iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:25 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » Bloglar » SineMorfoz » Stalker ve Shining



Merhaba!

İmgelerin, görüntülerin, sembollerin; yani sanatın çıldırdığı bir dönemde yaşıyoruz. Günün her anında, her yerden zihnimize imgeler yükleniyor ve çoğunu sorgusuzca kabulleniyoruz. Çok azının gerçekten farkına varıyoruz.

Her gün izlediğimiz, ana haber bülteninde, gazetelerde, gazetelerin internet sitelerinde yer alan imgeleri düşünün. Bir insanın bomba sebebiyle parçalanmış bedeninin haberi verilirken, hemen ardından Britney Spears'ın 48. çocuğunu doğurduğu haberi geliyor. Ve biz her gün gördüğümüz ölüm haberiyle, gereksiz bir magazin haberini aynı anda izlemenin etkisiyle "alışıyoruz". Artık ölümler bizi üzmez oluyor. Bir insanın boğazının kesilmesi videosu cep telefonlarına kadar düşüp, duygusuzca izlenebiliyor.

İşte bu imgeler dünyasından kendimi sıyırıp size en büyük imge ve ideoloji dünyası "sinema" filmlerini konu alan bir blog oluşturmak istiyorum. Konunun dışında kalıp, her filmi kendi değerleriyle, kültürüyle değerlendirip belki biraz daha farklı bir bakış açısı yakalayabileceğimize inanıyorum; biraz daha düşündürücü ve sorgulayıcı...

Blogumda neler olacak? Biraz sinema, biraz dizi, biraz kitap ve müzik, kısaca içeriğinde sanat olan her şey... Bu blogta göreceğiniz, okuyacağınız her şey benim düşündüğüm, üzerinde tartıştığım ve kafamı kurcalayan konuları içeriyor.

Hadi bakalım; görmeye, yazmaya ve okumaya başlayalım!
Bu Başlığı Değerlendirin

Stalker ve Shining

08.06.08 , saat 15:18 de suje yazdı.
08.06.08 , saat 16:20 de suje tarafından güncellendi.
Stalker, her bir sahnesinin ışık, renk, gölge ve tonlamalar açısından kendi başına bir sanat eseri niteliği taşıyabilecek bir film. Açık, orta, koyu ton değerleri büyük bir ustalıkla işlenmiş. Filmin kurgusu 3 karakter üzerine kurulu. Bu karakterler ise farklı alanları temsil ediyor. “Sanat ve bilim”in çatışması, birbirlerine üstünlük kurma çabası, günümüzde sanat ve bilimin bulundukları nokta ve sonuca varamama, insanların her zaman içinde var olan hırs ve ben kimim sorusu tüm film boyunca bizi düşünmeye itiyor.

Neredeyse her sahnede göstergebilimsel olarak örnekler görüyoruz. İlk sahne, iz sürücünün evinde olduğu sahnede, tek başına duran sandalye görüyoruz. Sandalye yalnızlığı simgeliyor, iz sürücü eşini bırakarak gittiğinde sandalyede yer alarak bu imgeyi vurguluyor.

Kameraların kullanımı yönetmenin tarzını açıkça gösteriyor, bize olayı yaşatarak, içine alarak görmemizi sağlıyor. Bazı kamera kullanımları the Shining’te de benzerdi.

“Bilincim vejeteryanlık istiyor, dünyayı ikna etmek için. Ama bilinçaltım, bir parça kanlı et için çıldırıyor. Peki ben ne istiyorum?”

Konuşmalar kısa ve öz, gereksiz hiçbir kelime kullanılmamış sanki. Söylenilecek her söz özenle seçilmiş, ve söylenenler belli gruplara, insanlara, topluma, dünyaya göndermeler yapıyor. İç benliğimizde düşündüğümüz konuların en derin şekillerini yansıtmış Tarkovsky.

Stalker’da renkler sakin ve seçici olmasına karşın, the Shining’te canlı ve parlak renkler görüyoruz. Kırmızı tehlike anlarında, önemli konuşmaların yaşandığı zamanlarda ana renk olarak göze çarpıyor. Korku amaçlı karanlık odalar tercih edilmemiş, aksine daha parlak renkler, ışıklar göze çarpıyor.

Stalker’da da, Shining’te de doğanın yüceliği vurgulanıyor sanki. İkisinde de doğayı sergileyen uzun sahneler mevcut. Bir anlamda her ikisinde de bu, doğada yalnız olmak fikrini vurgular. Shining’te tek başına bir otel, doğa güzelliği olan bir bölgede yer alıyor. Shining aslında her zaman içinde var olan öldürme isteği, deliliğin bu yalnız kalma fikri ile ortaya çıkmasını anlatıyor. Uzun koridorlar, bitmek tükenmek bilmeyen labirentler dikkat çekiyor.

Tarkovsky ile Kubrick’in filmlerine baktığımda gördüğüm fark, onların yaşadığı kültürlerin farklı oluşunu net bir şekilde yansıtıyor. Kübrick Amerikan tarzı, kapitalist fikir ve biraz da piyasa filmi diyebileceğimiz klişeler kullanarak sanatını icra ediyor. Tarkovsky’de ise gerçekten sanat görüyoruz, her bir sahnenin tek tek işlenmesi, kullanılan sözler vb her şey Amerikan mantığından çok farklı. Ayrıca filminde kullandığı renk farkı, iz sürücünün yaşadığı yer siyah beyaz (hatta kahverengi tonları), olmayı istediği ve sevdiği yer renkli olarak çekilmiş ki bu onun toplumsal olarak sistemle ilgili düşüncelerini de ifade ediyor. Tek düzelilik, rutinleşmiş hayatlar…


Stalker ile ilgili dikkat çeken bir diğer nokta ise, bir anlamda yabancılaşma kavramını filminde işlemiş olması. Teknolojinin bize kolaylık sağlaması gerekirken aslında daha çok esir ettiği, daha çok çalışmak zorunda kalmamız vs gibi konular film karakterlerin yaşadıkları yalnızlığı, bıkkınlığı anlatıyor. Ve bu yabancılaşmadan kurtulmak için kendi benliklerini bulmaya çalışıyorlar.

Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resimin ismi:  Stalker_poster.jpg
Görüntüleme: 24
Büyüklüğü:  13,9 KB (Kilobyte)  Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resimin ismi:  The%20Shining.jpg
Görüntüleme: 23
Büyüklüğü:  84,8 KB (Kilobyte)  
Yayınlandığı kategori : Sinema Filmleri
Yorumlar 1 Trackbackler 0 Blog Başlığını E-Posta ile Gönder
Toplam Yorumlar 1

Yorumlar

Alt
Haluk Demirgüç - ait kullanıcı resmi (Avatar)
elinize saglık güzel bir çalışma olmuş teşekkür ediyorum
permalink
08.06.08 , saat 22:28 de Haluk Demirgüç yazdı. Haluk Demirgüç isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yorum Yazın Yorum Yazın
Toplam Trackbackler 0

Trackbackler

suje Tarafından Yazılan Son Blog Başlıkları