Nüve Forum

Nüve Forum (http://www.nuveforum.net/)
-   İslam hukuku (http://www.nuveforum.net/858-islam-hukuku/)
-   -   İslam'da Zenginlik Kavramının Tarif ve Sınırı (http://www.nuveforum.net/858-islam-hukuku/86438-islamda-zenginlik-kavraminin-tarif-siniri/)

Fehmide Zeytuna 25.04.09 15:13

İslam'da Zenginlik Kavramının Tarif ve Sınırı
 
Toplam 1 eklenti bulunuyor.
[coverattach=1]Zenginliğin Tarifi Ya da Fakirliğin Tavan Sınırı
Fakirle zengin arasında bir başka zümre olmadığından, elbette bir insan ya fakirdir veya zengindir. Bu noktada miskini de, ortak paydaları olan "muhtaçlık" ile fakir terimi içerisinde düşündüğümüz göz önünde bulundurulmalıdır.
Zenginliğin asgari düzeyine "nisab" tabir edilir. Bir diğer ifade ile "nisab"a sahip olan, zengin sayılır. Nisab, zorunlu ihtiyaçlarının dışında, kişinin sahip olduğu zekata tâbi malların herhangi birinden, hadislerle belirtilen miktardaki maldır. Meselâ para cinsinden 20 mıskal (dinar) (85 gr) altın, ya da 200 dirhem (641,5 gr) gümüş veya bu değerlerden birine denk başka para ya da ticaret malı, zekâta tâbi diğer mallardan da, yine fıkıh kitaplarında bildirilen miktarda varlığı olan kişi zengindir. "Zorunlu ihtiyaç" kavramına; oturulan evler, kullanılan ev eşyaları, giyilen elbiseler, kullanılan silahlar, mesleği olan zanaat için gerekli âlet ve edevat, binek olarak kullandığı at, araba vb., mesleğiyle ilgili olup istifade ettiği her türlü kitap, hizmetçi ve benzerleri dahildir.2'
Ancak, fakirle zengin arasında bir başka zümre olmamakla beraber, zengini iki kategoriye ayırmak mümkündür:
1. Zekâta tâbi serveti nisaba ulaşıp, zekât alması haram olduğu gibi, zekât vermesi de farz "lan zengin. Bu sınır "nisâb-ı ğinâ", yani zengnlik sınırıdır.
2. Zekâta tâbi serveti nisaba baliğ olmamakla beraber, evi, eşyası vb. mamelekinden kullanmadıklarının değeri nisaba ulaşan, zekât vermesi farz olmayan, ama alması haram olan zengin." Bu sınır da "Nisâb-ı istiğna", yani yeterlilik sınırıdır. Buna zengin yerine "varlıklı" demek daha uygun olur. Bunlarla ilgili teferruat, daha çok fıkıh kitaplarının zekâtla ilgili bölümlerini ilgilendirir. Hbû Ubeyd'in (224/858) ifadesi ile, "fıkıhçıların çoğu, zenginle fakiri, zekât alması helâl olanla olmayan diye ayırma görüşündedirler." O, meseleye biraz daha açıklık getirir: "Ben zenginlikle fakirliğin sınırını ayıran hadislerin değişik zamanlarda vârid oldukları görüşündeyim. Meselâ bazısı bu sınırı "sedâd" (tam ihtiyaçları karşılayacak kadar), bazısı yaşayacak kadar, bazısı elli dirhem, bir başkası 1 ûkıyyc, bir diğeri ise sabah ve akşam yemeği olarak gösterir. Bunların her birerlerini alıp benimseyen alimler vardır" Bunların en üst seviyesi olan "sedâd"ın dahi insanı zengin (ganî) kılmayacağı açıktır. Ancak bunların anlattığı ve bunlarla istenen şey ğani/zengin değil "müstağni/yeterli" olmak ve kolay kolay zekât, ya da bu günkü karşılığıyla sosyal güvenlik ivazı alan olmamaktır.
İbn Hazm ise, zenginliğin sınırı, insanın ihtiyacını karşılayabilme noktasıdır. "Kefâf miktarı varlığı olan kendisini korumuş, dolayısıyla zengin olmuş olur der. " Görüleceği üzere o, bu ifadesiyle "ğinâ"dan "istiğna'yı kastetmiş gibidir. Allah'ın Hz. Peygambere hitaben, "seni zen-gin/ğanî kılmadık mı?" sözünü de bu ifadesiyle beraber zikretmekle şunu demek istemiş olmalıdır: Allah Hz. Peygamberi "ganî" kıldığını söylüyor. Oysa onun yığın yığın servetinin olmadığını, kemmî ölçülerle zenginleşmediğini biliyoruz. Ama bu aynı zamanda insanlara muhtaç değildi (müstağni idi). Öyleyse "ğinâ"nın (zenginliğin) başlama noktası, "istiğna"nın oluştuğu nokta olmalıdır ki, bu da "kifayet" sınırıdır.

Kaynak
Prof.Dr:Faruk Beşer

» Nüve Forum » kütüphane » Din ve Felsefe » Dini İnanç Gelenek ve Akımlar » Müslümanlık » İslam hukuku »


Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:08 .

vBulletin® Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO
Nüve Forum® 2006 - 2015