Elvan elvan düşünmek için…..
01.06.08 , saat 12:43 de Haluk Demirgüç yazdı.
01.06.08 , saat 13:34 de Haluk Demirgüç tarafından güncellendi.
01.06.08 , saat 13:34 de Haluk Demirgüç tarafından güncellendi.
Düşüncenin ana mayasında, insanların dünya haklarını kesin sınırlarla belirlediğimiz halde bu hakkı gasp edip ve haklarına hiçbir suretle müdahale etmediğimizden ibarettir.
Bu iki kavramsallaşmış yapıyı bir araya getirdiğimiz vakit düşünmenin hangi boyutlarda hayatımızın kademesinde tecelli ettiğini görebilme imkanına sahibiz.
Köleleştirmek adına düşünce ufuklarına vurulan tırpanlama fevkalade toplumumuzda rağbet görmektedir. Biraz gerilime merakımızdan ileri gelen kalıtsal bir yaklaşımda sayılabilir aslında, halbuki bu salt ve törpülenmeye yüz tutmuş uygulama gerek bireyler arasında gerekse toplumsal bazda ele alındığında nifak tohumlarını oluşturmaması elde değil gibi gözükmektedir.
Bunun önüne geçebilmek çokta marifet isteyen bir yol değildir, birazcık mecmuaların ve kitapların o güzel kokusunu içine çektiğimiz zaman, öyle inanıyorum ki bu işin en kestirme çözüm yolu olacaktır.
Walter Lipmannın bu husustaki teşhisi tüyler ürperticidir” herkesin aynı düşüncede olduğu toplumlarda, kimse düşünmüyor demektir” düşüncelerin renklenmesi, elvan elvan bir hal alması kadar, insanlara ve toplumlara başka bir haz ve mutluluk vermesi mümkün değildir. Koca evrenin habitatlarında yaşayan ve var olan bir sürü canlı vardır, bu canlılar içerisinde en mukaddes olanda insandır, bu sebebiyetle insanları diğer canlılardan ayıran birçok temel neden vardır, bunlardan en önemli dört tane saymaya yeltenirsek ilki his ve duygudur.
İnsanoğlunun temel fıtratını oluşturan his ve duygu, düşünmenin de kaburgasını oluşturur.
İkincisi tefekkür ve irade yeteneği, üçüncüsü ünsiyet yeteneği yani iletişim gücünü idrak etme yeteneği, son olan ve en önemlisi akıl ve düşünmedir.
Yukarda belirttiğimiz hususlar birbirinden ayrılması ve sınırlarını ayırmamız mümkün olmayan kavramlardır. Düşünmenin yaşamsal alanlarımızın her noktasında tutkusunu yaşamamız gerekli olan temel bir ihtiyaç haline gelmesi lazımdır.
Net ve pak olan düşünce unsuru beynimizde ve ufkumuzda yeşerdiği müddetçe mutlu,bu mutluluğun yanında refaha ve huzura ulaşabiliriz.
Yürekli düşünceli anlar temennisiyle..
Bu iki kavramsallaşmış yapıyı bir araya getirdiğimiz vakit düşünmenin hangi boyutlarda hayatımızın kademesinde tecelli ettiğini görebilme imkanına sahibiz.
Köleleştirmek adına düşünce ufuklarına vurulan tırpanlama fevkalade toplumumuzda rağbet görmektedir. Biraz gerilime merakımızdan ileri gelen kalıtsal bir yaklaşımda sayılabilir aslında, halbuki bu salt ve törpülenmeye yüz tutmuş uygulama gerek bireyler arasında gerekse toplumsal bazda ele alındığında nifak tohumlarını oluşturmaması elde değil gibi gözükmektedir.
Bunun önüne geçebilmek çokta marifet isteyen bir yol değildir, birazcık mecmuaların ve kitapların o güzel kokusunu içine çektiğimiz zaman, öyle inanıyorum ki bu işin en kestirme çözüm yolu olacaktır.
Walter Lipmannın bu husustaki teşhisi tüyler ürperticidir” herkesin aynı düşüncede olduğu toplumlarda, kimse düşünmüyor demektir” düşüncelerin renklenmesi, elvan elvan bir hal alması kadar, insanlara ve toplumlara başka bir haz ve mutluluk vermesi mümkün değildir. Koca evrenin habitatlarında yaşayan ve var olan bir sürü canlı vardır, bu canlılar içerisinde en mukaddes olanda insandır, bu sebebiyetle insanları diğer canlılardan ayıran birçok temel neden vardır, bunlardan en önemli dört tane saymaya yeltenirsek ilki his ve duygudur.
İnsanoğlunun temel fıtratını oluşturan his ve duygu, düşünmenin de kaburgasını oluşturur.
İkincisi tefekkür ve irade yeteneği, üçüncüsü ünsiyet yeteneği yani iletişim gücünü idrak etme yeteneği, son olan ve en önemlisi akıl ve düşünmedir.
Yukarda belirttiğimiz hususlar birbirinden ayrılması ve sınırlarını ayırmamız mümkün olmayan kavramlardır. Düşünmenin yaşamsal alanlarımızın her noktasında tutkusunu yaşamamız gerekli olan temel bir ihtiyaç haline gelmesi lazımdır.
Net ve pak olan düşünce unsuru beynimizde ve ufkumuzda yeşerdiği müddetçe mutlu,bu mutluluğun yanında refaha ve huzura ulaşabiliriz.
Yürekli düşünceli anlar temennisiyle..
Yazar:
Haluk Demirgüç
halukdemirguc@mynet.com
Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Köşe Yazarlarımız » Haluk Demirgüç
Toplam Yorumlar 2
Yorumlar
| | "Düşüncenin ana mayasında, insanların dünya haklarını kesin sınırlarla belirlediğimiz halde bu hakkı gasp edip ve haklarına hiçbir suretle müdahale etmediğimizden ibarettir." Bu cümleyi en az 15 kez okudum ama hiç bir şey anlamadım.Biz cahil cühela takımının anlayacağı şekilde mealini de yazar mısınız? |
02.06.08 , saat 12:51 de enturk yazdı.
|
| | Alıntı:
herkesin aynı düşüncede olduğu toplumlarda, kimse düşünmüyor demektir
Beyin fırtınası yaşatan ve yaşatılması yönünde gelişimini güden toplumlar ilerlemeyi takip edilmeyi hakederler. Saygılar |
24.06.08 , saat 23:08 de İlhan Hoca yazdı.
|
Yorum Yazın |
Toplam Trackbackler 0
Trackbackler
Haluk Demirgüç Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları
- Ey yar (04.08.08)
- Beyaz hale (04.08.08)
- Tazeciğim (04.08.08)
- Birlik ve beraberliğin kelepçesi (04.08.08)
- “Denk olmayan sabrın sonu…” (07.06.08)








