STK lar ne iş yapar
03.07.08 , saat 15:27 de Ömer Faruk Eryılmaz yazdı.
03.07.08 , saat 16:32 de Ömer Faruk Eryılmaz tarafından güncellendi.
03.07.08 , saat 16:32 de Ömer Faruk Eryılmaz tarafından güncellendi.
Resmi kurumlar dışında ve bunlardan bağımsız olarak, politik, sosyal, hukuki ve çevresel amaçlar güden oda, sendika, vakıf ve dernek (Federasyon-Konfederasyon) adı altında çalışma yürüten, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük esasıyla alan, kar amacı gütmeyen, gelirini bağışlar ve üyelik ödentileriyle sağlayan kuruluşlara “Sivil Toplum Kuruluşları” denir.
“Sivil Toplum Kuruluşları” deyimi, aynı zamanda, herhangi bir devlet organından bağımsız, özel kişilerin girişimleriyle yasal olarak kurulmuş, her türlü organizasyon için kullanılan da bir terimdir.
Bu kuruluş ve organizasyonlarda “Ben” değil “Biz” vardır. Örgütlenme şeklinde de asıl olan “tabandan tavana” yöntemidir ki, bu “Sunu ve İstem”in kesişme noktasının doğru saptanmasına yarar.
Bunun dışında “Ben” lerin oluşturdukları, “Ben olmazsam tufan” anlayışındaki, yapılanmaların uzun ömürlü olmadıkları “örgütler mezarlığının” büyüklüğünden anlaşılabilir.
Uzun yılların birikimi ve zorunluluğu sonunda, büyük özverilerle gelinen bugünkü nokta belki, özlenilen ya da amaçlanan yer değildir, ama küçümsenemez de.
Daha abalama dönemindeki bu oluşumların eksiklikleri, yanlışlıkları olmasından daha doğalı yoktur. Bunlar tartışılacak, konuşulacak ve çözümlenecektir.
Ne var ki, bu tartışma, konuşma aşamalarında dahi, “Ben” lerin öne çıkarılarak, kitle önderlerinin, (örgütlerinin yetkili kurullarına danışmadan) “görev vermeleri” için ısrar edilerek zora sokulmalarının, “hesap sorma” işinin sadece kendisi tarafından yapılabileceğini belirtmelerinin, “bina edinimleri” için kişisel sözler vermelerinin bu örgütlenmelere yarar değil zarar vereceği gün gibi ortadadır.
Bu vaatler genel kurul salonlarında seçmene söylenebilecek vaatlerdendir.
Sivil Toplum Kuruluşları aynı zamanda demokratik kitle örgütleridir ve görev dağılımları onların genel kurullarınca verilir. Yetkili kurullara seçilen yöneticilerin profesyonel eleman çalıştırma yetkileri olmakla beraber, bu çalışanların (atanmışların) kamu önünde o örgütler adına açıklama yapmaları ve vaatlerde bulunmaları söz konusu değildir.
Sayın Cavit Kayıkcı, Ankara’da ki Çankırı Federasyon başkanı Adem CAN’ın kendisini Konfederasyon kurmakla yetkilendirdiğini, aynı yetkilendirmenin İstanbul’daki Federasyonlarca da yapılması gerektiği konusunda ısrarcı davranmaktadır. Sayın Adem CAN’ın kendi federasyonunun yetkili organlarından almış olduğu bu tür bir yetkisi (yasallığı tartışılır) olabilir. Ancak, İstanbul’daki federasyonların böyle bir yetkilerinin olup olmadığı bilinmedikçe bu tür zorlamalar gereksiz ve yersizdir. Kaldı ki, örgüt genel kurullarının, seçtikleri yöneticilere verdikleri yetkiler, devredilemez.
Bu bağlamda olması gereken, sayın Kayıkcı’nın öncelikle bu örgütlerin genel kurullarından seçilerek gelmesi, ya da bir gönüllü olarak sadece düşünceleriyle katkılarda bulunup, seçilmişlerin yapacakları işlere aday olmamasıdır.
Yazar
Ömer Faruk Eryılmaz
“Sivil Toplum Kuruluşları” deyimi, aynı zamanda, herhangi bir devlet organından bağımsız, özel kişilerin girişimleriyle yasal olarak kurulmuş, her türlü organizasyon için kullanılan da bir terimdir.
Bu kuruluş ve organizasyonlarda “Ben” değil “Biz” vardır. Örgütlenme şeklinde de asıl olan “tabandan tavana” yöntemidir ki, bu “Sunu ve İstem”in kesişme noktasının doğru saptanmasına yarar.
Bunun dışında “Ben” lerin oluşturdukları, “Ben olmazsam tufan” anlayışındaki, yapılanmaların uzun ömürlü olmadıkları “örgütler mezarlığının” büyüklüğünden anlaşılabilir.
Uzun yılların birikimi ve zorunluluğu sonunda, büyük özverilerle gelinen bugünkü nokta belki, özlenilen ya da amaçlanan yer değildir, ama küçümsenemez de.
Daha abalama dönemindeki bu oluşumların eksiklikleri, yanlışlıkları olmasından daha doğalı yoktur. Bunlar tartışılacak, konuşulacak ve çözümlenecektir.
Ne var ki, bu tartışma, konuşma aşamalarında dahi, “Ben” lerin öne çıkarılarak, kitle önderlerinin, (örgütlerinin yetkili kurullarına danışmadan) “görev vermeleri” için ısrar edilerek zora sokulmalarının, “hesap sorma” işinin sadece kendisi tarafından yapılabileceğini belirtmelerinin, “bina edinimleri” için kişisel sözler vermelerinin bu örgütlenmelere yarar değil zarar vereceği gün gibi ortadadır.
Bu vaatler genel kurul salonlarında seçmene söylenebilecek vaatlerdendir.
Sivil Toplum Kuruluşları aynı zamanda demokratik kitle örgütleridir ve görev dağılımları onların genel kurullarınca verilir. Yetkili kurullara seçilen yöneticilerin profesyonel eleman çalıştırma yetkileri olmakla beraber, bu çalışanların (atanmışların) kamu önünde o örgütler adına açıklama yapmaları ve vaatlerde bulunmaları söz konusu değildir.
Sayın Cavit Kayıkcı, Ankara’da ki Çankırı Federasyon başkanı Adem CAN’ın kendisini Konfederasyon kurmakla yetkilendirdiğini, aynı yetkilendirmenin İstanbul’daki Federasyonlarca da yapılması gerektiği konusunda ısrarcı davranmaktadır. Sayın Adem CAN’ın kendi federasyonunun yetkili organlarından almış olduğu bu tür bir yetkisi (yasallığı tartışılır) olabilir. Ancak, İstanbul’daki federasyonların böyle bir yetkilerinin olup olmadığı bilinmedikçe bu tür zorlamalar gereksiz ve yersizdir. Kaldı ki, örgüt genel kurullarının, seçtikleri yöneticilere verdikleri yetkiler, devredilemez.
Bu bağlamda olması gereken, sayın Kayıkcı’nın öncelikle bu örgütlerin genel kurullarından seçilerek gelmesi, ya da bir gönüllü olarak sadece düşünceleriyle katkılarda bulunup, seçilmişlerin yapacakları işlere aday olmamasıdır.
Yazar
Ömer Faruk Eryılmaz
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Yorum Yazın |
Toplam Trackbackler 0
Trackbackler
Ömer Faruk Eryılmaz Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları
- Terk etmedi sevdan beni (03.07.08)
- Suyu tersine akıtmak (03.07.08)
- STK lar ne iş yapar (03.07.08)
- Sav, Savuşmalıdır (03.07.08)
- Belki başka bahara (03.07.08)







