Terk etmedi sevdan beni
03.07.08 , saat 16:36 de Ömer Faruk Eryılmaz yazdı.
Lise yıllarında büyüdüğümü (!) kanıtlamanın bir yöntemi gibi görerek başladığım sigara içme alışkanlığını, yaklaşık otuz beş yıldır devam ettirmenin utancı içinde, büyüyeceğim(!) ve bu zıkkımdan kurtulacağım günü bekliyorum.
Ucuzluğundan değil, moda olmasından dolayı içerdim Birinci’yi. Sonraları filitreli Samsun ve Camel’le devam eden bu birlikteliğim şimdilerde Viston’la sürüyor.
Ama bu “sevda”nın sonuna geldiğimi görüyorum artık.
Babam Yenice sigarasını ikiye bölerek, iki ayrı zamanda içerdi. 33 yıllık ömrünün son yıllarında da sağlığı içmesine izin vermemişti zaten.
Amcam da çok içerdi ama, esas “kör tiryaki” olan dayımdı. Uyanır uyanmaz yaktığı “Silahlı Kuvvetler” sigarasını ağızlığına yerleştirir ve bir daha da söndürmezdi.
İkisi de, yirmi yılı geçkin zamandır içmiyorlar.
Düşünüyorum da, içmeyen yoktu toplumda. İnsanların parmak araları, bıyıkları hep sarı sarıydı. Hatta büyüklerimiz mısır püskülünden sigara yapıp içtiklerini anlatırlardı, birazda öğünmeyle. Bakkalların taneyle sigara sattıkları söylenirdi.
Büyüklerin yanında değil içmek, konusu bile edilmezdi. Eve girerken, avluda, bahçede bir yerlere saklanırdı sigara paketi.
Zararlarından söz edilse de, sinemalardaki oyuncuların, politikacıların, yakın çevrenin elinden düşürmediği sigara, hep özenilecek bir davranış gibi gelirdi bize.
Öyle resmi anlamda bir yasak falanda söz konusu olmadığından hastanelerde dahil, hemen her yerde içilirdi.
Bu konudaki ilk yasakların 1996 yılında otobüs, tren ve uçaklarda kullanımına getirildiğinde, herkes gibi benimde uygulanacağından kuşkum vardı. Öyle ya, moladan sonra otobüse oturur oturmaz yakılan yeni bir sigaranın keyfini kim alabilirdi elimizden.
Ama ne mutlu ki, alıştık hepimiz buna. Şimdi ne otobüslerde, ne de diğer toplu taşım araçlarında kullanıyoruz.
Aradan geçen on iki yıl sonra şimdi hepten yasaklanması, son yıllardaki en olumlu iş oldu.
Ama bence en güzeli, bu yasakların başlama tarihi. Yani, 19 Mayıs.
19.Mayıs.1919 Ata’nın Samsun’da başlattığı Kurtuluş savaşının tarihi. Ata o gün başlattığı mücadele ile Ulusumuzu Emperyalizmin elinden kurtarmıştı. 19.Mayıs.2008 in de ulusumuzun sigara alışkanlığından kurtuluşunun günü olarak tarihe geçmesini diliyorum.
Türkiye, yılda 20 milyar dolar yabancı sigaraya, 30 milyar dolarda sigaradan doğan hastalıkların tedavisine harcıyormuş.
Yıllardır özelleştirme diye sata sata bitiremediğimiz kuruluşlarımızdan elde ettiğimiz gelirin tamamının 20 milyar dolar bile olmadığını düşünürsek, söndüreceğimiz sigaralarla sağlayacağımız döviz tasarrufu da küçümsenecek gibi değil.
Eskiden politikacılar seçmenlerinin önemli(!) isteklerini, unutmamak için sigara kutularının üzerine yazarlarmış.
Bu kez alınan kararın sigara paketlerine değil, tüm ulus olarak beynimize yazılmasını diliyorum.
Ben bıktım bu şımarık sevgiliden. O beni değilse bile ben, o’nu terk ediyorum.
Yazar
Ömer Faruk Eryılmaz
Ucuzluğundan değil, moda olmasından dolayı içerdim Birinci’yi. Sonraları filitreli Samsun ve Camel’le devam eden bu birlikteliğim şimdilerde Viston’la sürüyor.
Ama bu “sevda”nın sonuna geldiğimi görüyorum artık.
Babam Yenice sigarasını ikiye bölerek, iki ayrı zamanda içerdi. 33 yıllık ömrünün son yıllarında da sağlığı içmesine izin vermemişti zaten.
Amcam da çok içerdi ama, esas “kör tiryaki” olan dayımdı. Uyanır uyanmaz yaktığı “Silahlı Kuvvetler” sigarasını ağızlığına yerleştirir ve bir daha da söndürmezdi.
İkisi de, yirmi yılı geçkin zamandır içmiyorlar.
Düşünüyorum da, içmeyen yoktu toplumda. İnsanların parmak araları, bıyıkları hep sarı sarıydı. Hatta büyüklerimiz mısır püskülünden sigara yapıp içtiklerini anlatırlardı, birazda öğünmeyle. Bakkalların taneyle sigara sattıkları söylenirdi.
Büyüklerin yanında değil içmek, konusu bile edilmezdi. Eve girerken, avluda, bahçede bir yerlere saklanırdı sigara paketi.
Zararlarından söz edilse de, sinemalardaki oyuncuların, politikacıların, yakın çevrenin elinden düşürmediği sigara, hep özenilecek bir davranış gibi gelirdi bize.
Öyle resmi anlamda bir yasak falanda söz konusu olmadığından hastanelerde dahil, hemen her yerde içilirdi.
Bu konudaki ilk yasakların 1996 yılında otobüs, tren ve uçaklarda kullanımına getirildiğinde, herkes gibi benimde uygulanacağından kuşkum vardı. Öyle ya, moladan sonra otobüse oturur oturmaz yakılan yeni bir sigaranın keyfini kim alabilirdi elimizden.
Ama ne mutlu ki, alıştık hepimiz buna. Şimdi ne otobüslerde, ne de diğer toplu taşım araçlarında kullanıyoruz.
Aradan geçen on iki yıl sonra şimdi hepten yasaklanması, son yıllardaki en olumlu iş oldu.
Ama bence en güzeli, bu yasakların başlama tarihi. Yani, 19 Mayıs.
19.Mayıs.1919 Ata’nın Samsun’da başlattığı Kurtuluş savaşının tarihi. Ata o gün başlattığı mücadele ile Ulusumuzu Emperyalizmin elinden kurtarmıştı. 19.Mayıs.2008 in de ulusumuzun sigara alışkanlığından kurtuluşunun günü olarak tarihe geçmesini diliyorum.
Türkiye, yılda 20 milyar dolar yabancı sigaraya, 30 milyar dolarda sigaradan doğan hastalıkların tedavisine harcıyormuş.
Yıllardır özelleştirme diye sata sata bitiremediğimiz kuruluşlarımızdan elde ettiğimiz gelirin tamamının 20 milyar dolar bile olmadığını düşünürsek, söndüreceğimiz sigaralarla sağlayacağımız döviz tasarrufu da küçümsenecek gibi değil.
Eskiden politikacılar seçmenlerinin önemli(!) isteklerini, unutmamak için sigara kutularının üzerine yazarlarmış.
Bu kez alınan kararın sigara paketlerine değil, tüm ulus olarak beynimize yazılmasını diliyorum.
Ben bıktım bu şımarık sevgiliden. O beni değilse bile ben, o’nu terk ediyorum.
Yazar
Ömer Faruk Eryılmaz
Toplam Yorumlar 0
Yorumlar
Yorum Yazın |
Toplam Trackbackler 0
Trackbackler
Ömer Faruk Eryılmaz Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları
- Terk etmedi sevdan beni (03.07.08)
- Suyu tersine akıtmak (03.07.08)
- STK lar ne iş yapar (03.07.08)
- Sav, Savuşmalıdır (03.07.08)
- Belki başka bahara (03.07.08)







