bu Başlığı Değerlendirin

En büyük kurum; kültür

12.05.08 , saat 18:05 de Haluk Demirgüç yazdı.
31.05.08 , saat 23:23 de Haluk Demirgüç tarafından güncellendi.
Kültür;bilgiyi, inancı, sanatı, ahlakı, hukuku, töre ve adetleri, insanın bir toplumun üyesi olması dolayısıyla kazandığı tüm beceri ve alışkınlıkları kapsayan karmaşık bir bütündür.

Bu birikimin gelişmesi ve yeni katkılarla zenginleşerek yaşaması, mevcut birikimin bir sonraki kuşaklara ve pratik ihtiyaçlara kadar eğillenen bir konu veya bir yaşama düzeyidir denile bilinir.
Bunun sonucunda toplumsallaşmanın kavramları daha da rehabilite edilecek düzeye ulaşmaktadır. Bunun yanında özelikle kültürüyle yoğrulmuş toplumsallaşma bilincini kendi öz benliklerinde deruhte bir şekilde kabullenmiş toplumlarda yozlaşmadan bahis etmek mümkün değildir.

Ama belirli bir zaman diliminde pratik ihtiyaçlara cevap vermeyen değerlerin ve alışkanlıkların değiştirilmesi söz konusu olabilmiştir ki bunun izahı şu şekilde açıklanabilir;
Bir dönem,en önemli yemek pişirme aracı olan bakır kaplar, kalaylanma güçlüğü , zehirlenmelere yol açma gibi nedenlerle ve teknolojinin gelişmesiyle yerlerini emaye, cam, çelik kaplara bırakarak mutfaklarda miadlarını doldurarak kullanılamaz hale gelmiş,ve bu kaplar artık antika gözüyle güzide salonlarımızı ve vitrinlerimizi,köşelerimizi süslemekle yetindiler.
Bu örneklerimizi çoğaltabiliriz. Bu tür değişimleri kendimizce ve değerlerimizce badireleştirerek değil, sadece yaşam koşullarımızın bunun gerekliğinin savunucusunu yapmalıyız. Özenle üzerinde durulması ve bunun ışığı altında yürüyebilmemizi sağlayacak nokta, kültürün toplumsal yaşamla benimsenen ve aynı yoldan yeni ve taze kuşaklara empoze edebilme davranış kalıbı olmalıdır.

Tabi yeni kuşakları eski ve hiç eskimeyecek olan kültüre yeteri derecede bağlı kalmasını sağlamak güç olduğu kadar, zor bir arayış ve bir yol gerektirir. Özelikle bu yeni nesilli insanlığa ve kültürel yozlaşmalara en katı bedbahlarını ortaya koyan tuzaklardan uzak tutmak lazım,gerekirse bunun önlemini gerek bireysel ve gerekse toplumsal olarak mücadele etmekte yarar var,tabi bunun yanında bunu önlemenin zorluklarını göz ardı etmemek lazım,ki toplum “kontrol mekanizmaları” yoluyla genç beyinlerin toplumun etkin bir üyesi olarak yetişmesini sağlarken her zaman zorluklarla karşılaşmış ve bunun neticesinde zorlanmıştır haliyle.
Bunun etkin halleri değişik milletlerde gençlerin sürekli yenilere, hiçbir kültürel değeri olmayan kavram ve olguların peşinden sürüklenmişlerdir.

Bu tür kültürel değerleri yozlaştıran,gerektiği yerde körelten değerlerin peşinden koşmak,toplum içinde huzursuzlukları boy göstermek,isyanlar yaratmak,gibi bir çok olumsuz olayları yaratmaktadır. Bu tür olumsuzlukların özelikle çağdaşlık kılıfına bürünen bir çok uluslarda meydana gelmektedir. Toplum, genç bireyleri toplumsallaştırmaya çalışırken daha da zorlanır hale gelmiştir.
Bu değişimlere başka bir açıdan bakmak gerekirse,maddi ve manevi kültür ilişkisinde genellikle maddi kültür daha kolay ve hızlı değişebilir bir nitelik kazanmaktadır. Bununla beraber manevi kültürü de değişmeye olabildiğince zorlar. Bu tür değişmelerin herhangi bir sosyal çözülmeye ve kargaşaya meydan vermemek için toplumda maddi ve manevi kültür unsurları bir araya gelerek anlamlı bir bütün içerisinde kaynaşması lazımdır. Aksi hallerde boy gösterecek olan din ve mezhep çatışmalarının yaşanması, sosyal ilişkilerde karşılıklı beslenen sevgi, saygı, bağlılık, ve dayanışmanın zarar ve onarılmaz bir yara olacağını bilmek ve değerlendirmek gerekir.

Kültür öyle bir şey ki insanın yaşamı,hayvan gibi çevreye uymakla değil,çevreyi kendi yaşam koşullarına uydurmakla gerçekleşir.beyin ve el, düşünebilen insanın tüm en zor koşullar altında dahi özgür kılabilmiştir.
Demek ki insan çevresinin koşullarını değiştirebilir,doğanın en acımasız kanunları karşında savaşabilir ve doğanın en katı şartlarından sıyrılabilir ve yenebilme özeliğine sahiptir. Böylece insan doğanın vahşetinden bağımlı olmaktan kurtulup kültüre bağlamıştır.

Öyleyse kültür toplumdaki her fert arasındaki ilişkileri düzenleyen bir kurum olma özelliğinden uzak değildir.


Haluk Demirgüç
halukdemirguc@mynet.com

Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Köşe Yazarlarımız » Haluk Demirgüç

Yayınlandığı kategori : Makaleler
Yorumlar 0 Trackbackler 0 Blog Başlığını E-Posta ile Gönder
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

Yorum Yazın Yorum Yazın
Toplam Trackbackler 0

Trackbackler

Haluk Demirgüç Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları