iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:22 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » Bloglar » Ömer Faruk Eryılmaz » Hep erkencisin!

Bu Başlığı Değerlendirin

Hep erkencisin!

21.04.08 , saat 21:14 de Ömer Faruk Eryılmaz yazdı.
21.04.08 , saat 21:18 de Ömer Faruk Eryılmaz tarafından güncellendi.
Ölümün yaşı yok ama, her ölümde ilk akla gelen ve fısıldaşarak bir birimize sorduğumuz soru, hep rahmetlinin yaşıdır. Rahmetli kaç yaşında olursa olsun, ağzımızdan çıkan lafta genellikle “daha da gençmiş” olur.

Ölenin genç ya da yaşlı olması biraz da bizim o zamanki yaşımızla ilgilidir. Babam öldüğünde otuz üç yaşında idi. Ama, on bir yaşındaki çocuğunun gözünde “kocaman adamdı”. O çocuk bugün elli yaşını geçmiş olsa da, büyüyeceği günü bekliyor hala. Oysa bir zamanlar “elli” yaşındaki insanlar kocaman kocaman amcalar, teyzelerdi.

Elli yaşın penceresinden bakıldığında daha bir duygusal olunuyor sanki. Yirmi yaşında şehit olan, trafik kazasına, adres sormayan kör kurşuna kurban gidenler, insanın içini daha bir acıtıyor bu yaşta.

Ölen insan doksan beş yaşında da olsa, artık ölümün senin de yakınında olduğunu düşünüyorsun. Frak gibi görüyorsun yaşamını, arkası uzun - önü kısa. Bu da, acıtıyor insanın içini.

Bu yaşına kadar yaptıkların, bundan sonra yapman gerekenler, okuyacakların, yazacakların, öğreneceklerin, büyüteceklerin gözünün önünden şerit gibi akıveriyor. Üzdüğün insanları, seni üzenleri sıralarken “keşkeler” bıçak gibi saplanıyor yüreğine.

Genel kanının tersine yaşamın anlamsızlığı değil, ne denli anlamlı olduğunu belirliyorsun.

x x x

Durduk yerde aklıma gelmedi bu konular. Bu satırlarda, mart ayı başında “KAN ARIYORUM” başlığı ile yazdığım yazıdaki arkadaşımızı kaybettik. Turgut ölüm gününü “Nisan Bir” e denk getirerek kötü bir şaka yaptı bize.

Eşi de, on yaşındaki oğlu da, ailesi ve biz arkadaşları da, bekliyorduk bu haberi. Bekliyor, ama kondurmuyorduk.

Turgut bu illet hastalığa bundan iki yıl önce yakalanmış. Tüm çevresi gibi biz de yaklaşık bir yıl önce öğrendik. En azından, bu bir yıl içinde, ailece verdikleri uğraşın tanığı olduk.

Bu zaman içinde hiçbir hastalığı olmayan, genç ya da yaşlı ne kadar çok insan göç etti Dünyadan. İçlerinde çocuklar, askerdeki delikanlılar, kör kurşunlara giden masum insanlar vardı. Sadece trafik canavarına verdiğimiz canları düşünsek yetiyor.

35 yaşındaki Turgut’ ta kimine göre genç, kimine göre yaşlı çağında ayrıldı gitti aramızdan.

Bundan sonrası Tanrıyla kendi arasında kalacak. Tanrı'dan Turgut için rahmet dilemekten ve dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

x x x

Yaklaşık on gündür bozuk olan bilgisayarımla dahi ilgilenemedim. Arada bir arkadaşların bilgisayarlarından siteyi takip ediyor olsam da, yazı ya da yorum koymak için uygun ortam olmuyor.

İnanın bu yazıyı da sanki suç işlermişim gibi hazırlıyorum. Çünkü şimdi bilgisayar hastanesinde, hastamı iyileştirecek doktor olan hemşerim Ramazan’ın yanındayım ve O, bana makinenin bugün de bitmeyeceğini söylüyor.

M.Ö 9. yüzyılda bir tapınağa yazılan şu sözlerle özlem gidermeye çalışıyorum. “Hatırlar mısın, sen doğduğunda ağlıyordun ve etrafındaki herkes gülüyordu. Öyle bir yaşam sür ki; sen öldüğünde herkes ağlasın, senin yüzünde ise anlamlı bir gülümseme olsun.”

O anlamlı ve tatlı gülümsemeyi yüzümüzden eksik etmemek dileğiyle.

07.04.2008
Yazar: Ömer Faruk ERYILMAZ

Yayınlandığı kategori : Makalelerim
Yorumlar 0 Trackbackler 0 Blog Başlığını E-Posta ile Gönder
Toplam Yorumlar 0

Yorumlar

Yorum Yazın Yorum Yazın
Toplam Trackbackler 0

Trackbackler

Ömer Faruk Eryılmaz Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları