Kurt dumanlı havayı sever
21.04.08 , saat 20:55 de Ömer Faruk Eryılmaz yazdı.
21.04.08 , saat 21:19 de Ömer Faruk Eryılmaz tarafından güncellendi.
21.04.08 , saat 21:19 de Ömer Faruk Eryılmaz tarafından güncellendi.
Ömrü boyunca borçtan kurtulamamış biri olarak, borç ödeme gününün ne kadar erken geldiğini çok iyi bilirim. Tanrı hiç kimseyi borçlu yapmasın, borçlu olanları da kurtarsın bu zulümden.
Bundan yaklaşık bir ay önce ABD nin uydu desteğini de alarak Kuzey Irak’ta “Harekata” başlamıştık. O zamanlarda soruyorduk bir birimize, ABD bunun karşılığında ne isteyecek, ne zaman isteyecek diye. Borçlandığımızı biliyorduk ama, borcumuzun ne olduğunu ve ne şekilde ödeyeceğimizi bilmiyorduk.
ABD başkanının oval ofisinde, şöminenin karşısında yapılan pazarlıklardan bilgimiz de yoktu. Şimdi de yok.
Ama borcun vadesi gelmiş anlaşılan ki, tahsilatçı geldi kapıya.
ABD başkan yardımcısı (Dünyanın en tehlikeli adamı) Dick Cheney efendi, üstünde USA FORCE2 yazan uçağı ile başkentimizi onurlandırdı(!).
Zamanlama harika elbette. Ülkede tozun dumana karıştığı şu günleri sevmeyen kurt olur mu.
Ülkenin % 47 sinin gözü Anayasa Mahkemesinde, % 53 ünün gözü Ergenekon’da iken, Cheney efendinin elindeki istek listesini kim görür acaba.
Aslında görmeye gerek var mı, tartışılır. Çünkü günlerdir ulusal basında,İran’a karşı yapacağı demokrasi getirme (!) mücadelesinde kullanacağı Füze kalkanlarını yerleştirmek için yer aradığı da, Afganistan’da savaşacak yeni asker aradığı da, Tibet’e yeni bir Uluslar arası güç desteği istediği de yazılıp duruyor.
Belki bunların dışında, artık bittiğini sandığımız ama hala var olan bir başka özelleştirmeler de olabilir.
O ya da bu. Ya da bunların hepsi. Ödenecek bedel, borç olarak karşımızdalar işte.
Irak’ta bir milyon kişinin (müslümanın) ölümüne, dört milyon insanın (müslümanın) göç etmesine neden olan ABD’nin Özgürlük ve Demokrasi(!) sevdası şimdi nereler için atıyor olabilir.
Kesinlikle bunları bilen kalem erbapları da vardır bu ülkede. Nasıl ki, mahkemelerin vereceği kararları, savcıların sorgulayacağı örgütleri, polislerin göz altına alacakları insanları çok önceden bildikleri gibi, Türkiye’nin ABD’ ye olan borcunun ne olduğunu, ne zaman ödeneceğini de bilirler onlar.
Bilirler bilmesine de, bu konuda muhbirlik yapmazlar nedense. Belki de, hem vakitleri yoktur, hem de gönülleri. Belki de boş ve fani işlerle uğraştırmak istemezler bizi.
Öyle ya, onların bunca ülvi(!) işleri yanında bizim uğraştığımız fani işlere ayıracak vakitleri nerden olsun. Vakit bulsalar, saat yerine kullandıkları tespihleriyle birkaç tur daha atarlar, kurtların puslu vadilerinden örnekler sunarlardı bize.
Onlar doksan dokuzluklarında saat sayarken, ABD 1970 ler de, Faik Türün’ lere, Memduh Ünlütürk’lere kurdurttuğu örgütün adına “Ergenekon” der, ve İlhan Selçuk’ları Ziverbey işkence evlerinde sorguya alırlardı.
Gün gelir, kendisine işkence yapan gizli örgütün militanı olarak İlhan Selçuk göz altına alınır, ülkedeki kaos ortamının altındaki ateş körüklenirdi.
*****
Ey sevgili mümin(ci) kardeşim;
Bu ABD, senin sırtından, senin gibi Müslüman olan insanları öldürüyor.
Bu ABD, seninle aynı tanrıya inanan insanların yaşadığı ülkeleri kan gölüne çeviriyor,
Bu ABD, Filistin’ de, Irak’ta, Pakistan’da her gün Müslüman insanları, çocukları, kadınları öldürüyor.
Bu ABD, benim/bizim ülkemizde her gün yeni yeni oyunlar tezgahlıyor.
Seni ilgilendiren bunlar değil elbet. Sen gözünü dikmişsin bu ülkede ki ulusalcılarla, milliyetçilere.
Senin dışındakilere sesleniyorum;
Nerede bu ülkenin bir zamanlar ki, “yeşil sosyalistleri” .
Nerede, AB ye Hıristiyan kulübü diyenler.
Nerede ABD yi siyonizmin kaynağı olarak görenler?.
Onlar tespih çekerek saati, namaz vaktini takip ediyor olamazlar. Onların Tanrıya olan ödevlerini yerine getirmek için yapmaları gerekenler arasında, Müslüman Afganistan’a, Müslüman Türk askerini göndermek olmamalı. Müslüman İran’a karşı ülkemizde kurulması düşünülen/istenilen füze kalkanlarının bizim ülkemize kurulmasına izin vermemelidirler.
İşte dostlar, Atatürk Milliyetçiliğinin de, Ulusalcılığın da altında yatan gerçekler bunlardır.
Her sonuçta ABD ye, “Emperyalizm” e karşı çıkmak, karşı koymak.
Bunun karşısında olanların uydurduğu gerekçeler, ne demokrasi, ne din birliği, ne de ülke bütünlüğüdür.
Onlar burada imam, İtalya’da rahip, Kudüs’te hahamdırlar.
Bizse, Atatürk’ün dünya da ilk olarak verdiği bağımsızlık savaşı sonrasında kurulan bu ülkenin ilelebet yaşayacağına inanan ülkücü, devrimci, milliyetçi,ve ulusalcılarıyız.
Biz milliyetçiler ve ulusalcılar, bu güne kadar bu ülkeyi satmadık, sattırmadık. Bundan sonra da bu böyle devam edecek.
Belki yine kavgalar edeceğiz ama, kol kırılıp yen içinde kalacak, ülkeyi sattırmayacağız.
Çünkü bizler, bu ülke de, bağımsız, özgür, laik, demokratik bir şekilde şimdiye kadar olduğu gibi kardeşçe, dostça, insanca sevgi ve saygı dolu yaşamak istiyoruz.
*******
Bu dileklerimize katılır ve katkı verirsen, seni de aramızda görmekten mutlu olacağız.
Sen olmadan bir kişi eksiğiz ama, çok ta büyük bir eksiklik değil bu.
24.03.2008
Yazar: Ömer Faruk ERYILMAZ
Bundan yaklaşık bir ay önce ABD nin uydu desteğini de alarak Kuzey Irak’ta “Harekata” başlamıştık. O zamanlarda soruyorduk bir birimize, ABD bunun karşılığında ne isteyecek, ne zaman isteyecek diye. Borçlandığımızı biliyorduk ama, borcumuzun ne olduğunu ve ne şekilde ödeyeceğimizi bilmiyorduk.
ABD başkanının oval ofisinde, şöminenin karşısında yapılan pazarlıklardan bilgimiz de yoktu. Şimdi de yok.
Ama borcun vadesi gelmiş anlaşılan ki, tahsilatçı geldi kapıya.
ABD başkan yardımcısı (Dünyanın en tehlikeli adamı) Dick Cheney efendi, üstünde USA FORCE2 yazan uçağı ile başkentimizi onurlandırdı(!).
Zamanlama harika elbette. Ülkede tozun dumana karıştığı şu günleri sevmeyen kurt olur mu.
Ülkenin % 47 sinin gözü Anayasa Mahkemesinde, % 53 ünün gözü Ergenekon’da iken, Cheney efendinin elindeki istek listesini kim görür acaba.
Aslında görmeye gerek var mı, tartışılır. Çünkü günlerdir ulusal basında,İran’a karşı yapacağı demokrasi getirme (!) mücadelesinde kullanacağı Füze kalkanlarını yerleştirmek için yer aradığı da, Afganistan’da savaşacak yeni asker aradığı da, Tibet’e yeni bir Uluslar arası güç desteği istediği de yazılıp duruyor.
Belki bunların dışında, artık bittiğini sandığımız ama hala var olan bir başka özelleştirmeler de olabilir.
O ya da bu. Ya da bunların hepsi. Ödenecek bedel, borç olarak karşımızdalar işte.
Irak’ta bir milyon kişinin (müslümanın) ölümüne, dört milyon insanın (müslümanın) göç etmesine neden olan ABD’nin Özgürlük ve Demokrasi(!) sevdası şimdi nereler için atıyor olabilir.
Kesinlikle bunları bilen kalem erbapları da vardır bu ülkede. Nasıl ki, mahkemelerin vereceği kararları, savcıların sorgulayacağı örgütleri, polislerin göz altına alacakları insanları çok önceden bildikleri gibi, Türkiye’nin ABD’ ye olan borcunun ne olduğunu, ne zaman ödeneceğini de bilirler onlar.
Bilirler bilmesine de, bu konuda muhbirlik yapmazlar nedense. Belki de, hem vakitleri yoktur, hem de gönülleri. Belki de boş ve fani işlerle uğraştırmak istemezler bizi.
Öyle ya, onların bunca ülvi(!) işleri yanında bizim uğraştığımız fani işlere ayıracak vakitleri nerden olsun. Vakit bulsalar, saat yerine kullandıkları tespihleriyle birkaç tur daha atarlar, kurtların puslu vadilerinden örnekler sunarlardı bize.
Onlar doksan dokuzluklarında saat sayarken, ABD 1970 ler de, Faik Türün’ lere, Memduh Ünlütürk’lere kurdurttuğu örgütün adına “Ergenekon” der, ve İlhan Selçuk’ları Ziverbey işkence evlerinde sorguya alırlardı.
Gün gelir, kendisine işkence yapan gizli örgütün militanı olarak İlhan Selçuk göz altına alınır, ülkedeki kaos ortamının altındaki ateş körüklenirdi.
*****
Ey sevgili mümin(ci) kardeşim;
Bu ABD, senin sırtından, senin gibi Müslüman olan insanları öldürüyor.
Bu ABD, seninle aynı tanrıya inanan insanların yaşadığı ülkeleri kan gölüne çeviriyor,
Bu ABD, Filistin’ de, Irak’ta, Pakistan’da her gün Müslüman insanları, çocukları, kadınları öldürüyor.
Bu ABD, benim/bizim ülkemizde her gün yeni yeni oyunlar tezgahlıyor.
Seni ilgilendiren bunlar değil elbet. Sen gözünü dikmişsin bu ülkede ki ulusalcılarla, milliyetçilere.
Senin dışındakilere sesleniyorum;
Nerede bu ülkenin bir zamanlar ki, “yeşil sosyalistleri” .
Nerede, AB ye Hıristiyan kulübü diyenler.
Nerede ABD yi siyonizmin kaynağı olarak görenler?.
Onlar tespih çekerek saati, namaz vaktini takip ediyor olamazlar. Onların Tanrıya olan ödevlerini yerine getirmek için yapmaları gerekenler arasında, Müslüman Afganistan’a, Müslüman Türk askerini göndermek olmamalı. Müslüman İran’a karşı ülkemizde kurulması düşünülen/istenilen füze kalkanlarının bizim ülkemize kurulmasına izin vermemelidirler.
İşte dostlar, Atatürk Milliyetçiliğinin de, Ulusalcılığın da altında yatan gerçekler bunlardır.
Her sonuçta ABD ye, “Emperyalizm” e karşı çıkmak, karşı koymak.
Bunun karşısında olanların uydurduğu gerekçeler, ne demokrasi, ne din birliği, ne de ülke bütünlüğüdür.
Onlar burada imam, İtalya’da rahip, Kudüs’te hahamdırlar.
Bizse, Atatürk’ün dünya da ilk olarak verdiği bağımsızlık savaşı sonrasında kurulan bu ülkenin ilelebet yaşayacağına inanan ülkücü, devrimci, milliyetçi,ve ulusalcılarıyız.
Biz milliyetçiler ve ulusalcılar, bu güne kadar bu ülkeyi satmadık, sattırmadık. Bundan sonra da bu böyle devam edecek.
Belki yine kavgalar edeceğiz ama, kol kırılıp yen içinde kalacak, ülkeyi sattırmayacağız.
Çünkü bizler, bu ülke de, bağımsız, özgür, laik, demokratik bir şekilde şimdiye kadar olduğu gibi kardeşçe, dostça, insanca sevgi ve saygı dolu yaşamak istiyoruz.
*******
Bu dileklerimize katılır ve katkı verirsen, seni de aramızda görmekten mutlu olacağız.
Sen olmadan bir kişi eksiğiz ama, çok ta büyük bir eksiklik değil bu.
24.03.2008
Yazar: Ömer Faruk ERYILMAZ
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Yorum Yazın |
Toplam Trackbackler 0
Trackbackler
Ömer Faruk Eryılmaz Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları
- Terk etmedi sevdan beni (03.07.08)
- Suyu tersine akıtmak (03.07.08)
- STK lar ne iş yapar (03.07.08)
- Sav, Savuşmalıdır (03.07.08)
- Belki başka bahara (03.07.08)







